manşetler

Körfez’de Savaş Küresel Ekonomide Deprem

İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırıların ardından Körfez’de enerji ve lojistik altyapısının hedef alınması petrol fiyatlarını yükseltirken, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz küresel ticaret, sigorta maliyetleri ve Avrupa ekonomisi üzerinde yeni bir enerji ve enflasyon baskısı oluşturdu.

Abone Ol

ABD ve soykırımcı israilin askeri saldırılarına İran İslam Cumhuriyeti’nin verdiği karşılık niteliğindeki saldırılar, savaşın altıncı gününde Körfez ülkelerinin enerji ve lojistik altyapısının hedef alınmasıyla bir ekonomi krize dönüştü. Art arda gelen saldırılar petrol fiyatlarını kritik seviyelere taşırken, küresel tedarik zincirlerinde de ciddi kırılmaların ortaya çıkmasına yol açtı.

Krizin en somut etkilerinden biri Birleşik Arap Emirlikleri’nde görüldü. Füceyre Limanı’ndaki petrol depolama tanklarında çıkan büyük yangın, hava savunma sistemleri tarafından düşürülen bir insansız hava aracının parçalarının depolara isabet etmesi sonucu meydana geldi. Yangın nedeniyle limanda yakıt ikmali ve depolama faaliyetleri durduruldu. Bu gelişme, savaş nedeniyle kapanan Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak kullanılan en önemli enerji sevkiyat merkezlerinden birinde ciddi aksama anlamına geliyor.

Enerji sevkiyatındaki bu aksama, deniz taşımacılığı sigorta maliyetlerinin hızla yükselmesine yol açtı. Savaş riskine karşı uygulanan sigorta primlerinin bazı güzergahlarda beş katına kadar çıktığı belirtiliyor. Bu durum hem enerji ticaretini hem de küresel lojistik akışını doğrudan etkiliyor.

KÖRFEZ LİMANLARI HEDEFTE

Krizin etkisi yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri ile sınırlı kalmadı. Umman’da Dukm Limanı’nda bir yakıt tankı insansız hava aracı saldırısında hasar gördü. Salalah Limanı’na yönelik bazı saldırı girişimleri ise hava savunma sistemleri tarafından engellendi.

Bu gelişmeler Umman’da güvenlik alarmına yol açarken, liman ve lojistik sektöründe belirgin bir yavaşlama yaşandı. Ülkenin petrol dışı gelirlerinde önemli paya sahip olan liman faaliyetleri, artan güvenlik riskleri ve sigorta maliyetleri nedeniyle baskı altına girdi. Deniz ticaretinin yoğun olduğu Arap Denizi hattında da geçişlerin azaldığı bildiriliyor.

ENERJİ ALTYAPISI DA ETKİLENİYOR

Savaşın etkisi Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan’da da hissedilmeye başladı. Katar’daki Ras Laffan sıvılaştırılmış doğalgaz tesislerinde meydana gelen hasar nedeniyle üretim geçici olarak durduruldu ve ihracatta düşüş yaşandı. Bahreyn’de ABD askeri üslerinin etkilenmesi savunma maliyetlerini artırırken, Kuveyt’te petrol tesislerinde yaşanan aksaklıklar bütçe üzerindeki baskıyı artırdı.

Suudi Arabistan’da ise doğu kıyısındaki limanlara yönelik saldırılar ve güvenlik maliyetlerindeki artış dikkat çekiyor. Bu gelişmelerle birlikte Brent petrol fiyatı hızla yükselerek varil başına 80 doların üzerine çıktı.

KÜRESEL EKONOMİ İÇİN YENİ RİSK

Enerji kaynaklarına bu kadar yakın bir bölgede yaşanan çatışmaların en büyük etkisi piyasalardaki güven ortamının sarsılması oldu. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından birinin devre dışı kalması anlamına geliyor. Enerji fiyatlarının yükselmesi yalnızca petrol piyasasını değil, taşımacılık maliyetlerini ve küresel enflasyonu da etkileyebilecek bir zincirleme etki yaratıyor. Taşıma, sigorta ve güvenlik maliyetlerindeki artışın dünya genelinde fiyat baskısını artırabileceği değerlendiriliyor.

Bu durum merkez bankalarının para politikalarını da etkileyebilecek bir risk olarak görülüyor. Enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonu yeniden yükseltebileceği ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği belirtiliyor.

