• DOLAR 16.192
  • EURO 17.466
  • ALTIN 965.283
  • ...

Geçenlerde eve doğru giderken otobüs durağında babasıyla otobüs bekleyen küçük bir çocuk gördüm.

Otobüs durağa yaklaşınca küçük çocuk babasının yüzüne ‘’ bineceğimiz otobüs bu mu?’’ dercesine bakıyordu.

Her çocuğun deneyimlemek istediği bir anın mutluluğu, sevinci okunuyordu gözlerinden.

Üzerindeki kıyafetlere bakılırsa maddi durumları çok da iyi değildi; ancak bu onun için anın tadını çıkarmasına engel gibi görünmüyordu.

Ne de olsa tuttuğu bir el vardı, dolayısıyla güven içerisindeydi.

Daha önce de böyle bir şeyi tecrübe etmiş; ancak sadece dokuz ay sürmüştü.

Şimdi ise dokuz ay onu güvende tutan hesapsız besleyen kordon kesilmiş yerini ‘’el’’ dedikleri başka bir şey almıştı.

Ancak bu el denilen şey dokuz ay değil belki de bir ömür onu besleyecek, koruyacak ve dağ gibi arkasında durup onu güvende tutacaktı.

Kısacası ‘’el’’ yaşama tutunmanın adıydı…

Evet, belki maddi açıdan durumları çok da iyi değildi.

Belki birilerinin daha çok yemesi için kendisi daha az yemeliydi.

Belki birilerinin kıyafetlerinin güzelliği görülsün diye o eski elbiseler giymeliydi.

Bunlara rağmen doğrusunu isterseniz o çok şanslı bir çocuktu…

En azından hayata tutunabilmek için tutacağı bir eli vardı.

Ya tutacak o eli bulamayanlar, ya biriktirecek bir anısı olmayanlar…

İşte bu düşünceler üzerinden dünyanın dört tarafına dağıldı yüreğim.

Acaba şu an dünyanın hangi noktasında çocuklar ne acılar yaşıyor diye derin bir ah çektim.

Gerçi ‘’Unıcef’’ adında çocuk hakları için kurulmuş uluslararası bir organizasyon mevcuttu.

Ancak bu çok çelişkili geliyordu bana…

Öyle ya bu çocukların açlığına ve korunmasız kalmasına sebep olan bu birleşen milletlerin içinde kümelenmiş birkaç zalim millet temsilcileri değil miydi?

Adeta dünyayı kendi aralarında pay edip yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek için girdikleri ülkelerde halka kan kusturanlar değil miydi?

Adeta ‘’boyun eğdirilmek istenen milletler’’ veya ‘’sömürülmek istenen milletler’’  gibi politikalar izlemiyorlar mı?

İşte milyonlarca çocuğun en muhtaç olduğu ‘’eli’’ kesip, üstelik en muhtaç oldukları bir zamanda bunu yapan bu ‘’birleşen illetler’’ değil miydi?

Akabinde yılda bir iki kez yardım kolileri veya sıcak yemek dağıtımı yapmaları göz yaşartıcı değil mi?

Sizce bu çocukların bir ele mi, yoksa bir koliye mi ihtiyacı var?