ABD ile İran İslam Cumhuriyeti arasında ilan edilen ateşkes ve varılan mutabakata rağmen soykırımcı israil, Güney Lübnan'dan çekilmeyeceğini açıkladı.
israil Savunma Bakanı Israel Katz, israil ordusunun Lübnan'ın güneyinde, Gazze'de ve Suriye'de işgal altında tuttuğu bölgelerde süresiz olarak kalacağını söyledi.
Katz, soykırımcı Başbakan Binyamin Netanyahu'nun bu tutumu ABD Başkanı Donald Trump ve üst düzey Amerikalı yetkililere ilettiğini, kendisinin de ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile yaptığı görüşmede aynı mesajı verdiğini iddia etti.
Açıklama, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'in duyurduğu ve Lübnan'da ateşkesi de kapsadığı belirtilen ABD-İran mutabakatının ardından geldi.
ARAKÇİ: israil LÜBNAN’DAN ÇEKİLMEDEN SAVAŞ SONA ERMEYECEK
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ve Lübnan cephelerinin birbirine bağlı olduğunu vurgulayarak, Lübnan'daki savaşın sona ermesinin İran'daki savaşın sona ermesinin bir gereği olduğunu ifade etti.
Mutabakatın taraflarının bir yanda ABD ve israil, diğer yanda ise İran ve Hizbullah olduğunu söyledi. israilin Lübnan'dan çekilmeden savaşın sona ermeyeceğini belirten Arakçi, bu konunun anlaşmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Arakçi ayrıca bundan sonra israilin Lübnan'a yönelik gerçekleştireceği herhangi bir askeri saldırının, ABD ile yapılan mutabakat zaptının ihlali anlamına geleceğini ifade etti.
Bu kapsamda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.
Görüşmede Lübnan ve bölgedeki son gelişmeler ile İran ile ABD arasında varılan anlaşmanın maddeleri ele alındı.
Arakçi, Berri'ye anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgi verirken, özellikle israilin Lübnan'a yönelik saldırılarının durdurulmasına ilişkin maddenin ilk günden itibaren yürürlüğe girmesi ve 60 günlük müzakere süreci boyunca uygulanması gerektiğini vurguladı.
İranlı Bakan, bu maddenin uygulanmasının ve tarafların buna uymasının sağlanmasından ABD ile mutabakatın garantörlerinin sorumlu olduğunu söyledi.
HİZBULLAH: 2 MART ÖNCESİNE DÖNÜŞ YOK
Hizbullah da yaptığı açıklamada Lübnan'da 2 Mart 2026 öncesindeki duruma dönülmesini kabul etmeyeceğini vurguladı.
Hizbullah yayımladığı açıklamada, "İsrail düşmanı şunu anlamalıdır ki 2 Mart 2026 öncesine dönüş söz konusu değildir. Vatanı ve halkını koruyan direniş, ülkenin egemenliğine ve halkının kanına yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmeyecektir" ifadelerini kullandı.
Açıklamada, "Direniş, israilin tamamen çekilmesi ve esirlerin serbest bırakılmasına kadar Lübnan'ın topraklarını, halkını ve egemenliğini savunma hakkına bağlı kalacaktır" denildi.
Hareket anlaşmanın Lübnan topraklarının tamamen kurtarılması, esirlerin geri dönmesi, yerinden edilen vatandaşların evlerine dönüşü ve savaşta yıkılan bölgelerin yeniden inşası için yeni bir aşamanın başlangıcı olduğunu belirtti.
Ancak Hizbullah, Güney Lübnan'daki vatandaşlardan dönüş konusunda acele etmemelerini ve yetkililerin güvenli dönüş talimatlarını beklemelerini istedi.
Ayrıca Lübnan makamlarının şimdiye kadar izlediği politikaları gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, doğrudan müzakerelerin başarısız olduğunu ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamada, "Bu aşama ulusal birlik gerektiriyor. Lübnan yönetimi geçmiş deneyimlerden ders çıkarmalı ve başarısız hesaplardan uzak durmalıdır" ifadeleri kullanıldı.
Hizbullah'a yakın bir parlamento kaynağı da anlaşmanın İran'ın diplomatik ve askeri baskıları sayesinde elde edildiğini belirtti.
