İşgalci israil Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Israel Katz’ın cuma akşamı Kassam Tugayları Genel Komutanı İzzeddin el-Haddad’ın hedef alındığını duyurması, Gazze’deki ateşkes sürecini yeni bir krizin eşiğine taşıdı. Söz konusu gelişme, geçen ekim ayında imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen yaşandı.
Haddad, eşi ve kızı cuma akşamı Gazze kentindeki Remel Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesine düzenlenen israil hava saldırısında şehit oldu. Aynı saldırılarda toplam yedi Filistinli şehit oldu.
Sahadaki kaynaklar, israil savaş uçaklarının Remel Mahallesi’ndeki el-Mu‘tez Apartmanı’nı hedef aldığını, saldırıda dört kişinin şehit olduğunu ve 20’den fazla kişinin yaralandığını aktardı. Ayrıca israile ait bir insansız hava aracının Gazze’nin merkezindeki el-Vahde Caddesi’nde sivil bir aracı vurduğu, burada da üç kişinin şehit olduğu belirtildi. Soykırımcı israil Savunma Bakanlığı suikastin doğrudan Netanyahu ve Katz’ın talimatıyla gerçekleştirildiğini açıkladı.
10 Ekim 2025’te imzalanan Şarm eş-Şeyh anlaşması sonrası soykırımcı israil suikastlarını sürdürdü. Bunlardan en dikkat çekeni, Kassam’ın askeri üretim sorumlusu Raid Saad’ın şehit edilmesi oldu. israil, Saad’ı 13 Aralık’ta şehit etti.
israil sözde ateşkes sürecinde ayrıca Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri’ne bağlı saha komutanlarını da hedef alan çok sayıda saldırı gerçekleştirdi. Özellikle şubat ayı sonlarında başlayan ABD-israilin İran’a yönelik savaşı sonrası Gazze’ye yönelik saldırıların temposu daha da arttı.
Son iki haftada israil medyasında ve yetkililerinin açıklamalarında Hamas’ın yeniden güç kazandığı ve askeri kapasitesini toparladığı yönündeki söylemler yoğunlaştı.
Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerin başarısız olması nedeniyle Filistinliler, Gazze’de daha geniş çaplı bir soykırım savaşının yeniden başlayabileceğinden endişe ediyor.
Suikastın, Gazze’de ateşkes görüşmelerinin kritik aşamasında direniş üzerinde baskı kurma ve müzakere sürecini israil lehine şekillendirme amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
Son dönemde israil medyasında Hamas’ın askeri kapasitesini yeniden toparladığı yönündeki söylemlerin artırılması da yeni saldırı dalgasının hazırlığı olarak yorumlanıyor.
Soykırımcı israil tarafının, Gazze’deki saldırıları “direnişin silahsızlandırılması” başlığı altında meşrulaştırmaya çalıştığı ve ateşkes sürecini bu eksende yeniden şekillendirmeyi hedeflediği belirtiliyor.
Gazze’deki direniş yapılarının ise uzun yıllardır suikast senaryolarına karşı örgütsel hazırlık geliştirdiği ve lider kadrolara yönelik saldırılara rağmen faaliyetlerini sürdürdüğü ifade ediliyor.
HAMAS’TAN ARABULUCULARA HAREKETE GEÇİN ÇAĞRISI
Hamas, soykırımcı israilin İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı İzzeddin el-Haddad’a yönelik suikastını “bir suç” olarak nitelendirerek, bu durumun arabulucuları ve uluslararası toplumu Tel Aviv’i ateşkes anlaşmasının maddelerine uymaya zorlamakla yükümlü kıldığını açıkladı.
Kassam Tugayları Komutanı Haddad’ın israil saldırısında, eşi, kızı ve başka sivillerle birlikte hedef alındığı belirtilerek, “Haddad'ın, hain ve korkakça bir suikast sonucu şehit olduğu” kaydedildi.
Açıklamada, Haddad’ın hedef alınmasının “siyasi ve sahadaki gerçekleri güç kullanarak elde edemeyen işgal devletinin cinayet ve baskı yoluyla dayatma girişimlerinin bir parçası” olduğu ifade edildi.
