• DOLAR 5.797
  • EURO 6.495
  • ALTIN 277.84
  • ...

Yaklaşık 2 milyar nüfusu olan İslam ümmetinin bugünkü hal-i pürmelâli ortadadır. Ümmetin bir bireyi olarak yaşanılan sorun ve sıkıntılara ve Müslüman kardeşlerimizin dünyevileşme sorununa karşı bir muhasebe içinde olmamız gerekmez mi?

Durup düşünmeliyiz; neden bu haldeyiz? Neden yıllardır başımızdan bela ve musibetler eksik olmuyor?

Öldürülenler, kanları dökülenler, evleri başlarına yıkılanlar ve memleketlerini terk edip muhacir olanlar neden hep bizleriz?

Akdeniz’in soğuk sularında can verenler, yurtları siyonistlerce işgal edilenler, zulme ve haksızlığa uğramış olmalarına rağmen seslerini çıkaramayanlar neden sürekli bizim dindaşlarımız?

Her tarafta feryadı yükselenler, tarifsiz acılar yaşayanlar, toplu bir şekilde katledilenler neden her daim Müslüman kardeşlerimiz?

Evet, küresel emperyalizmin en büyük hedefi; İslam ümmeti arasına tefrika koymaktı, ırkçılığı ve ulusçuluğu yaygınlaştırmaktı, Müslümanları etnik ve mezhebi açıdan fırkalara ayırmak ve manevi değerlerinden uzaklaştırmaktı.

Bunun gerçekleşebilmesi için yıllarca şeytanî planlar yaptılar. Fırsatını buldukları ilk anda ise bu şeytanî planları uygulamaya başladılar. Maalesef ki İslam ümmeti bu desiselerin farkına varamadığı için dünyanın başına bela olan emperyalist zihniyet, amacında başarılı oldu.

Pek çok konuda insanlığa örnek olmuş ve önderlik etmiş İslam ümmetinin bugün yaşadığı ve bir türlü çözemediği problemlerin en önemli sebeplerinden biri, küresel emperyalizmin oyununa gelmesidir.

Eğer İslam ümmeti zamanında küresel emperyalizmin oyununu fark edip bu tehlikeyi bertaraf edebilseydi, emin olun ki bugün durumlar çok farklı olurdu.

Bakın halkları Müslüman olan ülkelere, ne haldeler! Ülkeleri yöneten birçok idareci, küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda kararlar alan ve emperyalist güçlerin direktifiyle hareket eden liderlerden oluşuyor.

Böyle olunca emperyalizm o ülkelerde istediğini yapabiliyor, her türlü oyun ve desiseyi uygulayarak halklar ile aziz İslam’ın arasına mesafe koyabiliyor. Böylece gerçek İslam özünden uzaklaştırılmış oluyor.

Neticede, Müslüman halklar küresel emperyalizmin uygun gördüğü şekilde içi dünyevî arzularla doldurulmuş bir anlayışı benimsiyor ve nihayetinde günden güne gerçek İslam’dan uzaklaşmış ve nizamlarını terk etmiş oluyor.

İslam’ı terk edip çıkar odaklı bir nizamın esiri olanların akıbeti ‘hayr’ mı olacak? Tabi ki hayır! İslamî nizamlardan uzaklaşanların sonu hüsran olmuştur. O bedbahtlar arzı fesada uğratıp alçalmışlardır, tarih buna şahittir.

İşte bugün İslam ümmeti olarak duçar kaldığımız sorunların genel sebebi İslam’dan uzaklaşmamız, İslamî kaide ve kuralları gerçek manada yaşamamamız ve Müslümanlar olarak dost ve kardeşler olduğumuzu unutmamızdandır.

Elbette küresel emperyalizm yıllardır yaptığı gibi biz Müslümanları Kur’an ve sünnetten uzaklaştırmak, bizi birbirimize düşürmek, düşman etmek ve özellikle de ırkçılık ve ahlaksızlık hastalığını aramızda yaygınlaştırmak için her yolu deneyecek. Bunu da modernizm, medeniyet, dünya barışı, insan hakları ve bazen de demokrasi kılıfıyla yapacak.

Ancak bize düşen, bu oyuna gelmeden ortaya koyacağımız hür iradeyle küresel emperyalizmin şeytanî hesaplarını boşa çıkarmamızdır.

Bunun için de, Kur’an ve sünnet ışığında bizi biz yapan değerlere birlik ve dirlik içinde yeniden sarılmamız, kardeşler olduğumuzu hatırlayıp gereğini yapmamız ve zulümlerin son bulması için yeryüzünde gerçek adaleti tesis etmemiz gerekmektedir.

Yüce Rabbimiz, rıza-i ilahiye ulaşma konusunda Peygamberlerin kutlu davasına gönül veren ve zulümlerin son bulması için yeryüzünde gerçek adaleti tesis etmek adına mücadele eden tüm Müslümanların yar ve yardımcısı olsun.