Allah`ın adıyla... Müslümanlar olarak şükretmeyi bir hayat şiarı haline getirmek zorundayız. Allah`ın nankör kullarına değer vermediği gerçeğiyle bir Müslüman, şükrü diline dolamak durumundadır. Yaşaran gözlerle, şaşkınlıkla ve minnet dolu bir kalple şükretmek için tefekkür şarttır. Yani Allah`ın nimetlerini düşünmek... Maddi nimetler bir yana, manevi nimetler de vardır. Maddi nimetler yok olursa beden zayıf düşer; fakat manevi nimetler yağmuruna şemsiye açan akıllı(!)lar ruhen yok olur, bitap düşer. Hem dünya hem ahiret iflah olmaz. Velhasıl Allah, şükredenleri sever. Müslüman da şükretmeyi sevmeli ve hikmet nazarını ekmek gibi, su gibi yaşamında eksiltmemelidir. Hikmetle yaklaşım, şükrü de sabrı da gönüllü olarak uygulamamızı sağladığı gibi, ibadetlerimizde huşuyu da sağlar.
Konuyu namaza bağlayacağım ki, namaz gibi ulvi bir kulluk nişanesinden nasiplenmemiş olanların halleri bu aralar gözüme çarptı. Müslüman olduğu halde, başı sıkıştığında veya yemek yerken dua etmeyi unutmadığı halde ve hatta tesettürlü olduğu halde namaz kılmayanların sayısı hiç de az değil.
Bir Müslüman nasıl olur da 'teslim oldum' dediği halde terkinin en büyük günah olduğu, küfürle iman arasındaki ince çizgi ve dinin direği olan namazdan mahrum etmiştir o bedenini ve aç ruhunu, anlamak zor! Nasıl olur da teslim olan kişi, teslim olduğu varlığa bunu gösterme ihtiyacı hissetmez? Nasıl olur da 'ben senin kulunum' dedikten sonra kulluğun günde beş vakit namazla ispatlanması gerektiği halde ve bunu da bildiği halde yüz çevirir? Anlamak zor!
Annesine 'sen benim annemsin, ben de senin evladınım' diyecek ama annesinin gözüne ömür billah görünmeyecek. 'Sen ne biçim evlatsın?' demezler mi?
Günde beş vakit o berrak nehirden temizlenmiş, namazıyla birlikte imanını da ikame etmiş bir Müslümanla, o nehirden ıslanmamış, imanını dünyevi rüzgarlara teslim etmiş Müslümanlar arasındaki farkı görmez mi gözler? İlk hesaba çekilecek amelin namaz olduğu hiç hatıra gelmez mi? Hiç cehennem korkutmaz mı?
Haydi, bunların hepsini bir kenara bırakalım... Bunca nimetleri bize veren, kainatı önümüze seren, kendisinden istenilmesi için bizden daha istekli olan, dua ettiğinde 'yakın' olan Rabbi Zülcelal`e günde beş defa şükretmek hiç mi içinden gelmez bu insanların? Doğru ya, namazsız bir kalbi başka meşguliyetler işgal etmiştir.
Düşünün koskoca ailede namaz kılan, Allah`ın önünde başını eğen bir tek fert yok! 'Esselatu hayrun minen nevm' nidalarını tatlı bir ninni gibi karşılayıp uykuyu derinleştiren gafiller... Adam olayım ondan sonra kılarım deyip namazın onu adam edeceğini hesaba katmayanlar... Tabi ki insanın içi kanıyor, kanı donuyor.
Bu durumdan 2 ders çıkaralım kendimize.
Birincisi; en büyük sanat olan davet misyonunu yüklenmiş davetçi Müslümanların boş duracak vakitleri olmamalı. Bu tablonun müsebbiplerinden biri de ilmini gizleyen alimler, cesaretli olup rahatını bozmaya yanaşmayan İslam davetçileridir. Hep onları karalayacağımız yerde topu biraz da kendimize atsak, derman buluruz herhalde.
İkincisi de şudur ki namaz kılmayanların birçoğu vicdanen de rahat değildir. Zaten Cuma ve bayram namazlarıyla kendilerini avutmaya çalışırlar bu yüzden. Fakat göz ardı ettikleri ve namazın da haya ve kötülüklerden alıkoyacağı hakikati sabit olduğu için diğer bazı günahları hafife alırlar. Örtüsüzlük gibi, içki gibi, faiz gibi ve gerçekten de hayasızlık gibi... Yani namaz kılmayan kişi, bir girdapta çırpınır gibidir. Çırpındıkça batar ve yok olmaya doğru gider.
Bu durumda yazımızın başına dönüyor ve namaz kılmanın büyük bir nimet olduğunu hatırlatmak istiyorum. Secde etmek, Rabbin huzuruna O`nun belirlediği bir vakitte gitmek, O`nunla randevulaşmak herkese nasip olmaz. Bu bir nimettir. Tıpkı İslam nimeti, Resullullah`ın ümmetinden olma nimeti gibi... Namaz kılan bir Müslüman bunun şükrünü eda etmelidir. Nasıl mı?
Namazın kıymetini namaz doğrultusunda yaşayarak bilmeli, sadece namaz esnasında fiziki olarak değil, hayatının her alanında O`na secde etmeli, secdenin anlamını 'lailaheillallah' ile harmanlayıp namaza layık olmalıdır. Tabiri caizse namaz onu insan etmelidir ki namazın şükrünü eda etsin.
Namaz kılan, Huzur`a kabul edilmiştir. Rabbim bütün Müslümanlara bu şuuru versin ve namazsızlık artık son bulsun.
En Emin olana emanet olun. Wesselam weddua...