ENERJİ VE ONUN TÜRKİYE JEOPOLİTİĞİNE ETKİSİ

Modern hayatın vazgeçilmez besleyicisidir, enerji. Enerjinin başında da siyaset bilimcilerin stratejik ürünler dedikleri petrol ve doğalgaz gelir. Ülkeler enerji çeşitliliği üzerinde çalışıp toplam enerji türleri içinde; nükleer enerji, rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisinin oranını artırmaya çalışsalar da görünen o ki 40-50 yıl daha, insanlık bu iki ürüne bağımlı olacaktır.

Bir ülkenin tek başına enerji zengini olması yetmez. İhtiyaç fazlası enerjiyi en uygun fiyatta ve en hızlı bir şekilde ihraç etmesi lazımdır. Bu durumda enerji fakiri ülkeler genel alıcı pozisyonlarıyla iyi müşterilerdir.

Enerji ürünlerinin tespiti ve çıkarılması kadar pazarlanması da uzmanlık isteyen bir iştir. Ne yazık ki hem İslam dünyası hem de geri kalmış üçüncü dünya ülkeleri bu konularda yetersiz olup batılı şirketlere bağımlıdır.

Bazı analistler petrol için “Lanetli elmas” tabirini kullansalar da genel anlamda bu ürünün insanlığa çok faydalı olduğu vakidir. Bununla birlikte zayıf ülkelerde petrolün bulunması, o ülkenin başına Batılı şirketlerin birer akbaba gibi üşüşmelerine ve sonu gelmez karışıklıkların baş göstermesine yol açtığı da bir gerçektir. Ortadoğu'nun içinde bulunduğu kaotik ortamın üç sebebinden biri bu yeraltı kaynaklarıdır. Diğerleri Müslüman oluşlarının getirdiği vebal ve israil mevcudiyetidir.

 Türkiye yeraltı kaynakları bakımından fakir bir ülkedir. Enerji ihtiyacının yüzde yetmiş ikisini dışarıdan temin etmektedir. Bu anlamda hızla gelişen bir ülke olarak dünyada enerjiye en çok muhtaç olan ülkelerden biridir. Bu bağlamda enerjiye çok büyük yatırımlar yapmaktadır. Önümüzdeki 10 yıl içinde 110 milyar dolarlık bir yatırım planı ortaya koymuştur.

Bir yandan ihtiyaç duyduğu enerjiyi yakın komşularından temin etmeye çalışırken bir yandan da değişen dünyada stratejik bir ülke konumuna gelmek için enerji trafiğinde söz sahibi olmaya çalışıyor. Ancak enerji vanalarının başında oturmak için büyük ekonomik ve askeri güce ihtiyaç vardır. Hepsinden önemlisi uluslararası güç odaklarının kontrolündeki büyük kartellerle iyi ilişkilerinin olması gerekir. Bilindiği gibi ülkelerin dış siyasetleri biraz da bu şirketlerin perspektifiyle alakalıdır. Örneğin İtalya Irak'ta DEAŞ tehlikesi ciddi boyutlara ulaştığında burada bulunan petrol ve doğalgaz şirketlerinin güvenliğini sağlamak için buraya asker göndereceğini söylemişti. Hakeza Barzani, uluslarası birkaç ülke ile yaptığı tarihi antlaşmadan sonra : “Kürdistan için bu ülkelerle yaptığımız antlaşmalar devletlerle yapılacak antlaşmalardan daha önemli ve daha etkilidir…” demişti.

Bu yazımızda, yer sıkıntısından ancak enerjinin dünyadaki canalıcı öneminden bahsedebildik. Önümüzdeki yazıda ise inşallah onun Türkiye jeopolitiğine kattığı değerden bahsedeceğiz.

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..