ENERJİ İTHALATÇILARI İÇİN RİSK DAHA BÜYÜK

Enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan ülkeler açısından kriz daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle Asya’daki büyük ekonomilerin petrol ve gaz tedarikinde Körfez bölgesine bağımlılığı yüksek seviyede bulunuyor.

Bununla birlikte Körfez ülkeleri açısından risk yalnızca enerji sektöründe değil. Hava sahalarının kapanması, uçuşların azalması ve güvenlik risklerinin artması turizm, hizmet ve lojistik sektörlerini de doğrudan etkiliyor.

“SAVAŞ EKONOMİSİ” İHTİMALİ

Çatışmanın uzaması halinde bölge ülkelerinin ekonomik önceliklerinin değişmesi bekleniyor. Savunma harcamalarının artması, altyapı ve büyüme projelerinin geri plana itilmesine neden olabilir. Bu da Körfez ekonomilerinin kısa vadeli fiyat kazançlarına rağmen uzun vadede yatırım ve büyüme açısından baskı altında kalmasına yol açabilir.

Uzmanlara göre krizin en kritik değişkeni savaşın süresi olacak. Çatışma kısa sürede sona ermez ve Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalırsa, petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi ve küresel ekonomide daha geniş çaplı bir sarsıntı yaşanması ihtimali güçlenebilir.

KATAR’IN ETKİSİ

KatarEnergy’nin Pazartesi günü İran İslam Cumhuriyeti saldırısı sonrası sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve ilgili ürünlerin üretimini durdurduğunu açıklamasının ardından Atlantik havzasında LNG tankerlerinin maliyetinin %100 arttığını bildirdi. Atlantik havzasında LNG tankeri kiralama maliyeti günlük 200 bin doların üzerine çıktı. Bu rakam, önceki seviyelere kıyasla yaklaşık %100 artış anlamına geliyor.

Kaynaklar, navlun fiyatlarındaki bu sert yükselişin, KatarEnergy’nin İran İslam Cumhuriyeti saldırısı sonrası LNG üretimini ve ilgili ürünlerin üretimini durdurduğunu açıklamasının hemen ardından gerçekleştiğini belirtti. Söz konusu saldırı, Ras Laffan Sanayi Kenti ile Mesaieed Sanayi Kenti’ndeki işletme tesislerini hedef almıştı.

Şirketin resmi verilerine göre QatarEnergy, yıllık toplam 77 milyon ton üretim kapasitesine sahip 14 LNG üretim hattını işletiyor ve bu kapasiteyle dünyanın en büyük LNG üreticisi konumunda bulunuyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL ENERJİ FİYATLARINI ETKİLİYOR

Hollanda merkezli ING Bankası’nın baş ekonomisti Rico Loman, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun petrol ve doğal gaz fiyatları ile lojistik sektörünü ciddi şekilde etkileyeceğini söyledi. Loman, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol ve gaz piyasaları üzerinde büyük etkiler yaratacağını ve piyasaların bu riski şimdiden fiyatlamaya başladığını belirtti.

“Dünyada önümüzdeki dönemde fiyatların yükseldiğini göreceğiz” diyen Loman, çok sayıda petrol tankerinin şu anda boğazın dışında beklediğini ifade etti. Loman sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durum deniz taşımacılığı kapasitesinin hızla daralacağı anlamına geliyor. Yani navlun maliyetleri sert şekilde artacak. Aynı şekilde sigorta primleri de yükselecek.” Boğazın kapanmasının konteyner taşımacılığını da etkileyeceğini belirten Loman, büyük deniz taşımacılığı şirketlerinin bölgeden kaçınma kararı aldığını söyledi.

PETROL VE GAZ TAŞIMACILIĞI MALİYETLERİ REKOR KIRDI

Bugün açıklanan deniz taşımacılığı verilerine göre petrol ve gaz taşımacılığı maliyetleri küresel ölçekte keskin şekilde yükseldi. Orta Doğu’dan Çin’e 2 milyon varil petrol taşıyan dev tankerlerin günlük navlun maliyeti 423.736 dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu fiyat, geçen cuma gününe göre yaklaşık iki katına çıktı ve geçen hafta görülen 6 yılın en yüksek seviyesinin de üzerine çıktı. Hürmüz Boğazı’ndan boğazdan dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri ile büyük miktarda LNG sevkiyatı yapılıyor.

GEMİLERİN GEÇİŞ MALİYETİ 12 KAT ARTTI

Financial Times’ın sigorta brokerlerine dayandırdığı habere göre gemi sahipleri, boğazdan geçebilmek ya da yüksek riskli olarak sınıflandırılan yakın sularda seyredebilmek için milyonlarca dolara ulaşan sigorta teklifleri alıyor.

