manşetler

SAHADA KAYBETTİ KÜFÜRLE TEHDİT ETTİ ŞİMDİ DE ÇIKIŞ ŞİMDİ DE ÇIKIŞ YOLU ARIYOR

Sahada beklediği sonucu alamayan ABD, savaşı kaybettiği gerçeğiyle yüzleşirken çıkış yolu arıyor. İran’da pilot kurtarma operasyonu diye maskelenen zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmeye yönelik gizli operasyonun büyük bir fiyaskoyla sonuçlanması ve Trump’ın Hürmüz krizi nedeniyle küfürlü öfke nöbetleri geçirmesi, Washington’daki sıkışmışlığı gözler önüne serdi. Bu tablo karşısında ABD, şimdi Pakistan üzerinden yeni bir ateşkes hattı kurmaya çalışıyor.

Abone Ol

ABD ve israilin İran’a karşı başlattığı savaş sürerken sahadaki tablo Washington açısından giderek ağırlaşıyor. Milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp, hızla tükenen mühimmat ve kontrol edilemeyen Hürmüz krizi, ABD’yi yeni hamle arayışına itti. Daha önce İran tarafından reddedilen ateşkes planlarının ardından Washington, bu kez Pakistan üzerinden yeni bir diplomatik çıkış yolu zorlamaya başladı.

Üç gün süreceğini düşündüğü İran savaşının başından bu yana öfke nöbetleri geçiren ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü kendisine ait Social Truth platformundan İran'a küfürlü bir paylaşım yaptı. Trump, Hürmüz Boğazı yeniden açılmazsa salı günü İran'ın elektrik santrallerine ve köprülerine saldırı düzenleyeceğiyle tehdit etti.

İran’dan da Trump’ın tehdidine yanıt geldi. İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney'in Danışmanı Ali Ekber Velayeti, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Direniş Cephesi'nin komuta merkezi, Babu'l Mendeb'i Hürmüz Boğazı gibi görüyor. Beyaz Saray aptalca hatalarını tekrarlamayı planlıyorsa, enerji akışının ve küresel ticaretin tek bir hareketle sekteye uğratılabileceğini yakında anlayacaktır."

TRUMP’IN ÖFKESİNİN NEDENİ BAŞARISIZ URANYUM HIRSIZLIĞI OPERASYONU

Dün akşam ABD Başkanı Donald Trump’ın sert ve öfkeli açıklamalarının arkasında, İran’da başarısızlıkla sonuçlanan kritik bir askeri operasyonun bulunduğu öne sürüldü.

İddialara göre Washington’un “pilot kurtarma operasyonu” olarak kamuoyuna sunduğu girişim, gerçekte İsfahan bölgesinde bulunduğu belirtilen yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmeye yönelik gizli bir operasyondu.

Sahadan gelen bilgiler ve askeri hareketlilik, bu iddiaları güçlendiren unsurlar barındırıyor. Operasyonda yalnızca arama-kurtarma unsurlarının değil; A-10 saldırı uçakları, MQ-9 Reaper İHA’lar, F-35 savaş uçakları ve yakıt ikmal platformlarının da yer aldığı bildirildi. Uzmanlara göre bu ölçekte bir askeri yığınak, “tek bir pilotu kurtarma” gerekçesiyle açıklanamayacak kadar geniş kapsamlı.

Öte yandan pilotun bulunduğu iddia edilen nokta ile uçağın düştüğü bölge arasındaki yaklaşık 200 kilometrelik mesafe de resmi anlatıya dair soru işaretlerini artırdı. Bu durum, sahada eş zamanlı farklı hedeflere yönelik bir operasyon yürütüldüğü ihtimalini gündeme getirdi.

İddialara göre ABD özel kuvvetleri gece saatlerinde bölgeye sızarak yer altı tesislerine ulaşmayı hedefledi. Ancak İran hava savunmasının beklenenden daha etkili olması ve insansız hava araçlarıyla yapılan tespitler sonucu operasyon erken aşamada deşifre oldu.

