Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, dünyada ağır suçlamalarla gündeme gelen Kanye West'in İstanbul'da gerçekleştirdiği dev konsere ilişkin çok konuşulacak bir açıklama yaptı. Etkinliği sıradan bir eğlence organizasyonu olarak görmediğini belirten Saral, konserde sergilenen sembol ve söylemlerin toplumsal inanç ve medeniyet değerlerine tamamen aykırı olduğunu ifade ederek sert eleştirilerde bulundu.

2025 11 17T144046374 T5I0

ON BİNLERCE KİŞİ 'I AM A GOD' DEDİ!

Konsere katılan gençlerin sayısına ve içerikteki mesajlara dikkat çeken Oktay Saral, organizasyonun büyüklüğünün ve sahnede yaşananların ciddiyetle analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Saral, "118 bin genç, para vererek inancımıza ve medeniyet değerlerimize aykırı söylem ve sembollerin sergilendiği bir gösterinin parçası hâline getirilmiştir. ‘I am a God’ sözlerinin on binlerce kişi tarafından coşkuyla tekrar edilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur" dedi.

"MESELE SADECE MÜZİK DEĞİL"

Açıklamasında konserin sadece müzikle sınırlı kalmadığını, arka planında farklı sembolik odakların bulunduğunu öne süren Başdanışman Saral, ünlü tasarımcı Michèle Lamy’nin ismini vererek çarpıcı ifadelerde bulundu. Organizasyonun arka planına işaret eden Saral, "Üstelik okültizm ve karanlık sembollerle anılan Michèle Lamy’nin de bu organizasyonun etrafında yer alması, meselenin yalnızca müzik ve eğlence olmadığını göstermektedir" ifadelerini kullandı.

MUHAZAFAKAR CAMİA BUNUN PARÇASI HALİNE GELDİ: DURUM VAHİM!

Saral, kültürel anlamda yaşanan bu duruma toplumun farklı kesimlerinin sessiz kalmasını ve ortak olmasını "düşündürücü" olarak nitelendirdi. Sahne ışıkları altında gençliğe bir yabancılaşma dayatıldığını ifade eden Saral, muhafazakâr camianın da bu kültürel kuşatmanın bir parçası hâline gelmesine ve kimsenin bu duruma itiraz etmemesine "vahim" diyerek tepki gösterdi.

DEVLET KURUMLARINA ÖNEMLİ ÇAĞRI!

Açıklamasının son bölümünde devletin ilgili kurumlarına ve Türkiye gençliğine seslenen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, bu tarz küresel organizasyonlar için net bir duruş sergilenmesi çağrısı yaptı:

"Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, milletimizin manevi ve kültürel hassasiyetlerini ilgilendiren bu tür organizasyonlarda çok daha dikkatli olmaya davet ediyoruz. Bu milletin evlatları; küresel kültür endüstrisinin yönlendirmelerine değil, kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmalıdır."

KANYE WEST'İN İSTANBUL'DAKİ SKANDAL KONSERİ!

Avrupa ülkelerinin kapılarını birer birer kapattığı, adı cinsel saldırı, fuhuş ve insan kaçakçılığı gibi ağır suçlamalarla anılan ABD'li rapçi Kanye West, İstanbul’da sahne aldı. 120 bin kişinin izlediği konserden yaklaşık 30 milyon dolar brüt gelir elde ederken gösterilen yoğun ilgi, Türkiye'deki toplumsal ve kültürel erozyonu bir kez daha gözler önüne serdi.

Dünyanın birçok ülkesinde hakkında ciddi hukuki davalar bulunan, skandalları nedeniyle konserleri iptal edilen Kanye West, elini kolunu sallayarak geldiği İstanbul’da adeta bir "kahraman" gibi karşılandı.

Kanye West, yalnızca müzikal kimliğiyle değil; küresel çapta cinsel saldırı, ahlaksızlık, fuhuş şebekeleriyle ilişki ve insan kaçakçılığı gibi yüz kızartıcı iddialarla gündemden düşmeyen bir figür. Batı dünyası bu ağır suçlamalar karşısında şarkıcıya ambargo uygulayıp sahnelerini kapatırken, İstanbul’un böylesi bir isme ev sahipliği yapması ve milyonlarca dolar kazandırması tepkileri de beraberinde getirdi.

Kamuoyunda yükselen eleştiriler, bu tür kitlesel kabullerin toplum genelindeki normalleşme ve meşrulaştırma eşiklerini doğrudan etkilediği yönünde birleşiyor.

Özellikle insanlığa katkı sunacak faydalı üretimlerin hedeflediği kitlesel ilgiyi bulamadığı bir sosyo-ekonomik düzende, küresel çapta ağır suçlamalarla anılan isimlerin bu denli yüksek bir rağbet görmesi, toplumsal önceliklerin ve değer yargılarının sorgulanmasına yol açıyor.

Uzmanlar suç iddiaları ile ahlaki tartışmaların popülarite gerekçesiyle göz ardı edilmesini, toplumsal değer yapısındaki aşınmanın ve kültürel bir kırılmanın somut bir göstergesi olarak yorumluyor. Bu durum, gelecekte nelerin normal kabul edileceğine dair sosyolojik bir uyarı niteliği taşıyor.

Muhabir: FATİH SİVİ