Sigorta primleri çarşamba günü geminin değerinin yaklaşık %3’üne kadar yükseldi. Oysa savaş başlamadan önce bu oran yaklaşık %0,25 seviyesindeydi.

Ortadoğu yakınlarında seyreden gemilerin sigorta maliyetleri, sigorta şirketlerinin hafta sonu müşterilerine savaş riski poliçelerini iptal ettiklerini bildirmesinin ardından hızla yükseldi.

Brokerlere göre bazı şirketler poliçeleri iptal edip daha yüksek fiyatlarla yeniden düzenlemek isterken, bazı sigorta şirketleri ise piyasadan tamamen çekildi.

Birçok sigorta şirketi de Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilere sigorta sağlamayı reddediyor. Bu nedenle son günlerde boğazdaki deniz trafiği neredeyse durma noktasına geldi.

Pazar gününden bu yana en az yedi petrol tankerinin boğazda veya çevresinde saldırıya uğradığı bildirildi. Ayrıca bazı gemiler, İran Devrim Muhafızları’na ait olduğu düşünülen radyo mesajlarıyla boğazdan geçmemeleri konusunda uyarıldıklarını rapor etti.

Marsh McLennan şirketinden sigorta brokeri Dylan Mortimer’e göre yüksek riskli bölgelerde normalde sigorta primi geminin değerinin %1 ile %1,5’i arasında değişiyor.

Ancak ABD, Birleşik Krallık veya israil bağlantılı gemilerden bu oranların üç katına kadar sigorta primi talep edildiği bildirildi.

IMF BAŞKANI: ORTA DOĞU’DAKİ ÇATIŞMA KÜRESEL EKONOMİYİ TEST EDİYOR

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Orta Doğu’da tırmanan çatışmanın küresel ekonominin dayanıklılığını test ettiğini söyledi. Uluslararası kurumların savaşın enerji, ticaret ve finans piyasaları üzerindeki etkilerini yakından izlediğini belirtti.

Tayland’ın başkenti Bangkok’ta düzenlenen bir etkinlikte konuşan Georgieva, son jeopolitik gelişmelerin dünya genelindeki ekonomi politikası yapıcıları için yeni gereklilikler ortaya çıkardığını ifade etti.

Georgieva, çatışmanın sürmesi halinde küresel ekonominin daha uzun bir istikrarsızlık dönemine girebileceğini vurgulayarak, hükümetlerin aynı anda enflasyonu yönetme, büyümeyi destekleme ve finansal piyasaların istikrarını koruma gibi zorlu görevlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.

AVRUPA EKONOMİSİ RİSK ALTINDA

Orta Doğu’daki çatışmanın tırmanması, enerji fiyatlarının artmasıyla birlikte enflasyonun yeniden yükselmesi riskini doğuruyor ve Avrupa ekonomisinin toparlanma sürecini tehlikeye atıyor.

Avrupa Merkez Bankası’na göre son aylarda Avrupa ekonomisi görece olumlu bir görünüm sergiliyordu. Enflasyon düşüş eğilimindeydi, ekonomik büyüme Trump’ın uyguladığı gümrük tarifelerine rağmen beklentilerin üzerinde gerçekleşmişti ve faiz oranlarının sabit kalması bekleniyordu.

Ancak Orta Doğu’da uzun süreli bir çatışma ihtimali, hayati önem taşıyan petrol ve gaz arzını kesintiye uğratma riski taşıyor. Bu gelişmeler, Avrupa başkentlerinde 2022’de Ukrayna savaşının ardından yaşanan enerji krizinin yarattığı olumsuz hatıraları yeniden gündeme getirdi.

ING Bankası ekonomistlerinden Carsten Brzeski bir değerlendirme notunda şunları yazdı:

“Büyük ekonomiler arasında en ağır etki Avrupa’da hissedilecek ve zamanlama bundan daha kötü olamazdı. Bölge şimdi ticaret şokuna ek olarak bir enerji şokuyla da karşı karşıya kalabilir.”

Avrupa’da doğal gaz fiyatları, Katar’ın devlet enerji şirketinin tesislerine düzenlenen saldırıların ardından LNG üretimini durdurmasıyla yükseldi.

