• DOLAR 5.629
  • EURO 6.342
  • ALTIN 261.018
  • ...

Müslümanların sorun anlatımı, Hz. Peygamber (S.A.V.)`in uygulama ve tavsiyeleri doğrultusunda müspettir, Batılı bir ifadeyle pozitiftir.

Acı odaklı bir sorun anlatımı, Müslümanlara ait bir anlatım değildir; kadim Hint kültürüne aittir. Hint tutumu, direnmek, alternatif üretmek yerine ağlamayı, acı gösterilerinde bulunmayı, çekilen sıkıntıları sürekli tekrarlayarak acının hatırlanması üzerinden bir tutum belirlemeyi kapsar.

Müslümanlar, en çok acı çektikleri dönemlerde Hz. Peygamber`in gazvelerini en çok okumuşlar, sahabe ve nimete ermiş diğer kişilerin kahramanlıklarını, örnek yaşamlarını hatırlatan eserler okumuşlardır. Bizde bu yöndeki eserlerin önce Hicri 4. yüzyıl savrulması, ardından Hicri 7. yüzyıla kadar uzanan Haçlı, Moğol istilaları sırasında verilmiş olması bir tesadüf değildir. İsmaililiğin Karamati ve Haşhaşi kollarının yol açtığı acıların da yaşandığı bu süreçte Müslümanlar, hadise, siyere, büyüklerin menkıbe ve tercüme-i hâllerine yönelip çözüm üreterek acıdan kurtulmanın yollarını aramışlardır. Aynı dönemle ilgili oluşan tarih anlatımında Haçlı, Moğol istilaları çokça anılmış, pek acıklı Karamati musibeti özellikle unutturulmuş, Haşhaşi, sınırlı anılmıştır. Eğer Batılılar, Haşhaşi meselesine ilgi göstermeselerdi herhâlde çok azımız bu adı duymuş olacaktık. Karamati adını ise ancak temel tarih kitaplarını okuyanlarımız duyacaktı.

Bize dayatılan, acılarımızı anarak avunmak, irademizi kullanıp alternatif üretmek yerine ağlayıp sızlayarak sömürgeci güçlere itaati öğrenmektir.

Her gün hepimiz, geçmişte tartışmaları kimi zaman taşlı-sopalı kavgalara dönüşen aramızdan iki meşrebin çatışmasını ve savaşma ihtimalini konuşuyoruz. Sabahı onlarla ilgili haberler, akşamı onlarla ilgili yorumlarla geçiriyoruz. Haberdar olmak da haberi doğru yorumlamak da önemlidir. Ama bu sorunu ihtilaf, acı, engel odaklı ele almaktan kurtulmak durumundayız.

Bu yaklaşımla merhum Necmettin Erbakan tarafından üretilen ve ümmet tarafından da makul bulunan D-8 projesini konuşmanın tam zamanıdır.

D-8, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan`ın girişimleri üzerine Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'nın katılımıyla 22 Ekim 1996`da İstanbul'da düzenlenen "Kalkınmada İşbirliği Konferansı" ile hayat bulmuştur. Girişimin sahibi Erbakan, post-modern bir darbeyle devrildiği ve girişim, sonraki dönemlerde uluslararası güçlerin hedefinde olduğu halde proje bugüne kadar varlığını korumuştur. Dönem başkanlığı bu yıl Türkiye`ye geçti, 9. Zirve de Ekim ayında İstanbul`da yapıldı.

Hâlen Birleşmiş Milletlerde gözlemci statüsüyle temsil edilen D-8, aktifleştirilip genişletilerek İslam aleminin sorunlarına müdahale edecek bir yapıya dönüştürülebilir.

Müslümanların yaşadıkları ana sorunlar, ihtilaf, yoksulluk ve cehalettir. İhtilaf, Müslümanların enerjisini tüketen eski bir problem iken uluslar arası güçler tarafından Müslümanları birbirlerine karşı tehdit potansiyeline dönüştürülüyor. Onun üzerinden bölgesel savaşlar dizayn ediliyor.

Buna verilecek en iyi cevap günün koşulları içinde azami ittifakı sağlamaktır. D-8, mezhep, kavim ve bölge ile sınırlandırılmamış olmakla ümmet şuuru karakterli büyük bir ittifak zeminidir. Bu zeminden cesaret ve kararlılıkla istifade edildiği takdirde sömürgeci güçlerin aramızdaki ihtilafları kendileri için müdahale alanı oluşturma zeminine dönüştürme musibetinden kurtulmamız mümkündür.

D-8, büyük bir siyasi proje olarak doğdu. Bu projenin ilmi bakımından işlenmeye, Müslümanların zihninde onunla ilgili bir fikriyat inşa etmeye ihtiyaç vardır. Bu fikriyatın oluşturacağı istek, vereceği enerji ile D-8, sorun çözücü bir konuma çıkabilir. Sorun çözecek bir kuruma sahip olmak, Müslümanların en baştaki talebidir. Bu talebin karşılandığını görmek, D-8`i kendiliğinden genişletecek ve diğer İslam ülkelerini kapsayacak bir yapıya yöneltecektir.