Çatışmaların ardından ABD unsurlarının geri çekilmek zorunda kaldığı, bazı helikopter ve nakliye uçaklarının ise sahada imha edildiği belirtildi. Özellikle C-130 tipi uçakların ve düşük irtifa operasyonlarında kullanılan helikopterlerin kaybedilmesi, operasyonun büyüklüğünü gözler önüne serdi. Kaybedilen hava araçlarının maliyeti ise 400 milyon doları buluyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de konuya ilişkin; “ABD uçaklarının İsfahan’da indiği nokta, pilotun saklandığını iddia ettikleri yerden çok uzak. ABD’nin başarısız operasyonunun, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu çalmaya yönelik bir plan olma ihtimali var’’ açıklamasını yaptı.

Washington Post'un haberi de bunu doğruluyor. Geçtiğimiz hafta yayınlanan habere göre savaşın 5. haftasında Trump, İran'ın Isfahan'daki 91 metre derinlikteki tünellerde saklanan yaklaşık 440 kilogramlık zenginleştirilmiş uranyumunu ele geçirmek için riskli bir kara operasyonu planı hazırlattı.

Pentagon'un sunduğu plan; yüzlerce komandonun bölgeye sızmasını, ağır iş makinelerinin havadan indirilmesini ve radyoaktif maddeyi taşımak için bölgeye geçici bir uçak pisti inşa edilmesini öngörüyordu.

TRUMP’IN ÖFKESİNİN DİĞER NEDENİ: ABD’NİN MÜHİMMATI BİTİYOR

Bloomberg’e göre, ABD’nin uzun menzilli hayalet seyir füzesi “JASSM-ER” stokunun büyük bölümünü İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürüttüğü saldırılara yönlendirmeyi planladığını ortaya koydu. Bu adımın, dünyanın diğer bölgeleri için ayrılmış stratejik rezervlerin tükenmesine yol açtığı belirtildi.

Konuyla ilgili bilgili bir kaynak, kimliğinin gizli kalması şartıyla yaptığı açıklamada, mart ayı sonunda ABD’nin Pasifik bölgesindeki stoklardan bu füzelerin çekilmesi ve ülke içindeki bazı depolardan da ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) üslerine ve İngiltere’deki Fairford Üssü’ne sevk edilmesi yönünde talimat verildiğini söyledi.

Bu sevkiyatların tamamlanmasının ardından, toplam yaklaşık 2300 füzelik stoktan geriye sadece 425 civarında füzenin dünyanın geri kalan bölgeleri için kullanılabilir durumda kalacağı ifade edildi. Bu miktarın, tek bir görevde yaklaşık 17 adet B-1B bombardıman uçağını donatmaya yeteceği kaydedildi.

Aynı kaynak, savaşın ilk dört haftasında ABD’nin bu türden 1000’den fazla füze kullandığını, ayrıca 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı operasyon sırasında da 47 füzenin ateşlendiğini belirtti. Genel olarak, kısa ve uzun menzilli JASSM füzelerinin toplam ABD stokunun yaklaşık üçte ikisinin İran’a karşı yürütülen savaş için tahsis edildiği ifade edildi.

Diğer mühimmatlara ilişkin olarak ise ABD’nin İran’a yönelik saldırılarda yüzlerce Tomahawk seyir füzesi kullandığı, savaş öncesinde yaklaşık 4000 adet olan stoktan önemli bir kısmının harcandığı aktarıldı.

Buna karşılık İran’ın 1600’den fazla balistik füze ve yaklaşık 4000 “Şahid” tipi insansız hava aracı fırlattığı belirtilirken, yalnızca balistik füzelerin engellenmesi için en az 3200 önleyici füze kullanılması gerektiği ifade edildi.

İran’ın füze stoku ise bitmek bir yana yenileniyor. New York Times (NYT) gazetesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı habere göre; İranlı ekiplerin, isabet alan yeraltı füze depoları ve silolarındaki enkazı hızla temizleyerek, bunları saatler içinde yeniden operasyonel hale getiriliyor. Amerikan istihbaratının ayrıca, Tahran yönetiminin elinde tahribata uğramamış, önemli miktarda füze ve seyyar füze rampası bulunduğunu değerlendirdiği aktarıldı. NYT'nin haberinde, ortaya çıkan bu tablonun Washington'ın İran'ın füze kapasitesini yok etme hedefine gerçekte ne kadar ulaşabildiği konusunda şüphelere yol açtığı kaydedildi.

