• DOLAR 8.766
  • EURO 10.316
  • ALTIN 493.369
  • ...

 Artık Ramazan klasiği olarak kabul ettiğimiz birbirinden ilginç sorular ve cevaplar, Ramazan ayı boyunca gündemimizde kayda değer bir şekilde kendine yer buluyor her yıl.

Elbette her soru oruç, namaz, zekât vb. konular üzerine olmuyor.

Ramazan ayının, ahlâkımıza da yeniden format atmamız gereken bir ay olduğu,  irade terbiyesine bağlantılı olarak, kişinin zaaflarını, kötü huylarını izale etmesi gerektiği konusu da sık sık nasihat edildiğinden, ahlaki konularda da hayli enteresan sorular sorulabiliyor.

Her soru, yeni bir nasihatinde kapısını aralamış oluyor böylece.

Açılan bu manevi kapıdan hikmetler devşiren cevaplarla, her mümin kendi ahlakına çeki düzen vermeye çalışıyor bu vesileyle.

 Zira çok iyi bilinir ki, Ramazan ayında güzelleşen  insan, tüm yıl boyunca da güzelleşir ahlâken...

Kendi nefsinin avukatlığına soyunan, hata ve kusurlarını görmeyen ve kabul etmek istemeyen ucub, gurur ve kibir sahibi fertler ve toplumlar müstesna olmak üzere, bu güzel hatırlatmaların fertler ve  toplumlar üzerinde de olumlu etkileri görülüyor elhamdülillah.

Evet, bir kişinin ağzından çıkan hikmetli bir soru, var olan bazı toplumsal  sorunları da çözmeye vesile olabiliyor çoğu zaman.

Bu nedenle amacı üzüm yemek olup, bağcıyı dövmek olmayan, yaşadığımız hayatın içinden gelen her soru, bu minvalde rahmet ve bereket olarak bizlere geri dönebiliyor.

İşte yazımızın başlığında yer alan; ‘bir başkasının enerjisini almak caiz midir?’ sorusu da böyle bir soru..

Yukarıda uzunca yazdığımız soru eksenli girizgâhtan sonra, üç beş kelimeyle de olsa başlıktaki soruya dönecek olursak şunları yazmamız gerekecektir acizane...

İnsan bedeninin ve ruhunun kaliteli bir yaşam sürmesi için, hem maddi, hem manevi enerjiye ihtiyacı vardır.

Kişinin ruhu ve bedeni sağlıklı beslenirse enerjisi daima yüksek olur.

Ancak insan dediğimiz  varlık, ters bir sözden, soğuk bir bakıştan, kendisini yıpratan, yoran lüzumsuz ve seviyesiz lakırdılardan ve işlerden olumsuz etkilenebilir. Netice de bu olumsuz etkenler enerjisini alır.

Hatta çevremizde gördüğümüz örneklerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki; bu şekilde enerjisi düşen insanlar tabiri caizse, yığılıp kalırlar-hayat trafiğinin orta yerinde. Her türlü hak-hukuk kazasına maruz kalma ve bizzat yapma tehlikesiyle baş başa kalarak...

Bu nedenle bir başkasının enerjisini almak, düşürmek, tüketmek caiz değildir, kul hakkıdır!

Üstelik enerjisi alınan insan, bu nedenden dolayı kendi sorumluluklarını ve görevlerini yerine getiremeyecek duruma gelirse, bu hak- hukuk konusu, daha da geniş bir alanı kapsamış olur.

Mesela; bir annenin enerjisini alırsak, anneliğini hakkıyla yapamaz ve o çocukların vebâli de boynumuza yüklenir!

Bir öğretmenin enerjisini alırsak, öğrencilerine karşı görevlerini yerine getiremez ve o öğrencilerin vebâli de boynumuzda kalır!

Bir ‘çobanın' enerjisini alırsak, o çoban kendi ‘sürüsüne' sahip çıkamaz ve sahipsiz kalan her ‘kuzunun', kurda yem olan her ‘koyunun' vebâlinin de altında kalırız!

Bu misaller böylece uzayıp gider...

Fakat şunu bilelim ki, ‘’Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir.”

(Buhari)

Müslüman eliyle, diliyle kimseye eziyet etmez, bu yolla kimsenin  enerjisini almaz!

Rabbimiz bizleri  enerji alan değil, enerji veren, enerji kaynağı olan güzel Müslümanlardan kılsın...