manşetler

28 Şubat Karanlığı Artık Bitsin, Başörtüsüne Yasal Güvence Gelsin

Tesettürlü bir belediye başkanının kıyafeti üzerinden hedef alınması, 28 Şubat döneminin yasakçı ve dışlayıcı zihniyetinin tamamen sona erip ermediği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz’ın Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik ifadeleri sonrası başlayan süreç, başörtüsü özgürlüğünün kalıcı ve anayasal güvenceye bağlanması tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Abone Ol

Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik sosyal medyada yapılan hakaret içerikli paylaşım, siyasette geniş yankı uyandırdı. Olayın ardından başörtüsü özgürlüğüne anayasal güvence talepleri yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.

İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz’ın, Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in sosyal medya hesabında paylaşılan beyaz tülbentli fotoğrafı üzerinden kullandığı ifadeler kamuoyunda büyük tepki topladı. Korkmaz, paylaşımında şu ifadeleri kullandı; "Bu siyasal İslamcı şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek midir, yoksa ahırında inek sağmak mıdır? Mekanı şaşırmış olacak gariban... En azından benim annemin kılığı kıyafeti, tahsili var!"

Korkmaz’ın paylaşımında yer alan sözler üzerine hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan resen soruşturma başlatıldı.

Erzurum’da polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Üniversite öğrencisi olduğu öğrenilen zanlı, savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

İYİ Parti’den İhraç Edildi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, olay sonrası yaptığı açıklamada, “Böyle bir adamın benim partimin saflarında yer almaması lazım. Bu kişiye partimde olamayacağını tebliğ ederek disiplin kuruluna sevk edeceğim ve partiden kaldırıp atacağım” ifadelerini kullandı. Korkmaz’ın partiden ihraç edildiği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 28 Şubat Artığı Zihniyet

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da partisinin grup toplantısında konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, üç dönemdir ilçesine hizmet eden bir kadın belediye başkanına yönelik kullanılan ifadeleri kınayarak, “28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli zihniyeti bir kez daha lanetliyorum” dedi.

Kadınların kıyafetleri üzerinden aşağılanmasına karşı mücadele mesajı veren Erdoğan, başörtüsü nedeniyle geçmişte yaşanan hak ihlallerini hatırlatarak, Anadolu kadınının geleneksel kıyafetlerine yönelik tahkir içeren söylemlere karşı her zeminde mücadele edeceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Zeynep Güneş ve 100 tülbentli kadının da bulunduğu grup toplantısında yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; ‘Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum.

Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.

Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız.

Şerife Bacı'nın, Kara Fatma'nın, Nene Hatun'un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum.”

Başörtüsüne Anayasal Güvence Ne Zaman Gelecek?

Mihalgazi Belediye Başkanı’na yönelik hakaret içerikli paylaşımın ardından, başörtüsüne anayasal güvence tartışmaları yeniden gündeme taşındı. Olay, sadece bir siyasi polemik değil; Türkiye’nin yakın tarihinde derin izler bırakan yasakçı anlayışın hala bütünüyle tasfiye edilip edilmediği sorusunu da beraberinde getirdi.

Kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde, başörtülü ve geleneksel kıyafetli kadınlara yönelik aşağılayıcı dilin münferit olmadığı, aksine 28 Şubat döneminin toplumsal hafızadaki tortularının hala canlı olduğuna işaret ettiği dile getiriliyor. Sokakta, toplu taşımada ya da sosyal medyada başörtülü ve çarşaflı kadınların hedef alınabildiği örneklerin devam etmesi, “yasakçı refleksin” bütünüyle sona ermediği yorumlarına neden oluyor.

Eleştiriler zihniyet meselesine odaklanıyor. Başörtüsünün yıllarca eğitimden kamusal istihdama kadar birçok alanda engellendiği bir dönem yaşanmışken, benzer bir siyasal atmosferin yeniden oluşması halinde bu hakkın tekrar tartışmaya açılıp açılmayacağı sorusu dillendiriliyor.

Bu nedenle, başörtüsü özgürlüğünün idari uygulamalara değil, açık ve bağlayıcı anayasal hükümlere dayanması gerektiğini savunuluyor. Aksi halde, siyasi konjonktüre göre temel hak ve özgürlüklerin yeniden tartışma konusu yapılabileceği belirtiliyor.

Son yaşanan olay 28 Şubat sürecinin yalnızca bir dönemsel müdahale değil, aynı zamanda toplumsal bir zihniyet sorunu olduğu tezini de güçlendirdi. Başörtüsü yasağının fiilen kalkmış olmasına rağmen, kamusal alanda kıyafet üzerinden ayrımcı söylemlerin sürmesi, “hukuki düzenleme ile toplumsal bilinç arasındaki mesafe”yi gözler önüne seriyor.

Gerçek bir normalleşme ancak hem anayasal güvenceyle hem de kamusal söylemde ayrımcılığın net biçimde reddedilmesiyle mümkün olabilir.

HÜDA PAR Bir Kez Daha Çağrı Yaptı: Anayasal Güvence Şart

HÜDA PAR Genel İdare Kurulu Üyesi Zehra Çiftçi, partilerinin daha önce de birçok kez gündeme getirdiği başörtüsünün anayasal güvence altına alınması talebini bir kez daha yineledi. Çiftçi, hükümete çağrıda bulunarak düzenlemenin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Çiftçi yaptığı açıklamada, başörtüsü özgürlüğünün yalnızca mevcut uygulamalarla değil, açık ve bağlayıcı anayasal düzenlemeyle teminat altına alınması gerektiğini ifade etti.

“Başörtüsü anayasal güvenceye alınmalı. Müslüman kadınlar olarak hükümete çağrımız, bir an önce başörtüsünü anayasal güvence altına almasıdır” diyen Çiftçi, konunun temel hak ve özgürlükler çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladı.

Yılmaz Tunç’tan Yeni Anayasa’da Olacak Açıklaması

Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kıyafeti nedeniyle saldırıya uğrayan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in 'Bizi bu haksızlıklardan kurtarın' feryadına yanıt verdi. Tunç, yeni ve sivil bir anayasanın sadece bir hedef değil, millete olan bir namus borcu olduğunu vurgulayarak; 'Başörtüsüne anayasal teminat şart! Ötekileştirme bitecek' dedi.

Tunç, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, kıyafeti nedeniyle hakarete uğrayan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'in "Sivil anayasayı getirin de bizi bu tür haksızlıklardan kurtarın" sözlerinin, milletin ortak talebi ve beklentisini en yalın haliyle ortaya koyduğunu belirtti.

Güneş'in bu talebinde haklı olduğunu vurgulayan Tunç, şunları kaydetti:

"Yeni, sivil ve demokratik bir anayasa, aziz milletimize karşı en önemli sorumluluğumuz ve borcumuzdur. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde son 23 yılda sessiz devrim niteliğindeki reformlarla Anayasa'nın darbeci ve vesayetçi ruhunu büyük ölçüde zayıflatmış olsak da bunu kalıcı biçimde ortadan kaldırmanın yolu, darbecilerin değil aziz milletimizin temsilcilerinin yazdığı ve milletimizin beyaz oylarıyla 'evet' dediği yeni ve demokratik bir anayasadan geçmektedir. Elbette bu anayasa, temel hak ve hürriyetleri güvence altına alan, kimseyi ötekileştirmeyen, tüm haklardan yararlanmanın hiçbir kadının başının örtülü ya da açık olmasına bağlanamayacağını açıkça hükme bağlayan ve başörtüsüne anayasal teminat getiren düzenlemeleri de içermelidir."