• DOLAR 8.683
  • EURO 10.186
  • ALTIN 491.812
  • ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Samimi bir muhasebe ile geçtiğimiz 18 yılda her alanda tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum." Demişti. Ve görünen o ki, böyle devam ettiği sürece özeleştirilerimiz de bitmeyecektir.

  Hayatın bir kültürlenme süreci olduğu, bireyin sosyokültürel yapısı ve hayatın boşluk kabul etmeyen yapısı düşünüldüğünde bireyin ya kendi kültürü ile hayata tutunacağı veya başka kültürlerin etkisi ile yozlaşmış ve bağımlı bir şekilde yoluna devam edeceği bir hakikattir. Başka kültürlerin etkisi altında kendi kültürünün yok oluşuna seyirci kalmak ise kabulü mümkün olmayan bir durumdur. Bu önemden dolayı sağlıklı bir eğitim sistemi, merkezine bireyi ve toplumu alır ve onların etrafında amaçlar belirler. Dolayısıyla da kültür de, bu amaçların başında gelir ve gelmelidir de. Yalnız Türkiye Eğitim Sisteminin bu konuda iyi bir imtihan veremediği ise su götürmez bir gerçektir.

   Peki Türkiye eğitim sistemindeki bu açıklar nerelerden kaynaklanmaktadır? Öncelikle kültürü doğru tanımlamaktan işe başlayalım.  Kültüre zevksel ve renksel bir mozaik olarak bakmayı bırakmalı ve ekonomik  ve turistik bir aksesuar olmaktan kurtarmalıyız. Kültürü, Turizm ve Kültür Bakanlığı bünyesinden alarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına eklemleyerek ve temelden bir ıslahla birinci adımı atabiliriz. “ Ne alakası var?” demeyin! Çünkü eğitim sistemi ve işleyişi politikaların birer aynası hükmündedir.  Tüm projeler müfredat ve ders içerikleri ile bireylere aşılanır.  

 Bakanlıklar ve izlenen politikalar demişken, buradan devam edelim. Eğitimdeki kültürel amaca ket vuran en büyük unsurların başında bu unsurlar geliyor desem yanlış olmaz. Daha doğrusu bu amacın gerçekleşmesi de dibe vurması da bu unsurlara bağlıdır. Örneğin;

 ABD ile 1949’da yapılan Fulbright sözleşmesi(ki komisyonun yarısı ve hatta bir fazlası ABD’nin eğitimcilerinden oluşmaktadır. Komisyon amacını; Türk ve Amerikan halkları arasında eğitim ve kültürel değişim yoluyla ortak bir anlayış geliştirmek olarak ifade etmiştir) Bu anlaşmaya göre, Türkiye’de Türkiye’ye ait olan bir eğitim sistemini yönlendirmek ve geliştirmek amacıyla bir eğitim komisyonu kurulacak ve bu komisyonun 4 üyesi Türkiye vatandaşı 4 üyesi ABD vatandaşı olacaktı. Buna ek olarak da ABD’nin Türkiye elçisi komisyona başkanlık yapacaktı. Maalesef buna benzer, eğitim sistemine dışarıdan müdahaleyi gerektirecek ve yön verdirecek birçok uluslararası anlaşma ve sözleşme mevcut. Toplumsal cinsiyet eşitliğini konu edinen feminist bir zihniyetin ağırlık kazandığı CEDAW ile ETCEP (Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi) gibi sözleşmeler bunların en sıkıntılı olanları olarak göze çarpmaktadır…

 Kültürel amacın gerçekleşmesinin önündeki en büyük engellerden bir diğeri de ideolojiksel yaklaşım ve görüşlerdir. Bu çok yönlü bir başlık olmakla beraber en basitinden sadece bir iki örnekle değinmemiz gerekirse; “MEB, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) geçen yıl 9. Sınıflar kitabında Kürtlerle ilgili yer alan bilgilere itiraz ederek gerekenin yapılmasını istediği bölümleri yeni baskıda bir kısmını çıkardı, bir kısmını değiştirdi.” ( Detay ve kaynak: Bu neyin tahammülsüzlüğü? (ilkha.com) )

 Diğer taraftan ÖSYM’nin 2020 yılındaki genel yeterlilik ve kazanım değerlendirme sınavı ile ilgili Dr. Abdulkadir Turan’ın analizinde yer verdiği şu cümleler dikkate değerdir; “Sol yanı bulunan bir pop şarkıcısı ve eşcinsellik yönü olduğu söylenen bir neo Batı kuşağı mensubu popçu ile Şeyh Galip’i aynı kareye alarak, onun da yanına halk türkülerini seslendirmesiyle milli sanatçı statüsü bulunan Neşet Ertaş’ı eklemek… “Hepsi de bizden” mantığına (!) bakıyor ki Batılılar bunu olumlu anlamda “salata” ile anlatsalar da bizde buna ancak “tırşık (!)” denir. “Tırşıkçılık” ise hiç de olumlu değil.” ( https://www.abdulkadirturan.com/egitim-kultur-ve-bagimsizlasma.html)

 ÖSYM’nin 2021 yılındaki yeterlilik ve kazanım değerlendirme sınavları da maalesef bu tür eleştirilerin odağından kurtulamamışken ve eğitim sistemi sağdan, soldan, önden, arkadan, yukarıdan ve aşağıdan bahsettiğimiz ideolojik ve politik unsurlarca kuşatılmışken inanın bir yüzyıl daha geçse istenen noktaya gelinemeyecektir.

Selam ve dua ile.

Not: Bu konu hakkında https://dogruhaber.com.tr/yazar/dr-abdulkadir-turan/16969-egitim-nereye-bakiyor/  ve https://www.abdulkadirturan.com/egitim-kultur-ve-bagimsizlasma.html adreslerindeki analizlere bakabilirsiniz.