Enstitü Sosyal tarafından yayımlanan “Türkiye’de Dijital Kumar: Görünüm, Dinamikler ve Mücadele Stratejileri” başlıklı rapor, dijital kumarın Türkiye’de ulaştığı tehlikeli boyutları gözler önüne serdi. Raporda, yaş sınırının fiilen aşağı çekildiği, gençlerin hem bağımlılık hem de organize suç ağları açısından ciddi risk altında olduğu vurgulandı.

Rapora göre, dijital kumar nedeniyle yardım başvurularında tespit edilen en düşük yaş 16 olarak kayıtlara geçti. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) verileri, dijital kumarın artık yalnızca yetişkinler için değil, lise çağındaki gençler için de somut ve yaygın bir risk haline geldiğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu durumun denetimsiz dijital platformların yaygınlaşması ve gençlerin çevrim içi ortamlara sınırsız erişimiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

İlk Temas Çocuklukta Başlıyor

Raporda altı çizilen en kritik tespitlerden biri, kumara ilk temasın çoğu zaman çocukluk ve ergenlik döneminde gerçekleşmesi oldu. Aile içinde kupon doldurmak, bayiye gitmek ya da kumarın gündelik ve sıradan bir davranış gibi sunulması, çocukların zihninde bu alışkanlığın erken yaşta normalleşmesine yol açıyor. Bu erken normalleşme sürecinin, ilerleyen yıllarda dijital kumara geçişi hızlandırdığı ifade ediliyor.

Rapora göre, kimlik arayışı, akran baskısı ve risk alma eğiliminin yoğunlaştığı ergenlik dönemi, dijital kumar açısından en kırılgan eşiklerden biri olarak öne çıkıyor. Oyunlaştırılmış dijital tasarımlar, cazip bonuslar ve “kolay kazanç” vaadi, gençlerin kumarı bir bağımlılık faaliyeti değil, zararsız bir eğlence gibi algılamasına neden oluyor.

Dijital Kumar ve Organize Suç Bağlantısı

Rapordaki en çarpıcı bulgulardan biri ise, dijital kumarın organize suç ağlarıyla kurduğu doğrudan ilişki oldu. Araştırmaya göre suç örgütleri, yasadışı para transferlerini gizlemek amacıyla üniversite öğrencileri ve yaşlılar gibi kırılgan grupların banka hesaplarını kullanıyor. Özellikle üniversite öğrencileri, “hesap kiralama”, “aracı olma” ya da “kolay para kazanma” vaatleriyle bu ağların içine çekiliyor.

Uzmanlar, birçok gencin neye dahil olduğunu tam olarak fark etmeden, kara para trafiğinin bir parçası haline getirildiğine dikkat çekiyor. Bu durum, gençleri yalnızca maddi kayıplarla değil, aynı zamanda adli soruşturma riski ve uzun vadeli hukuki mağduriyetlerle karşı karşıya bırakıyor.

Raporda, dijital kumarla mücadelenin yalnızca bireysel farkındalıkla sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanarak, dijital platformların denetiminin artırılması, ailelerin bilinçlendirilmesi, gençlerin hedef alındığı çevrim içi mecralara yönelik yasal yaptırımların güçlendirilmesi ve önleyici sosyal politikaların hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.

Peş Peşe İntihar Vakaları

Bahis ve kumar borçları trajik olaylara yol açtı. Sadece son birkaç ay içinde yaşanan üç ayrı vaka, dijital kumarın ve yasadışı bahis ağlarının toplumsal ve psikolojik yıkımını bir kez daha gözler önüne serdi.

Iğdır’da, bir mahalle bekçisi, bahis borçları nedeniyle bir tarlada yaşamına son verdi.

Denizli’de, bir polis memuru, kumar borçlarının yol açtığı ağır psikolojik baskı sonucu önce ailesini katletti, ardından intihar etti.

İstanbul’da ise bir başka polis memuru, yine yasadışı bahis borçları nedeniyle evinde hayatına son verdi.

Son olarak iki gün önce Çankırı’da 37 yaşındaki beden eğitimi öğretmeni Şafak Çelik, sanal kumar nedeniyle yaşadığı ağır maddi kayıpların ardından yaşamına son verdi. Çelik’in, intihardan kısa süre önce sosyal medya hesabından paylaştığı veda videosu ortaya çıktı.

Şafak Çelik, olaydan önce yayımladığı videoda, sanal kumar yüzünden ailesine ait birden fazla evi ve yüklü miktarda parayı kaybettiğini anlattı. İçinde bulunduğu durumdan çıkış yolu bulamadığını dile getiren Çelik, yaşadığı çaresizliği ve pişmanlığı açık ifadelerle paylaştı.