Kaynak, Hizbullah'ın ateşkese bağlı kalacağını ancak israilin herhangi bir ihlaline aynı şekilde karşılık verileceğini söyledi.
KAANİ: HİZBULLAH’I YENEMEZLER
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, israilin Lübnan'a yönelik saldırısının ardından İranlı müzakere heyetinin düşman ve arabulucular karşısında kararlı bir tutum sergilediğini açıkladı.
Lübnan dosyasında sergilenen kararlılığın, sahadaki ve diplomasideki isimlerin de direnişin mensupları olduğunu kanıtladığını ifade etti.
Kaani, Hizbullah'ın İran'ın yanında yer aldığını ve ABD-israil saldırganlığına karşı koyduğunu belirterek, "Hiç kimse Hizbullah'ın karşısında duramaz" dedi.
Hizbullah'ın ortaya koyduğu gücün sadece küçük bir bölümünün görüldüğünü söyleyen Kaani, bugüne kadar sergilenen kapasitenin "buzdağının görünen kısmı" olduğunu ifade etti.
ABD ve israili hedef alan açıklamalarında Kaani, "ABD ve israil rejiminin suçlularına, güçlerinin zirvesindeyken bile direnişle çatışmaya girmemelerini tavsiye ediyoruz; çünkü onu yenmeye güçleri yetmez" dedi.
TRUMP’IN SURİYE PLANI
Trump, Fransa'da düzenlenen G7 Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, soykırımcı israilin Beyrut'a yönelik saldırısından memnun olmadığını Tel Aviv yönetimine ilettiğini ve “Hizbullah'la mücadelede’’ israil yerine Suriye'nin devreye girmesini önerdiğini söyledi.
Trump, "israil'e Beyrut'a yönelik saldırıdan rahatsız olduğumu söyledim. Hizbullah'la İsrail yerine Suriye'nin ilgilenmesini önerdim" dedi.
Lübnan ile Suriye arasındaki ilişkiler onlarca yıl boyunca sıradan komşuluk ilişkisinin çok ötesinde oldu.
1976 yılında Lübnan İç Savaşı sırasında Suriye ordusu Lübnan'a girdi ve yaklaşık 30 yıl boyunca ülkede etkili bir askeri ve siyasi varlık sürdürdü.
Şam yönetimi uzun yıllar Lübnan siyasetinin en güçlü belirleyicilerinden biri olarak görüldü. Cumhurbaşkanlarından başbakanlara kadar birçok kritik kararın Suriye'nin etkisi altında alındığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Ancak 2005 yılında eski Lübnan Başbakanı Rafik Hariri'nin Beyrut'ta suikasta uğraması dengeleri değiştirdi.
Hariri suikastının ardından Lübnan'da başlayan büyük gösteriler ve uluslararası baskılar sonucunda Suriye ordusu aynı yıl Lübnan'dan çekilmek zorunda kaldı. Bu süreç "Sedir Devrimi" olarak tarihe geçti.
O tarihten sonra Şam'ın Lübnan üzerindeki etkisi azalsa da iki ülke arasındaki güvenlik, istihbarat ve siyasi bağlar hiçbir zaman tamamen kopmadı.
Soykırımcı israilin Gazze, Lübnan ve Suriye'deki operasyonları sonrasında Arap kamuoyunda oluşan tepki giderek büyürken Washington'un yeni bir formül arayışına girdiği değerlendiriliyor.
Trump'ın Suriye kartını gündeme getirmesinin bir nedeni de israilin Lübnan'daki doğrudan operasyonlarının oluşturduğu siyasi maliyeti azaltmak olarak değerlendiriliyor
Özellikle Beyrut'a yönelik saldırılar, birçok Arap ülkesinde ve Lübnan içinde büyük tepki toplarken, Hizbullah'a karşı olası baskının bir Arap ülkesi üzerinden yürütülmesi israilin daha fazla hedef haline gelmesini önleyebilecek bir seçenek olarak görülüyor.
Lübnan ile Suriye arasındaki en önemli sorunlardan biri ise bugüne kadar tam anlamıyla çözülemeyen sınır meselesi.
Özellikle Şebaa Çiftlikleri bölgesi onlarca yıldır tartışma konusu olmaya devam ediyor. Lübnan, bölgenin kendisine ait olduğunu savunurken İsrail işgal altında tutuyor. Suriye ise geçmişte bölgenin statüsü konusunda net bir sınır belirleme sürecine gitmedi.