Haddad’ın Kassam Tugayları’nın Komutanı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Haddad’ın “işgale direniş ve mücadele alanlarında ömrünü harcayan güçlü bir komutan modeli” olduğu ve Gazze’deki direniş yapısının önemli isimlerinden biri olarak görev yaptığı vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, Haddad’ın “mücadele meydanlarında son ana kadar geri çekilmeden, halkını, vatanını ve mukaddesatını savunarak” hayatını sürdürdüğü ifade edildi.
Suikastın “işgalin uluslararası hukuk ve sözleşmelere yönelik açık bir saygısızlığı ve suç niteliğini bir kez daha ortaya koyduğu” belirtilen açıklamada, saldırıların Filistin halkının iradesini kırmayı hedeflediği vurgulandı.
ATEŞKES DELİK DEŞİK OLDU
Soykırımcı israil sözde Gazze ateşkesini sadece saldırılarla ihlal etmiyor sahada da anlaşmaya göre çekilmesi gereken noktalarda işgalini daha da derinleştiriyor.
Soykırımcı israil Başbakanı Binyamin Netanyahu, israil güçlerinin şu anda Gazze Şeridi'nin yüzde 60'ını kontrol ettiğini itiraf etti.
Söz konusu açıklama, israil işgal güçlerinin Filistin topraklarında Ekim ayında varılan ateşkes planında öngörülenden daha geniş bir alanı işgal altına aldığını resmi olarak teyit etmiş oldu.
"Gazze'den çekilmeye yönelik çağrıları dinlemediklerini" söyleyen Netanyahu "Çekilmedik ve bugün bölgenin yüzde 60'ını kontrol ediyoruz, yarın ne olacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı.
Soykırımcı israil ile Hamas arasında Ekim ayından bu yana yürürlükte olan ateşkes şartlarına göre, israil güçlerinin Gazze'de "Sarı Hat" olarak adlandırılan hatta çekilmesi ve bölgenin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol etmesi gerekiyordu.
Netanyahu'nun açıklamaları, israilin "Turuncu Hat" olarak adlandırılan yeni bir hatta doğru ilerlediğine ilişkin haberlerin ardından, ordunun sahadaki varlığını genişlettiğine dair ilk resmi işaret oldu.
HÜDA PAR’DAN ARABULUCULARA: DAHA NEYİN YAŞANMASINI BEKLİYORSUNUZ?
HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, Kassam Tugayları komutanlarından İzzeddin el-Haddad’ın İsrail saldırısında şehit edilmesine ilişkin açıklama yaptı.
İmir açıklamasında, “Kassam Tugayları’nın yiğit liderlerinden İzzeddin el-Haddad’ın, düzenlenen kalleşçe bir saldırıda eşi ve kızıyla birlikte şehid edildiğini büyük bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Haddad’ın, Muhammed el-Dayf, Yahya Sinvar ve Muhammed Sinvar gibi isimlerin silah arkadaşı olduğunu belirten İmir, “Cephede siyonistlere boyun eğdiren, destansı operasyonların başında duran aziz ve yiğit bir komutandı” dedi.
HÜDA PAR’lı İmir, “Büyük komutanın, aziz eşinin ve masum evladının şehadeti dolayısıyla başta Hamas olmak üzere tüm şerefli Filistin halkına en kalbi taziyelerimizi iletiyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, “Şundan zerre kadar şüphemiz yoktur ki; canlarıyla, mallarıyla ve evlatlarıyla bu topraklarda ödenen hiçbir fedakarlık boşa gitmeyecektir. Filistin, o asil halkıyla ve destansı direnişiyle siyonist zorbalığa asla boyun eğmeyecek, teslimiyeti tanımayacaktır” denildi.
İmir, 10 Ekim’de ilan edilen sözde ateşkesten bu yana Gazze’de işgalin adım adım ilerlediğini ve her gün yeni suikastların yaşandığını belirterek, bunun “siyonist barbarlığın sınır tanımayan yüzünü” ortaya koyduğunu ifade etti.
Açıklamada ayrıca, Hamas’a “Esirleri verin, garantörünüz biz olacağız” diyerek taahhütte bulunan ülkelerin bugün yaşanan saldırılar karşısında sessiz kaldığı belirtildi.