Üstelik İngiliz The Telegraph gazetesinin özel sevkiyat verileri ve uzman analizlerine dayandırdığı araştırmaya göre, Çin’in Zhuhai bölgesindeki Gaolan limanından hareket eden beş dev gemi, İran’ın füze programı için hayati öneme sahip lojistik bir köprü kurdu. Aralarında Hamouna, Barzin, Shabdis ve Rayen’in de bulunduğu İran bandıralı dört gemi geçtiğimiz günlerde limanlara demirlerken, beşinci gemi Zardis’in ise İran açıklarında yanaşmak üzere beklediği tespit edildi.

Söz konusu gemilerin, katı yakıtlı balistik füzelerin üretiminde ana bileşen olarak kullanılan sodyum perklorat maddesini taşıdığı değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu devasa sevkiyatın hacmine dikkat çekerek, gelen hammaddenin yaklaşık 785 adet yeni balistik füze üretimine imkan tanıyacağını öngörüyor. Bu kapasite artışı, Tahran yönetiminin, çatışma sahasında bir ay boyunca günde 10 ila 30 füze fırlatmaya devam edebileceği anlamına geliyor.

ABD İSTİHBARATI DA TRUMP’I UYARDI: İRAN’A HÜRMÜZ’Ü AÇTIRAMAYACAKSINIZ

Trump’ın öfke patlamasının en önemli nedenlerinden biri küresel piyasaları felç eden Hürmüz krizi. ABD’ye ait son istihbarat raporları, İran’ın dünyanın en kritik petrol geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kısa vadede bırakmasının beklenmediğini ortaya koyuyor.

Hürmüz, İran’ın enerji fiyatlarını yüksek tutarak ABD Başkanı Donald Trump üzerinde baskı kurmaya devam edebileceğine işaret ediyor. Raporlar aynı zamanda, İran’ın askeri gücünü zayıflatmayı hedefleyen savaşın ters etki yaratmış olabileceğini de gösteriyor. Zira Tahran, bu süreçte kritik su yolunu tehdit edebilme kapasitesini sergileyerek bölgesel etkisini artırmış görünüyor. Trump, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmanın zorluğunu küçümsemeye çalıştı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu hat için yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin geçişi yeniden sağlayabileceğini ima etti.

Geçtiğimiz hafta Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Biraz daha zamanla HÜRMÜZ BOĞAZI’NI kolayca AÇABİLİRİZ, PETROLÜ ALIRIZ ve büyük kazanç elde ederiz” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Kriz Grubu’nda İran Projesi Direktörü olan Ali Vaez, “ABD, İran’ın kitle imha silahı geliştirmesini engellemeye çalışırken, ona aslında kitlesel etki gücüne sahip bir silah verdi” dedi.

Vaez’e göre Tahran, Hürmüz üzerindeki kontrolünün küresel enerji piyasalarını yönlendirme gücünün, nükleer bir silahtan bile daha etkili olduğunun farkında.

Trump’ın boğazın yeniden açılması konusunda tutumu ise zamanla değişkenlik gösterdi. Bir yandan bunu ateşkes için şart koşarken, diğer yandan Körfez ülkeleri ve NATO müttefiklerinin bu sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Pazar günü yaptığı açıklamada ise küfürlerle ‘’açın artık şunu’’ dedi.

Çünkü Hürmüz krizi nedeniyle artan enerji maliyetleri ABD’de enflasyonu tetikleme riski taşırken, bu durum düşük anket oranlarıyla karşı karşıya olan Trump için siyasi bir yük oluşturuyor. Cumhuriyetçi Parti ise kasım ayında yapılacak ara seçimlere hazırlanıyor.

İstihbarat raporlarına göre İran’ın bu baskı aracından kısa vadede vazgeçmesi beklenmiyor. Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nı askeri güçle yeniden açmaya çalışmak ciddi riskler barındırıyor.