Ayrıca iki ülke arasındaki birçok kara sınırı da tam olarak çizilmiş değil. Bu durum yıllardır kaçakçılık, silah geçişleri sorunlarına yol açıyor.
Hizbullah'ın silah ve lojistik hatlarının önemli bölümünün de uzun yıllar Suriye üzerinden geçtiği biliniyor.
Şam’a ise bu müdahaleyle Lübnan’da kaybettiği rolü geri kazanacağı mesajı veriliyor.
ABD BUNU SURİYE’YE RESMİ OLARAK TEKLİF ETTİ
Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, ABD'nin Şam yönetimine Lübnan'a müdahale etme önerisinde bulunduğunu ancak Suriye'nin bu teklifi reddettiğini açıkladı. Zeydan, Suriye'nin Lübnan'daki herhangi bir askeri veya güvenlik müdahalesinin parçası olmayacağını vurguladı.
Al Arabiya'ya verdiği röportajda konuşan Zeydan, Suriye'nin Lübnan devletinin ülke topraklarının tamamında otoritesini tesis etmesini desteklediğini belirtti. Lübnan hükümetine desteğin askeri müdahalelerle değil, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve meşru otoritenin desteklenmesiyle sağlanabileceğini ifade etti.
Zeydan, Şam'ın Lübnan'ın istikrarını bölgesel açıdan önemli gördüğünü ancak devletlerin iç işlerine müdahale etmeme ve egemenliğe saygı ilkesine bağlı kaldığını söyledi.
Suriye'nin, Lübnan'ın istikrarını bölgesel istikrarın bir parçası olarak gördüğünü belirten Zeydan, Lübnan'ın egemenliğini aşacak herhangi bir rol veya düzenlemeye geri dönülmesini istemediklerini söyledi.
AHMET ŞARA: LÜBNAN’A GİRMEYECEĞİZ
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Suriye'nin Lübnan'ın iç işlerine müdahale edeceğine yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek iki ülke arasındaki ilişkilerde önceliğin istikrar ve ekonomik iş birliği olduğunu vurguladı.
Şam kırsalında kanaat önderleri ve ileri gelenlerle bir araya gelen Şara, bölgesel gelişmeler ve Suriye-Lübnan ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Son dönemde gündeme gelen müdahale iddialarına değinen Şara, "Hâlâ Suriye'nin Lübnan'a müdahale edeceğine dair çeşitli söylentiler ortaya atılıyor. Ancak bunlar doğru değildir." dedi.
Lübnan'ın savaşlar ve siyasi krizler nedeniyle hassas bir dönemden geçtiğini belirten Şara, yaşanan gelişmelerin hem Lübnan'ı hem de Suriye'yi etkilediğini ifade etti.
Şara, iki ülke arasında geçmişten kalan bazı sorunların bulunduğunu belirterek, Lübnan tarafında Suriye'nin geçmiş müdahalelerine ilişkin olumsuz hatıraların varlığını kabul etti.
Suriye yönetiminin yaklaşımının net olduğunu vurgulayan Şara, "Biz her zaman savaşın durdurulmasını, devlet kurumlarının güçlendirilmesini, ekonomik entegrasyonun artırılmasını ve Lübnan'daki durumun mümkün olduğunca sakinleştirilmesini savunuyoruz." ifadelerini kullandı.
Suriye ile Lübnan arasındaki sınırların belirlenmesi konusunun uzun yıllardır çözülemeyen karmaşık bir dosya olduğunu söyleyen Şara, mevcut şartlarda daha öncelikli meselelerin bulunduğunu belirtti.
Bu nedenle sınırların çizilmesine ilişkin görüşmelerin şimdilik ertelendiğini kaydederek, özellikle Şebaa Çiftlikleri başta olmak üzere çözüm bekleyen çok sayıda teknik ve siyasi sorun bulunduğunu ifade etti.
Sınır belirleme sürecinin yeni anlaşmazlıklara yol açmaması gerektiğini dile getiren Şara, mevcut dönemde önceliğin Lübnan'ın istikrarına katkı sağlayacak ekonomik projeler ve kalkınma iş birlikleri olması gerektiğini söyledi.