MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, "Eminim ki bugün Atatürk sağ olsaydı ve bir partide bulunma ihtiyacı duysaydı tek bulunacağı adres MHP olurdu" demiş.
Eski bakanlardan birinin şöyle bir sözü vardı:
'Türkiye'de her meselede olduğu gibi Atatürk istismarı da had safhada. Atatürkçüler var, Atatürkçü geçinenler var ve Atatürk'ten geçinenler var."
Kimileri Atatürk'ü kendine doğru çekerken, kimileri ise yerini, yurdunu, mahallesini terk edip Atatürk'e doğru yol almakta…
Siyasetçilerin çoğunun MHP'li Karakaya gibi açıklamaları var.
Mesela…
Meral Akşener, 'Ömer'in yolunda Atatürk'ün izinden ayrılmayacağımıza söz veriyoruz' demişti.
Fatih Erbakan 'Allah bilir. Erbakan hocamız 'Atatürk yaşasaydı, milli görüşçü olurdu' sözünü ilgi çekmek için söylemedi. Neden? Atatürk, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte dışa bağlı olmadan, tam bağımsız bir ülke, millet olmamız için adımlar atmıştır" dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini gaf olarak da düşünebilirsiniz, 'Atatürkçülükte level atlamak olarak da…
Erdoğan'ı eleştirirken şöyle demişti Kılıçdaroğlu: '"Hadi, Mustafa Kemal Atatürk'ten korkmuyorsun, utanmıyorsun diyelim, bari Allah'tan kork."
Erdoğan da meseleyi Erbakan gibi izah etme yoluna gidiyor:
'Uzun yıllar Gazi'yi sahiplendiğini iddia eden bazı kesimler, maalesef, onu kendi marjinal ideolojilerine, günlük siyasetin kısır tartışmalarına alet etmişlerdir.
Oysa Gazi'nin hatırasına sahip çıkmak, bağımsızlığımıza, vatanımıza, bayrağımıza, Cumhuriyete ve ülkemizin bin yıllık medeniyet birikimine, Kurtuluş Savaşı ruhuyla sahip çıkmayı gerektirir.'
Ve bonus olarak sizi şaşırtacak bir Atatürk açıklaması bırakayım buraya:
"Kurtarıcı motif, tarihsel imge Mustafa Kemal ve onun tarihsel eylemselliğinin büyüklüğü kendisini gösterdi ve gösterecek. O bir mucizedir, ölümsüzdür. Uluslaşmada temel direktir. Türk halkının ortak bilincinde Sevr ve büyük kurtarıcı imgesi çok güçlü bir enerjiyle ortaya çıkmaya başladı."
Evet, bu sözlerin sahibi de PKK çizgisinde siyaset yapan HDP'nin vekillerinden Aysel Tuğluk.
Peki, Öcalan ne düşünüyor dersiniz?
'Bunlar Kemalist olmadıkları halde Kemalist olduklarını söylüyorlar, yalan söylüyorlar, neden gerçek fikirlerini ortaya koyamıyorlar? Ya gerçek Kemalist olsunlar ya da Kemalist olduklarını söylemesinler. Ben M. Kemal'in olduğu yerdeyim, O'nun kıyamet kopardığı noktadayım. Bunları dile getirdiğim zaman bana Kemalist oldu diyorlar.'
Öcalan için de bir bonus verelim…
'Mustafa Kemal'in 1920'li yıllarda oynadığı rolü 2000'li yıllarda oynayacak bir 'Kürt' Mustafa Kemal'e ihtiyaç vardır. Kemalizm'in güncelleştirilmesi dünya çapında bir ihtiyaçtır.'
Peki sizce Öcalan 'Kürt Mustafa Kemal'e ihtiyaç vardır' derken kimi işaret ediyor?
Ve son soru…
Gerçek Atatürk hangisi ve hangi partiye yakın?
AÇIK YEŞİLLER ÖNE
İşgalci çetenin Entegrasyon Bakanı Pnina Tamano-Shata, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ardından, israil'in kapıları Ukraynalı Yahudilere açılırken, Etiyopyalı Yahudilerin görmezden gelinmesine tepki göstermiş.
Tamano-Shata, "Burada Etiyopya'da Geri Dönüş Yasası'ndan yararlanmayı hak edenler için kimse ağzını açmadı. Bu beyaz adamın ikiyüzlülüğüdür" ifadesini kullandı.
Yahudiler üstün ırk; ama beyaz ve siyah Yahudiler arasında yine de fark varmış.
Aklıma bir Temel fıkrası geldi.
1970'li yıllardır.
Temel, Amerika'ya yerleştikten sonra otobüs şoförlüğüne başlamış.
Tabi otobüste beyazlar önde, siyahiler ise arkada oturuyor.
