Bir millet, uzun yıllar başka bir milletin egemenliği altında yaşadığında; kendi inanç ve kültüründe evrim yaşar. Bu değişimler genelde hakim düzenin inanç ve anlayışlarına meyilli bir şekilde gelişir. Belli bir proje ile yürütülmemiş olsa bile; planlı devrimlerden daha etkili bir değişim sürecidir bu. Uzun süre firavun zulmünde kalan İsrail oğulları örneğinde bu gerçeği net bir şekilde görebiliriz.

Ülkemiz Müslümanları içerisinde de bu süreci birebir yaşayanlar olduğunu esefle müşahede ediyoruz. Özellikle de kendi anlayışına göre kendini 'kabuğunu kırmış' gören modern müslümanlar –ki onlara müslüman deyişim kendi iddiaları üzerinedir- bu evrim sürecini neredeyse tamamlamış görünmektedirler. Öyle ki artık hakiki olanlarından fark edilemiyorlar. Hakim düzenin has kullarına taş çıkarırcasına sahte ilahlarını cilalayıp parlatıyorlar.

'Demokrasi' konusuna değineceğim.

Evrim sürecini tamamlayarak modern hale gelen bu müslüman! Kişiler; -belki de geçmişlerindeki izlerini de kaybettirmek amacıyla- canhıraş bir gayretle `Demokrasi` ye sarılmışlar. Bir kere baştan söylemek lazım; Demokrasi bizim putumuz değildir.

'Ey Musa bize de bu putlardan benzerini yap' diyen israiloğulları gibi; bizimkiler de onu başka yerlerde görmüşler; beğenip bize getirmişler. Getirene kadar da kısmen yontmuşlar, kısmen boyamışlar. 'Keyfe ma yeşa' bir halde 'aha bu tam sana göre oldu' diye yıllardır millete giydirmeye çalışmışlar. Olmuş mu? Hayır. Onların dedikleri sadece kendilerini bağlamış. Takan da takılan da olmamış.

Ancak bu evrimleşip benzeşen kişiler de bu puta sahip çıkınca iş değişiyor. Millet bunların evrimleştiğini fark edemiyor; onları hala müslüman aydın sanıyor; kendini kaptırıyor. Hatibin hutbede Kur`an`dan bir ayet okuması gibi bu adamlar da her konuşmalarında, her yazılarında demokrasi ile başlıyorlar; demokrasi ile bitiriyorlar. Ortası mı? Biraz insan hakları, biraz eşitlik, adalet; tehlike anlarında da buna ilaveten birlik beraberlik...

'Sen demokrasi ne demektir anlamamışsın' seslerini duyar gibi oluyorum. Zaten kavramlar o kadar karıştırılmış ki; nerdeyse minberlerde laiklik hutbesi verilecek. Meğer demokrasi zaten İslam`da varmış. Hem de alasıyla. Peki beyefendiler! O zaman neden 'İslam' diyemiyorsunuz da 'demokrasi' diyorsunuz? Utanıyor musunuz? Yoksa korkuyor musunuz? Boşuna açıklamaya çalışmayın. Her halinizle berbatsınız. Her halinizle zavallı…

Bir kere demokrasi benim anladığım gibi ise, Türkiye`de zaten demokrasi bir gün bile ayakta kalamaz. Nasıl mı?

Türkiye`de demokrasi varsa; herkes de demokratik haklar çerçevesinde nasıl ve kimin tarafından yönetileceğine karar verebiliyorsa; bir referandum düzenleyelim. Halka 'İslam mı istiyorsun demokrasi mi?' diye soralım. Bakalım halk ne diyecek. Eğer gerçekten demokrasi varsa; ülkede yüzde elliden bir fazlası 'İslam' dediği anda demokrasi ortadan kalkar. Hiçbir süper zekalı da kalkıp diyemez 'sistem elden gidecek, bu seçim olmadı.' diye. Eğer böyle bir seçim yapılırsa halkın yüzde ellisinden fazlasının İslam`ı isteyeceğinden de eminim. Ama öyle bir seçim olmaz, yapılmaz. Çünkü bu sistemde 'daha eşit' konumunda olan 'soylular'(!) tarafından 'kendi kendini yöneten halkın' yetkilerine de sınırlar koyulmuş.

Hatta daha basiti; halkın geneli, örtünmenin serbest olmasını istediği halde, demokrasinin bir kerameti olarak azınlık çoğunluktan çok görünür ve örtü serbest olmaz. Demek ki, Demokrasi de, halkın yönetimi lafları da hikaye.

Haklısınız; milletin yaptığı bir seçim var. Ama neyi seçiyoruz? Kötülerin içinden en az kötüsünü... Yani en azından şimdiye kadar bir namussuzluğunu, sahtekarlığını, din düşmanlığını görmediğimiz birisini seçmeye çalışıyoruz. Mahkûmlar gardiyanları, idam cezalıları cellatlarını seçmiş. Ne güzel bir memleket… Daha ne istiyoruz?

Siz hiç, bir köy bakkalından domates almak zorunda kaldınız mı? Özellikle bir Pazar günü... Kasanın altına doğru her birinin bir yarısı bozulmuş ve büzülmüş domateslere bakıyorsunuz. O sırada dükkancı size bakıyor ve diyor. 'Seç abi seç.' Sonra eline bir domates alıyor kendince sağlamından; 'bak' diyor. 'Çok iyi bunlar.' Öbür tarafı da kesin bozuktur ya ne yapacaksınız. Mecbursunuz almaya. Bildiğiniz halde onu da atıyorsunuz poşetin içine. Zaten bir de 'yerli' dedi mi; tamamdır. Sanki yerli olanın çürük olmaya özel bir hakkı varmış gibi. Tıpkı seçimlerde 'oyunu kendine ver' paranoyasıyla, bizim yerli çürükleri seçmeye sürüklendiğimiz gibi. Sonuç da yerli değil mi? Demokrasi de var. O zaman ne bekliyorsun… Seçsene abi.