İmir, “Her gün birer ikişer işlenen bu suikastler, siyonistlerin anlaşmaya göre derhal çekilmek zorunda oldukları Gazze topraklarının yüzde 60’ını hala küstahça kontrol altında tuttuklarına dair açıklamaları bir ateşkes ihlali sayılmıyorsa, daha neyin yaşanması beklenmektedir?” ifadelerini kullandı.
HÜDA PAR açıklamasında, “Bu derin sessizlik, bu kör tepkisizlik, işlenen soykırıma ve dökülen kana verilmiş açık bir onay anlamına gelecektir” denildi.
Açıklamanın sonunda ise “sözde garantörlük iddiasında bulunan tüm aktörler” tarihi sorumluluklarını yerine getirmeye çağrıldı.
SÖZDE BARIŞ KONSEYİ SİYONİSTLERİN YIKTIĞI GAZZE’Yİ FİLİSTİNLİLERİN PARASIYLA İNŞA EDECEK
Arabulucular müzakere masasında da Gazze’yi yalnız bıraktı. Bilgilendirilmiş kaynaklar, ABD yönetiminin soykırımcı israilden kesilen Filistin vergi gelirlerinin bir bölümünün Donald Trump tarafından kurulan ve 12 Müslüman ülkenin yer aldığı “Barış Konseyi”ne aktarılmasını talep etmeyi değerlendirdiğini açıkladı.
Kaynaklara göre Trump yönetimi henüz İsrail’e resmi bir talep sunma konusunda nihai kararını vermedi ancak perde arkasındaki görüşmeler sürüyor. Masadaki öneriler arasında, söz konusu fonların bir kısmının ABD destekli geçici Gazze yönetimine, bir kısmının ise kapsamlı reformlar yapması şartıyla Ramallah’taki Filistin Yönetimi’ne aktarılması bulunuyor.
Filistin Yönetimi verilerine göre israilin alıkoyduğu vergi gelirlerinin toplamı yaklaşık 5 milyar dolara ulaştı. Bu fonların tutulmaya devam edilmesi Batı Şeria’daki mali krizi derinleştirirken, yönetimin maaş ve kamu hizmetleri yükümlülüklerini yerine getirmesini de tehdit ediyor.
Söz konusu gelişmeler, yeniden inşa planının maliyetinin yaklaşık 70 milyar dolar olarak hesaplandığı bir dönemde yaşanıyor
Siyasi ve sahadaki gelişmeler kapsamında Filistinli grupların liderleri, gelecek salı günü Mısır’ın başkenti Kahire’de geniş katılımlı bir toplantı yapılacağını duyurdu. Toplantıda ABD destekli barış planının ikinci aşamasına geçişe ilişkin müzakerelerin ele alınması bekleniyor.
Kaynaklar, görüşmelerin hala soykırımcı israilin öne sürdüğü “direnişin silahsızlandırılması” şartına takıldığını belirtti. Barış Konseyi’nin Gazze temsilcisi Nikolay Mladenov’un da bu talebi temel şart olarak gündeme getirdiği ifade edildi.
Filistinli gruplar ise silahsızlandırma şartının gerçek bir ilerleme önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirtiyor. Arabulucuların israiii ilk aşama yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayamamasının da krizi büyüttüğü belirtiliyor.
Hamas müzakere heyeti ise silah meselesinin hiçbir koşul altında pazarlık konusu olmayacağını vurguladı. Hareket, Kahire’deki arabuluculara silah bırakmanın direniş projesinin sona ermesi anlamına geldiğini ve hiçbir Filistinli liderin bunu kabul edip imzalayamayacağını iletti.
Barış Konseyi, vergi gelirlerinin kullanılacağı yönündeki haberler hakkında resmi yorum yapmayı reddediyor
Soykırımcı israilin, eski ekonomik anlaşmalar çerçevesinde Filistinliler adına ithalat vergilerini topladığı ancak bu fonları siyasi baskı aracı olarak kullandığı biliniyor. Filistin hazinesinin bu gelirlerden mahrum bırakılmasının, işgal altındaki topraklarda yaşanan ekonomik krizin temel nedeni olduğu ifade ediliyor.
Kaynaklara göre hiçbir Filistinli lider, adı veya siyasi ağırlığı ne olursa olsun, direnişin silahsızlandırılması yönünde bir karar almaya cesaret edemeyecek. Çünkü bunun ulusal projenin resmen çöküşü anlamına geldiği değerlendiriliyor.