Avrupa Birliği petrol ve gaz ihtiyacının büyük bölümünü ithal ettiği için küresel fiyat dalgalanmalarına karşı oldukça hassas bir konumda bulunuyor. Dünya LNG arzının yaklaşık beşte birini Katar üretiyor. Bu gazın önemli bir bölümü Asya’ya gönderilse de analistler, bu akışın kesintiye uğraması halinde Avrupa’nın ABD veya Avustralya gibi alternatif tedarikçilerden gaz almak için Asya ile rekabet etmek zorunda kalabileceğini belirtiyor.

AB’nin doğal gazının büyük bölümü ABD’den LNG olarak ve Norveç’ten boru hatlarıyla geliyor. Orta Doğu’dan gelen gazın payı ise yaklaşık %5 seviyesinde.

Avrupa işleri uzmanlarına göre Orta Doğu’daki gelişmeler AB ekonomisinin toparlanma sürecini doğrudan etkileyebilir.

Avrupa ekonomileri hala pandemi sonrası etkilerle mücadele ederken, Ukrayna savaşı da birçok ülkede enflasyon artışı, işsizlik ve büyümede yavaşlama yaratmıştı.

Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir aksama, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor. Avrupa’nın petrol ve gaz ithalatının önemli bir kısmı bu bölgeyle bağlantılı olduğu gibi, dış ticaretinin bir bölümü de bu deniz yolu üzerinden gerçekleşiyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesi ve bölgede gemiler için sigorta maliyetlerinin artması ise Avrupa’da üretim maliyetlerini artırarak tüketici fiyatlarını yükseltebilir ve yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebilir.

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün yayımladığı bir rapora göre Avrupa’nın şu ana kadarki tepkisi “şok, şüphe ve içe dönüklük” şeklinde oldu.

Rapora göre Avrupa’da tartışmalar genellikle olayların nasıl yorumlanacağı üzerine yoğunlaşıyor, nasıl hareket edilmesi gerektiği üzerine değil.

Avrupa bu savaşta kenarda kalmış durumda. ABD ile yapılan askeri operasyonlarda Avrupalılarla başlangıçta istişare edilmedi ve Avrupa ülkeleri saldırı operasyonlarına doğrudan katılmıyor.

Bu savaş, Afganistan ve Irak savaşlarından ya da geçen yaz İran İslam Cumhuriyeti’ne nükleer tesislerine yönelik saldırılardan farklı bir karakter taşıyor. O dönemlerde bazı Avrupa ülkeleri özellikle israil hava sahasını koruma amacıyla operasyonlara katılmıştı.

Ancak mevcut çatışmada Avrupa’nın rolü daha sınırlı. Ekonomi uzmanlarına göre önümüzdeki haftalar Avrupa ekonomisinin yönünü belirleyecek kritik bir dönem olabilir.

Orta Doğu’daki askeri operasyonların uzaması, Euro Bölgesi’nin toparlanmasını zayıflatabilir ve enflasyon baskılarını yeniden alevlendirebilir.

Avrupa’nın petrol ve gaz ithalatına büyük ölçüde bağımlı olması, onu İran savaşının ekonomik etkilerine karşı en kırılgan büyük ekonomilerden biri haline getiriyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ise dünya petrol ve gaz arzının yaklaşık beşte birini doğrudan jeopolitik risk altına sokuyor. Petrol fiyatının varil başına 10 dolar artması, Euro Bölgesi’nde:

Enflasyonu yaklaşık 0,4 puan artırabilir. Ekonomik büyümeyi ise 0,15 puan azaltabilir

Bu durum merkez bankalarını enflasyonu kontrol altına almak ile büyümeyi korumak arasında zor bir denge kurmak zorunda bırakabilir.

RUSYA’DAN DİKKAT ÇEKEN HAMLE

İran savaşı nedeniyle küresel enerji piyasalarında oluşan maliyet baskısı Avrupa ekonomisini zorlarken, Rusya’dan gelen yeni bir açıklama krizin boyutunu daha da büyütebilecek bir gelişmeye işaret etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Birliği’nin Rus enerji kaynaklarını tamamen yasaklama planını hatırlatarak Moskova’nın gaz tedarikini beklemeden kesebileceğini ve sevkiyatları başka pazarlara yönlendirebileceğini söyledi.

Putin, Rus kaynaklarına yönelik AB yasağının yürürlüğe girmesini beklemeden bu adımın atılabileceğini ifade etti.