Her gün tartışma, her gün kavga.
Temel işe el koymuş: 'Bu sorunu kökünden çözmeye karar verdim' demiş.
'Bundan sonra siyah ve beyaz renk ayırımını kaldırıyorum. Hepiniz yeşilsiniz artık.'
İnsanlar karışık bir şekilde oturunca bu Temel'in hoşuna gitmemiş.
'Ama' demiş. 'Açık yeşiller öne, koyu yeşiller arkaya oturacak.'
İLAHİYATÇIYMIŞ
Cemil Kılıç diye biri var, sosyal medyada dikkati çekmek, gündeme gelmek için uçuk mesajlar paylaşan.
Geçenlerde şöyle yazmış:
'Bir ilahiyatçı olarak yazıyorum: Atatürk'ü sevmeyenin imanından kuşku duyarım.'
'Atatürk kimdir, iman nedir, kuşku nedir, sevgi ne anlama gelir, ilahiyat neye karşılık gelir?' gibi can sıkıcı soruları şimdilik bir tarafa bırakalım.
Dediğim gibi gündeme gelmek, gündemde kalmak için uçlarda dolaşmak zorunda olan bir zavallı kendisi.
Geçmişine biraz bakalım…
İlahiyat okumuş; ama yazılarında daha çok Alevi-Kızılbaş inancında olduğunu söyleyen biri. Solcu, ulusalcı, Kemalist yayın organlarında dolanmış durmuş.
Atatürk'e ilahlık atfeden şu sözler ona ait:
'Mustafa Kemal Atatürk'ü bir dine, mezhebe, coğrafyaya ve bir zaman dilimine sığdırabilmek mümkün değildir. O, öyle şeyler yapmıştır ki yaptıklarıyla evrensel ve zaman üstü bir kişilik olarak insanlığın ve tarihin idrakine nakşolmuştur.'
Bir de 'Biz Aleviler' diyerek Dersim Katliamı acısından söz edenlere ayar vermeye çalışıyor:
'Atatürk, Türk ulusunun kimliği, şerefi, varlığı ve dirliğidir. Nasıl ki Türk ulusu Atatürk'süz düşünülemezse Alevilik de onsuz düşünülemez. Atatürk'süz Alevilik, Ali'siz Alevilik çalışmalarının büründüğü çakal postudur. Unutmayalım ki, laik Atatürk cumhuriyetinin son bulmasında en büyük acıyı Aleviler yaşayacaktır. Mustafa Kemal aşkıyla yanıp tutuşan biz Aleviler…'
Hem inancından hem de gündeme gelme merakından dolayı Cemil Kılıç'ın sözlerini garip karşılamıyoruz.
Bu meselede dikkat çekici olan Cemil Kılıç'ın ne dedikleri değil, İlahiyat camiasının neden bu konuda bir şey demediği…
'Bir ilahiyatçı olarak…' diye başladığı ne İslam inancına ne de akıl ve mantığa sığan sözlerine karşılık cevap verecek bir ilahiyatçı yok mu?
'Bu zırvalamalara cevap verme gereği duymuyorlar' diyebilirsiniz; ama tutarlı değil.
'Kimi' ilahiyatçıların neredeyse girmediği konu yokken bu 'zırvalamalara' cevap vermemeleri iyi niyetle izah edilemez.
Bir taş da 'derin ilmi konularla' uğraştığını düşünenlere…
Fildişi kulelerden inip aşağıda neler olup bittiğine bakma zamanı gelmedi mi?
PSİKOLOJİK SAVAŞ
Rus devlet kanalı, Ukrayna'yı işgal savaşında şimdiye kadar Rusya'nın 145 İHA'yı ve 1300 tankı yok ettiğini yazmış.
'Biraz abartmış; ama savaşta psikolojik üstünlük için normaldir' diyorsunuz.
Hatta Ukrayna'nın da neredeyse her gün 1000 Rus askeri öldürdüğünü iddia ettiğinden söz ediyorsunuz.
Evet, argümanlarınız güçlü…
Ama ne derseniz deyin ortada büyük bir sorun var.
Öyle büyük ki, psikolojiyle, sosyolojiyle, biyolojiyle hatta jeoloji ile de izah edilmesi mümkün görünmüyor.
Neden mi?
Savaş başladığında Ukrayna'nın envanterinde 12 İHA vardı. 800 de tank.
Yani Rusya fazladan imha ettiği 133 İHA ve 500 tankı nasıl izah edecek?
Acaba savaş 'meta evrenine' mi taşındı?
Eğer öyleyse bir sorun yok; ama değilse…
Acaba Rusya kendi İHA'larını düşürüp tanklarını mı tahrip ediyor?
Tek mantıklı açıklama bu olabilir.