Kısmi Yasaklar Yetmiyor

Art arda yaşanan intiharlar, aile içi şiddet vakaları, borç krizleri ve suç bağlantıları, kumar ve bahis meselesinin artık yalnızca “yasadışı platformlar” sorunu olmadığını, kumarın bizzat kendisinin toplumsal bir tehdit haline geldiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar ve sosyal politika çevreleri, şans oyunları dahil olmak üzere kumar ve bahsin tüm biçimleriyle yasaklanması gerektiğini savunuyor. Türkiye önlem olarak alkol ve sigaraya yönelik reklam yasağının benzeri bahis için de uygulamaya hazırlanıyor, bu konuda yasal düzenlemeye gidilecek. Ancak yeterli değil.

“Yasal–Yasadışı Ayrımı Gerçekçi Değil”

Uzmanlara göre kumar politikalarında yapılan en büyük hata, “yasadışı bahisle mücadele edip yasal kumarı koruma” yaklaşımı. Oysa araştırmalar, bağımlılık mekanizmasının yasal–yasadışı ayrımı tanımadığını gösteriyor. Spor toto, loto, iddia, online şans oyunları ve dijital bahisler, aynı dopamin–ödül döngüsünü besliyor ve bireyi zamanla daha riskli platformlara itiyor.

Bu nedenle “yasadışı bahisle mücadele” adı altında yürütülen politikalar, çoğu zaman bağımlılığı başka bir yasal kanala yönlendirmekten öteye geçemiyor.

‘Şans Oyunları’ Masum Değil

Kamuoyunda “zararsız” olarak sunulan şans oyunları, uzmanlara göre kumar kültürünün ilk temas noktası. Çocuklukta bayiden kupon doldurma, aile içinde “küçük oyun” algısı, ilerleyen yaşlarda dijital kumara geçişi hızlandırıyor.

Bu nedenle uzmanlar, şans oyunlarının bağımlılığı normalleştirdiğini, “kolay para” algısını yaygınlaştırdığını, gençleri erken yaşta risk davranışlarına ittiğini belirtiyor.

Kumarın “vergi geliri” ve “istihdam” gerekçesiyle savunulması da eleştirilerin odağında. Sosyal politika uzmanları, kumardan elde edilen kamu gelirinin; sağlık harcamaları, adli süreçler, aile destek mekanizmaları, intihar ve psikolojik tedavi maliyetleri dikkate alındığında net bir kamu zararına dönüştüğünü vurguluyor.

Bir başka ifadeyle, devletin kazandığı vergi, toplumun ödediği bedeli karşılamıyor.

Tam Yasak Uygulayan Ülkeler Ne Yapıyor?

Başta Suudi Arabistan, Katar ve İran olmak üzere birçok ülkede kumar ve bahis, dijital platformlar da dahil olmak üzere mutlak biçimde yasak. Bu ülkelerde kumar, kontrol edilebilir bir eğlence değil; kamu düzenini, aile yapısını ve toplumsal sağlığı tehdit eden bir faaliyet olarak değerlendiriliyor.

Yalnızca oyun oynayanlar değil, reklamını yapanlar, aracılık edenler ve finansman sağlayanlar da ağır yaptırımlarla karşılaşıyor. Sonuç olarak kumar kaynaklı bağımlılık ve suç oranları marjinal seviyelerde kalıyor.

Batı’da “Fiili Yasak”a Yaklaşan Sert Modeller

Batı ülkelerinde tam yasak nadir olsa da Çin ve Japonya gibi ülkeler fiili yasak sayılabilecek modeller uyguluyor. Çin’de ana karada kumar kesin olarak yasaklanırken, online bahis yalnızca ülke içinde değil, yurt dışı erişim dahi suç kapsamına alınıyor. Japonya ise uzun yıllar süren yasak sonrası dahi dijital kumara kapıyı kapalı tutarak, gri alanları sert denetimlerle kontrol altında tutuyor. Bu modeller, “kontrollü serbestlik” yerine önleyici yasak yaklaşımının tercih edilebileceğini gösteriyor.

Kamu Sağlığı Meselesi Olarak Kumar

Uzmanların ortak görüşü, kumarın ahlaki bir tartışmadan ziyade kamu sağlığı ve güvenliği sorunu olduğu yönünde. Nasıl ki uyuşturucu veya silah ticareti “kontrollü” hale getirilmiyorsa, kumarın da toplumsal yıkım üretme kapasitesi nedeniyle aynı çerçevede ele alınması gerektiği savunuluyor.

Sonuç olarak dünya örnekleri, kumar ve bahsin tümüyle yasaklanabileceğini ve bunun yalnızca mümkün değil, bazı ülkelerde başarıyla uygulanan bir politika olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre kısmi yasaklar ve denetimler yalnızca bir sonraki trajediyi geciktiriyor; kalıcı çözüm ise bütüncül yasak ve güçlü sosyal destek politikalarıyla mümkün.

Muhabir: ABDULSELAM ALTUN