Öyle bir Tövbe et ki!

Öyle bir Tövbe et ki!

Zeynep AYKAN / Doğruhaber

Günah işlediğini bilmek dâhi insanda iman kırıntılarının olduğunun göstergesidir.
İnsanın tövbe edip günahlardan kurtulma imkânı vardır; ama maalesef nefsine mağlup olur.
Günahlarında ısrarda devam ederse imanın feyz ve ruhaniyeti gider, kalbi yavaş yavaş kararır-hastalanır, sezgileri azalır, yaratanla irtibatı kesilir. Yaratanla irtibatın kesilmesi rahmet kapılarının kapanması anlamına gelir. Yaptıklarının karşılığı olarak da azap gelir. Kurtuluş sadece tövbe istiğfarladır.  Tövbe istiğfar hem bu dünyada insanı kurtarır, hem ahirette. Bir insan ne kadar günah işlemiş olursa olsun tövbe istiğfar edip, salih ameller işlemeye başlar ve Allah yolunda yürümeye devam ederse Allah'ın izni ile o insan kurtuluşa erer. Hem ahiretini kazanır hem de bu dünyadaki sıkıntılarından yavaş yavaş kurtulmaya başlar. Bir kimse istiğfarı dilinden düşürmezse Allah ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.

( Kıssadan hisse )

Sa'lebe bin Abdurrahman adında genç bir Sahabe vardı. Bir gün yolda giderken, bir evin açık kapısından içeri baktığında, bir kadının yıkandığını gördü. Sonra çok pişman oldu. Medine'den çıkıp dağda yaşamaya başladı… Bir müddet sonra, Resûlullah efendimize Cebrâil aleyhisselâm gelip, durumu haber verdi.

Peygamber Efendimiz de hazret-i Ömer ile Selmân-ı Fârisî hazretlerine onu bulup getirmelerini emretti. Bunun üzerine genci aramaya çıktılar…

Dağda bir çoban, onları gencin bulunduğu yere götürdü. Genç, Hazret-i Ömer'i görünce hemen sordu:

“Resulullah efendimiz benim günahımı biliyor mu?”

“Bilmiyorum. Ancak dün seni bulmamız için bizi gönderdi.”

“Yâ Ömer, beni Resûlullah efendimiz namaz kılarken veya Bilâl-i Habeşî ezan okurken içeri götürün!” 

İstediği gibi hareket ettiler. Resûlullah efendimiz namaz kılarken mescide girdiler. Genç, Resûlullah Efendimizin sesini duyunca, hemen bayıldı. Namazdan sonra Peygamber Efendimize

“Sa'lebe'yi getirdik” dediler.

O arada o da ayıldı. Resûlullah Efendimiz sordu:

“Yâ Sa'lebe seni benden uzaklaştıran nedir?”

“Günahımdır” dedi Sa'lebe

“Sana öğretmedim mi? Allahü Teâlâ hata ve günahları bağışlıyor.”

Sa'lebe, büyük bir pişmanlık ve umutsuzluk içindeydi:

“Yâ Resûlallah benim günahım büyüktür.”

Peygamber efendimiz, Allah Teâlâ'nın rahmetinin çok olduğunu beyân buyurarak, evine gitmesini söyledi… O da gitti.

Ancak üzüntüsünden hastalandı. Peygamber Efendimize, gencin durumu bildirildi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz;

“Kalkınız Sa'lebe'ye gidelim”, buyurdu.

Evine varınca, Peygamber Efendimiz, gencin başını kucağına aldı. Fakat genç başını hemen çekti.

Resûlullah Efendimiz, “Niçin başını kucağımdan çektin?” diye buyurunca;

“Yâ Resûlallah o baş sizin mübarek kucağınıza lâyık değildir”, dedi Sa'lebe

Sonra Resûlullah ( s a v )  Efendimiz sordu:

“Ne arzu ediyorsun?”

“Rabbimin mağfiretini.”

Efendimiz buyurdu:

“Cebrâil aleyhisselâm şimdi geldi ve “Ey kardeşim, Rabbin sana selâm ediyor ve şayet kulum yer dolusu hata ile bana kavuşursa, ben de onu yer dolusu mağfiret ile karşılarım” buyuruyor, dedi.

Peygamber efendimiz bu haberi verir vermez, genç “Allah” diye feryat edip hemen vefat etti.

Cenaze namazından sonra, Peygamber Efendimiz, parmak uçlarına basarak yürüyordu. Sebebi sorulduğunda buyurdu ki:

Sa'lebe'yi karşılayan meleklerin sayısı o kadar çoktu ki, onların kanadına basmayayım diye bu şekilde yürüyorum. Allahü Teâla, günah işleyip pişman olanı istiğfar etmeden önce affeder.

En Çok Okunanlar