• DOLAR 32.936
  • EURO 35.404
  • ALTIN 2469.012
  • ...

Boykot eylemi, Siyonist zulmüne karşı atılacak en somut adımlardandır. Üstelik herkesin kendi gücü nispetinde atabilme kudretine sahip olduğu somut bir adımdır.

Elbette devletlerin, şirketlerin, ekonomik açıdan güçlü kurumların boykotu, daha büyük ve etkili olsa da, herhangi bir insanın günlük alışverişinde dahi uyguladığı boykot oldukça önemli bir eylemdir.

Zira milyonlarca insanın bu bilinçle hareket etmesi, kesinlikle çok caydırıcı ve etkilidir.

Bakınız günlerdir Filistin ve Gazze için yardım organizasyonları devam ediyor. Bu alanda çok ciddi fedakârlıklar ve çabalar takdire şayan. Çok kısıtlı olsa da ulaşabilen yardımlar, yaralara merhem oluyor.

Ama yardımların büyük çoğunluğu İşgal güçleri ve işbirlikçileri tarafından engelleniyor.

Hâl böyleyken şunu anlıyoruz ki, bu mazlum kardeşlerimize yardım etmenin farklı yollarını muhakkak bulmak zorundayız.

Bu yollardan bir tanesi de hiç kuşkusuz, Siyonizm’i besleyen, destek veren, gücüne güç katan dalların kesilmesidir.

Yani sadece mazlumlara verilebilecekler değil, Siyonistlerden alınabilecekler de Filistin ve Gazze’ye  destek olarak geri dönecektir.

Kürecik ve İncirlik üssünün kapatılması, yıllardır tartışma konusu olan Manavgat suyu meselesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yani kısacası kardeşlerimize verdiğimiz ve vereceğimiz desteklerin yanında, zalime ve zulme dolaylı yollardan da olsa yıllardır verdiğimiz, vereceğimiz destekleri acilen gözden geçirmek zorundayız!

Hemen akabinde de net ve somut adımlar gelmeli..

Zira Rabbimiz nasıl anlatıyor bize onları..

Andolsun ki onları, insanların hayata en düşkünü olarak bulursun. Onlar, müşriklerden de düşkündür hayata. Her biri bin yıl yaşamayı arzular. Fakat yaşasa ne olacak? Onu azaptan kurtaramaz ki. Allah, ne yapıyorlarsa görmede.( Bakara,96)

Bu insanların dünyaya ve dünya malına olan hırsları en zayıf özellikleridir ve zafiyetlerine yoğunlaşmak, onlar için en büyük caydırıcı güçtür.

Hayber’in Fethini hatırlayalım..

Hayber’in aşılmaz, sarsılmaz, yıkılmaz kalelerine sığınan Yahudileri o kaleden ne çıkardı?

Ok işlemeyen, darbelere dayanıklı o sağlam kalelerden..

Ta ki Hz Peygamber (s.a.v) onların hurma ağaçlarını kesmeye başlayınca, işin rengi değişti.

Her ağaçta kahroldular, içleri eridi..

Çünkü onlar için mal ve zenginlik her şeyden daha değerliydi.

İşte bugün bilinçli şekilde Siyonizm’e katkı sağlayan markalara yönelik yapılacak boykot aynı mesabededir.

2000’lerin başında bilinçli alışveriş ve boykot konusu çok az insanın gündeminde olan özel bir konuydu.

Sonraki yıllarda toplum içinde yayılsa da, gerekli oranda gündemlere düşmüyordu.

İlk zamanlarda boykot edilecek ürün listeleri, fotokopi kağıtlarıyla elden ele, kitlelere ulaşıyordu.

Ancak insanları bu hakikate inandırmak ve bu konuda etkin adımlar atmalarını sağlamak pek mümkün olmuyordu. Bu konudaki duyarlılık ve hareket hep cılız kalıyordu.

Özellikle 2010 yılından sonra her Gazze kuşatmasında ve Siyonistlerin Mescid-i Aksa baskınlarında gündemlere daha sık düşse de, sonradan unutuluyordu.

Belki de unutmaktan ziyade bir gaflet ve rehavet durumu hakimdi.

Maalesef yıllarca Mescid-i Aksa için gözyaşları dökenler, Siyonizm’e mali destek sağlayan ürünleri alarak, farkında olmadan bu işgali maddi açıdan finanse ediyordu.

Bazen bilmeden, bazen de bile isteye..

Savunma hazırdı..

“Ama canım, o zaman Müslümanlar da güzel şeyler üretsin. Her şeyin en güzelini onlar üretiyor.”

“Beyaz eşyaları, elektronik eşyaları, deterjanları, kahveleri, çikolataları vs...

Her şeyleri çok kaliteli. Mecburen alıyoruz” falan, feşmekan..

Yıllarca Siyonizm her Ramazan ayında Gazze’yi bombalarken, iftar öncesi yana, yakıla dualar edildi, sonra iftarlar coca colalar ve yan ürünleriyle açıldı.

Daha takvalı olanlarımız(!) siyahını değil, sarısını içti.

Sanırsınız Amerika’daki beyaz, siyah ayrımı..

İslami düğünlerde bile, gelirleri ABD ve İsrail’e gidecek meşrubatlar masaları süsledi.

Sahi biz Müslümanlar düğünlerimizdeki menüyü değiştirme kudretine bile sahip değilken, nasıl oluyor da, Siyonizm’in yeryüzünde kurduğu tahakküm sistemini değiştirmeye talip oluyoruz?

Ne büyük tezat, ne büyük çelişki değil mi?

Fakat bu konuda çok güzel gelişmeler var, elhamdülillah..

Yıllardır olmadığı kadar bir bilinçlenme, uyanış ve çok büyük kitlesel boykot söz konusu.

Sosyal medyanın bu konuda katkısı çok çok büyük.

Her kesimden insanın desteği ve çabası var.

Ancak bu konuda çokça bilgi kirliliği var. Konuyu suiistimal edenler, maddi çıkarlarına alet edenler vs.

Bu sebeple bu konuda da teyit edilmiş ve güvenilir kaynaklardan beslenmek gerekiyor.

Daha isabetli ve istikrarlı yol alabilmek için...