Boğaz, İran ile Umman arasında yer alıyor. En dar noktası 33 kilometre olsa da gemilerin kullandığı geçiş hattı yalnızca 3 kilometre genişliğinde. Bu durum, gemileri ve askeri unsurları kolay hedef haline getiriyor.

Uzmanlara göre ABD güçleri İran’ın güney kıyılarını ve adalarını ele geçirse bile, Devrim Muhafızları ülke içinden fırlatılan füze ve insansız hava araçlarıyla kontrolü sürdürebilir.

EKONOMİK MALİYET AĞIRLAŞIYOR

ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik bir aydan uzun süredir devam eden saldırılarındaki toplam harcaması, pazar günü itibarıyla 42,1 milyar doları geçti. Bu veri, söz konusu maliyetleri izleyen platformun hesaplamalarına dayanıyor.

Hesaplama yöntemi, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Kongre’ye sunduğu rapora dayanıyor. Rapora göre, savaşın ilk 6 gününün maliyeti 11,3 milyar dolar olurken, sonraki süreçte günlük harcama yaklaşık 1 milyar dolara ulaştı.

Batılı medya kuruluşları da daha önce ABD’nin İran’a yönelik savaşta yaklaşık bir ay içinde 27 milyar dolardan fazla harcama yaptığını bildirmişti.

Savaşın soykırımcı israile de maliyeti ağır oldu. israilin İran ve Lübnan’a yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana yaklaşık 15 milyar dolarlık bir maliyet üstlendiğini ortaya koydu. Gazete, çatışmaların sürmesi ve ekonomik etkilerinin genişlemesi nedeniyle bu rakamın önümüzdeki dönemde daha da artmasının beklendiğini belirtti.

Ekonomi odaklı İbranice gazete Calcalist, dün (Pazar) yaptığı haberde, “İran ve Lübnan’daki Hizbullah ile devam eden savaşın maliyetinin yaklaşık 47 milyar şekele (yaklaşık 15 milyar dolar) ulaştığını ve çatışmaların sürmesi ile ekonomik etkilerin genişlemesi nedeniyle bu rakamın artacağını” ifade etti.

Gazete ayrıca, “israil Savunma Bakanlığı’nın askeri harcamaları karşılamak için yaklaşık 39 milyar şekel talep ettiğini ve savaşın sürmesi ya da benzer çatışma turlarının tekrarlanması halinde bu rakamın 2026 yılı içinde daha da artmasının beklendiğini” aktardı.

Gazete, “füze saldırılarından kaynaklanan zararlar için yaklaşık 26 bin tazminat başvurusu yapıldığını ve bunların değerinin 1 ila 1.5 milyar şekel arasında olduğunu” belirtti.

Asıl yükün, yaklaşık 6.5 ila 7 milyar şekel olarak tahmin edilen şirketler ve çalışanlar için tazminat planından kaynaklandığı; buna ek olarak ücretsiz izne çıkarılan çalışanların maliyetini karşılamak için yaklaşık yarım milyar şekel gerektiği kaydedildi.

Aynı bağlamda, Yedioth Ahronoth gazetesi de Pazar günü yayımladığı haberde, İsrail tarım sektörünün 28 Şubat’tan bu yana savaş nedeniyle büyük kayıplar yaşadığını, özellikle çiftçilerin ürünlerini ihraç edememesi nedeniyle ciddi zarar gördüğünü yazdı.

Gazeteye göre çiftçiler, ihracatta karşılaştıkları büyük zorluklar nedeniyle on milyonlarca şekel zarar ediyor ve Maliye Bakanlığı’ndan acil destek talep ediyor.

ABD ATEŞKESİ ÇİN PAKİSTAN’I ÖNE SÜRÜYOR

Cephede beklenen sonuçların alınamaması ve savaşın maliyetinin hızla yükselmesi, ABD’yi diplomatik kanalları yeniden devreye sokmaya itti. Bu süreçte öne çıkan ülke ise dikkat çekici biçimde Pakistan oldu.

Normalde bu tür yüksek riskli krizlerde başat aktörler arasında yer almayan İslamabad, bu kez ABD ile İran arasında mesaj taşıyan ve müzakere zemini oluşturan kritik bir kanal haline getirildi. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar’ın da doğruladığı üzere, Washington ile Tahran arasındaki dolaylı temaslar Pakistan üzerinden yürütülüyor.

