ABD, Meksika ve Kanada’da haziran ayında düzenlenecek Dünya Kupası’na yönelik boykot çağrısı yapan Arıkan, şunları kaydetti:

“Dünyanın en büyük haydut devleti ABD’nin, ‘spor maskesi’ altında barışa katkı sunması mümkün değildir. Yakın tarihimizin en büyük yıkımlarının, darbelerinin, katliamlarının altında imzası olan ABD’nin ruhunda barış olan bir spor organizasyonuna ev sahipliği yapması doğru değildir. Türkiye, İspanya ve Bosna Hersek başta olmak üzere vicdan sahibi ülkeler inisiyatif alarak ABD’nin Dünya Kupası ev sahipliğinden menedilmesi için çalışmalar yapmalı, Amerika’da oynanacak müsabakaların en azından Meksika ve Kanada’da oynanmasını temin etmeli, ABD boykot edilmelidir. Rusya, Ukrayna’dan dolayı dünyadaki tüm spor organizasyonlarından men edildiyse, aynı şekilde Amerika da Gazze’deki soykırımın en büyük destekçisi olduğu için, İran’daki okul katliamının sorumlusu olduğu için Dünya Kupası organizasyonundan çıkarılmalıdır. Dünya Kupası önemli ancak hiçbir kupa, bir çocuğun dökülen bir damla kanından daha değerli olamaz”

“Türkiye kirli planın parçası olmamalıdır”

ABD’nin İran’a yönelik kara saldırısı hazırlığında olduğuna dair iddialara değinen Arıkan, “Bugün Amerika’nın kilometrelerce öteden, yine hukuksuz bir şekilde İran’a yönelik bir kara saldırısı başlatacağı konuşuluyor. Katil Netanyahu-Trump ikilisi; Washington ve Tel Aviv’de yaptıkları hesap Tahran’da şaşınca yeni bir hesap peşine düştü. ABD bu planı hayata geçirmeye kalkar, İran’a bir kara saldırısı başlatır, Türkiye, Amerika’nın bu hamlesi karşısında doğru yerde durursa, karşılaşacağı sonuç büyük bir hezimet olacaktır. Türkiye, hiçbir bahaneyle, hiçbir baskıyla, hiçbir ‘stratejik ortaklık’ masalıyla bu kirli planın parçası olmamalıdır” diye konuştu.

“Ülkenin tapusunu NATO’ya mı verdiniz?”

Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikalarının NATO eksenine kaydırılmasını eleştiren Arıkan, “NATO bizi koruyor” algısına tepki göstererek şunları söyledi:

“Sözde ‘İran kaynaklı’ olduğu iddia edilen bir balistik mühimmat vakası daha yaşadık. Bu dördüncü kez yaşanıyor ama hiçbirinde tatmin edici bilgi verilmiyor. Bunu yapmak yerine, her seferinde ‘NATO görevini yaptı, bizi korudu’ cümlesini dolaşıma sokuyorlar. Biz bu anlayışı kabul edemeyiz. Bir ülkenin güvenliği, bütünüyle başkalarının garantisine bırakılamaz. İstanbul Boğazı’nda ‘NATO Deniz Unsur Komutanlığı’, güneyimizde ‘NATO Müşterek Kolordu Karargahı’ kurulacağı açıklamaları geliyor. İsrail’in demir kubbesini yapan firma ile Kürecik’i yapan firma aynıdır. Akdeniz’e patriot sistemi, İstanbul Boğazı’na karargah, Güneydoğu’ya çok uluslu kolordu kurulacak. Ne oluyor Allah aşkına. Ülkenin tapusunu siz NATO’ya mı verdiniz? Türkiye bir NATO üyesidir ama NATO’nun ülkesi değildir”

“Gerçek boykot Larry Fink’i boykot etmektir”

Hükümetin ekonomi ve dış politikada tutarsız olduğu eleştirisinde bulunan Arıkan, Dolmabahçe’de gerçekleşen bir görüşmeye dikkati çekerek, “Siyonist rejimin en büyük silah finansörü Larry Fink ile Dolmabahçe’de ne görüştünüz? Görüştüğünüz kişi Gazze’deki soykırımın suç ortağıdır. Fink bu topraklara adımını bile atamamalı. Boykot öyle hamburgerci basmakla, kola dökmekle olmaz. Gerçekten boykot yapacaksanız Larry Fink’i boykot edeceksiniz. Köprünün üstünde protesto yapacaksınız, köprünün altından gemileri geçireceksiniz, köprünün yanında Larry Fink’le görüşeceksiniz. Dış politikada diliniz başka, elleriniz başka söylemeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

“İran’a insani yardım koridoru açılmalıdır”

Bölgesel iş birliği ve İran ile tarihi bağlara vurgu yapan Arıkan, şöyle devam etti:

“Bugün coğrafyamızın ihtiyacı olan İsrail’in Abraham Anlaşmaları değil, Türkiye’nin öncülük edeceği İbrahim Anlaşmalarıdır. İsrail’in Abraham’ı savaşı, Türkiye’nin İbrahim’i barışı esas alır. Türkiye derhal İran’a insani yardım koridoru açmalıdır. İran’da yaşanan acılar, sınırın öte tarafında yaşanan acı değildir. Bizim evimizin içerisinde yaşanan bir insanlık imtihanıdır. Biz İran ile sadece komşu değiliz; aynı kaderin, aynı tarihin, aynı acının insanlarıyız. Buradan iktidara sesleniyorum. En azından insani bir adım atın ve yardım koridoru açın. Van’da lojistik bir üs kurun, ilaç ve tıbbi malzemeleri bölgeye ulaştırın. Arama kurtarma ekiplerini bölgeye sevk edin. Vicdan coğrafi sınırları da okyanusları da tanımaz, tanımamalıdır. Türkiye, 60 yılı aşkın süredir ekonomik abluka altında olan ve şu an gıda ve ilaç krizi yaşayan Küba’yı da yalnız bırakmamalıdır.

Muhabir: Mehmet Yaman