Rus gazeteci Pavel Zarubin’e konuşan Putin, şu ifadeleri kullandı:

“Burada siyasi bir motivasyon yok. Ancak eğer bir ya da iki ay içinde bizi tamamen kesmeyi planlıyorlarsa, o zaman şimdi durup güvenilir ortaklara yönelmemiz ve orada yer edinmemiz daha iyi olabilir. Ama bu henüz bir karar değil, sadece yüksek sesle düşünmem gibi. Hükümete şirketlerimizle birlikte bu konuyu çalışmaları talimatını mutlaka vereceğim. ”Putin, AB’nin Rus enerji kaynaklarını tamamen aşamalı olarak sonlandırma niyetini defalarca dile getirdiğini hatırlatarak, Moskova’nın gaz sevkiyatını “gelişen pazarlara” yönlendirebileceğini belirtti.

AB’de yaşanan enerji krizinin ise blok yönetiminin “yıllardır izlediği yanlış politikaların sonucu” olduğunu söyledi.

Rusya’nın her zaman güvenilir bir enerji tedarikçisi olduğunu savunan Putin, Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere tüm ortaklarıyla bu şekilde çalıştıklarını belirterek şöyle konuştu:

“Rusya tüm ortakları için her zaman güvenilir bir enerji tedarikçisi olmuştur ve öyle kalacaktır. Kendileri de güvenilir olan ortaklarımızla aynı şekilde çalışmaya hazırız.”

Putin, özellikle Doğu Avrupa’daki bazı ülkelerle enerji iş birliğinin devam edeceğini söyledi. Slovakya ve Macaristan’a hem petrol hem de gaz tedarik ettiklerini belirterek bunun sürmesini beklediklerini ifade etti.

TÜRKİYE DE TEDBİR ALIYOR

ABD ve israilin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı başlattığı saldırı ve Devrim Muhafızlarının Hürmüz Boğazı'na uyguladığı geçiş ambargosu petrol fiyatını yükseltti. Petrole gelen zam akaryakıt fiyatlarına da yansıyor.

Akaryakıt fiyatlarında jeopolitik gelişmelerden kaynaklı artışın önüne geçilmesi amacıyla geçici olarak eşel mobil sistemi devreye alındı.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kararla, jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlandırılması ve vatandaşların bütçesine etkisinin azaltılması için geçici olarak eşel mobil sisteminin devreye alınması kararlaştırıldı.

Sistem, 2 Mart günü baz alınarak, bu tarihten itibaren bazı petrol ürünlerinin fiyatı artarsa, artış tutarının yüzde 75'ine kadar bu ürünlerin ÖTV'sinin indirilmesi suretiyle uygulanacak.

Bu kapsamda, benzinde litre başına 14,8277 liraya, motorinde litre başına 13,9006 liraya, LPG'de kilogram başına 11,3830 liraya kadar indirim olabilecek.

Bu ürünlerin fiyatı düşerse de azalış tutarının yüzde 75'ine kadar ÖTV'si artırılacak ve artırılan bu tutar da 2 Mart'ta uygulanan ÖTV'yi geçmeyecek.

Uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurundaki değişim nedeniyle meydana gelecek fiyat artışının, akaryakıt ve LPG fiyatlarına sınırlı olarak yansıması amacıyla bu ürünler üzerindeki ÖTV'nin yüzde 75'i ile buna bağlı KDV'den vazgeçilecek.

Böylece, yüksek miktarda bütçe gelirinden feragat edilerek enflasyonla mücadele önceliklendirilmiş, akaryakıt ve LPG fiyat artışlarının piyasaya sınırlı yansıması sağlanmış olacak.

Eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatlarındaki dönemsel artışların enflasyonist etkilerini önlemek amacıyla, uluslararası petrol fiyatları ve döviz kuru artışlarına bağlı olarak oluşacak fiyat artışlarının, Özel Tüketim Vergisi’nden karşılanarak akaryakıtın pompa satış fiyatına yansımamasını sağlamaya yönelik bir sistem olarak biliniyor.

Örneğin, motorin fiyatı belirtilen nedenlerle (vergiler hariç) 20 kuruş artacağında, motorindeki ÖTV aynı tutarda indirilmek suretiyle motorinin pompa fiyatı sabit tutuluyor. Daha sonra motorin fiyatında indirim yapılacak olması durumunda ise, öncelikle ÖTV tutarı artırılarak vazgeçilen ÖTV karşılanıyor.

Böylelikle Hazine ve Maliye Bakanlığı, tüketiciyi ve dezenflasyon sürecini artan fiyatlardan koruma altına almış oluyor.

Türkiye'de uygulanan eşel mobil sistemi 2021 yılının son çeyreğinde artan döviz kuruna bağlı olarak, akaryakıt ürünlerinde kaldırılmıştı.