Türkiye ve Mısır’ın da perde arkasında diplomasi trafiği yürüttüğü belirtilirken, daha önce benzer süreçlerde rol alan Umman ve Katar’ın devre dışı kaldığı, bu boşluğun Pakistan ile doldurulduğu ifade ediliyor.

Ancak diplomasi trafiğinin arkasında daha derin bir gerçeklik yatıyor: ABD’nin sahada sıkışması.

Enerji hatlarının tehdit altına girmesi ve bölgesel ticaretin sekteye uğraması, savaşın sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirdi. Bu tablo karşısında Washington’un, çatışmayı kontrollü biçimde sonlandıracak bir çıkış aradığı değerlendiriliyor.

Bu kapsamda ABD’nin ilk olarak İran’a 15 maddelik bir ateşkes planı sunduğu, ancak Tahran’ın bu planı reddettiği öğrenildi. Ardından Pakistan aracılığıyla iki günlük ateşkes teklif edildi. İran bu teklifi de reddetti. Bunun üzerine Washington’un yeni bir stratejiye yönelerek, Pakistan üzerinden şekillendirilecek alternatif bir ateşkes planı hazırlatarak bu planı İran’a iletti.

Pakistan’ın bu süreçte tercih edilmesinin arkasında ise çok katmanlı nedenler bulunuyor.

İran ile yaklaşık 900 kilometrelik sınırı bulunan Pakistan, tarihsel ve mezhepsel bağlar sayesinde Tahran ile doğrudan temas kurabilen nadir ülkelerden biri. Aynı zamanda ABD ile de diplomatik ve askeri ilişkilerini sürdüren İslamabad Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim nedeniyle zor durumda. Ülkede yakıt fiyatlarının yaklaşık yüzde 20 yükselmesi, zaten kırılgan olan ekonomiyi daha da baskı altına aldı. Körfez ülkelerinde çalışan milyonlarca Pakistanlının gönderdiği dövize bağımlı ekonomi için bölgedeki istikrarsızlık ciddi bir risk oluşturuyor.

Savaşın etkileri Pakistan’ın iç siyasetinde de hissediliyor. ABD saldırılarının ardından ülke genelinde İran’a destek gösterileri düzenlenirken, bazı şehirlerde protestoların güvenlik güçleriyle çatışmaya dönüşmesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Bu kapsamda ABD’nin ateşkes girişimlerine yoğun destek veriyor. Son olarak İran ve ABD’ye çatışmaları sona erdirebilecek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açabilecek bir plan sundu.

Kaynağa göre, çatışmaları sonlandırmaya yönelik çerçeve Pakistan tarafından hazırlandı ve gece saatlerinde İran ile ABD’ye iletildi. Plan, iki aşamalı bir yaklaşım içeriyor: önce derhal ateşkes, ardından kapsamlı bir anlaşma. Kaynak, “Tüm unsurların bugün üzerinde uzlaşılması gerekiyor” dedi ve ilk mutabakatın Pakistan üzerinden elektronik olarak sonuçlandırılacak bir mutabakat zaptı şeklinde olacağını belirtti.

Teklife göre ateşkes derhal yürürlüğe girecek ve Hürmüz Boğazı yeniden açılacak. Ardından 15-20 gün içinde daha kapsamlı bir anlaşma tamamlanacak. “İslamabad Anlaşması” olarak adlandırılan bu planın, boğaz için bölgesel bir çerçeve de içermesi ve nihai yüz yüze görüşmelerin İslamabad’da yapılması öngörülüyor.

Ancak İran’dan olumsuz yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi; “Ateşkes, yeniden toparlanmak ve tekrar suç işlemek için kısa bir ara vermek anlamına gelir.

Hukuki veya uluslararası hiçbir garanti yok. Bu nedenle, kendi ulusal güvenliğimizi savunmak için sağlam bir garantiye sahip olmamızı sağlayacak şekilde hareket etmeliyiz.'' Açıklamasını yaptı.