Dünyaca ünlü BiC şirketi, “klasik” ve geleneksel kalem anlayışından sapmayan nadir markalardan biri oldu. 1950’li yıllarda tasarlanan, altıgen gövdeli ve son derece sade bir kalemle yetindi. Bu klasik kalem, tam 75 yıldır nesillerin hafızasında yer etmeye devam ediyor. Peki, çocukluktan itibaren dünyanın dört bir yanında insanlara eşlik eden BiC kalemi hakkında neler biliyoruz?
Genellikle markalar ve endüstriyel ürünler, on yıllar içinde şekil değiştirir; yenilenir, yeniden paketlenir veya “New Look” olarak adlandırılan pazarlama stratejileriyle tüketiciye tekrar sunulur. Amaç, ürünü yeniden cazip hale getirmek ve tüketimi canlandırmaktır.
Ancak BiC, bu akımın tamamen dışında kaldı. Şirket, 1950’lerde tasarlanan sade kalemi korudu ve onu değiştirmek yerine aynı fikir üzerinde ısrar etti. Bu kalem, eğitimin ve kültürel birikimin parçası haline geldi.
Bu kalemi kullanan kaç nesil geçti… İlkokuldan üniversiteye öğrencilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin, yoksulların hayat mücadelesinde, iş insanlarının sözleşme ve çek imzalarında hep BiC vardı.
Kaç diploma, kaç sözleşme, kaç tarihi anlaşma bu kalemin mavi mürekkebiyle imzalandı? Kaç ülkenin ve halkın kaderi, bu küçük kalemin ucundan dökülen mürekkeple şekillendi?
1950 yılında BiC kalemi, ne ekranı vardı ne güncellemesi ne de yıllık yeni modeli… Sadece yazıyordu. Ama kusursuz yazıyordu. Teknoloji ilerledi, dev şirketler yok oldu; ama BiC ayakta kaldı. Öyle ki birçok ülkede insanlar hala “tükenmez kalem” yerine doğrudan “BiC var mı?” diye soruyor.
BiC, ürünü teknolojiye boğmak yerine fikri mükemmelleştirdi: Basitlik, düşük fiyat, güvenilirlik ve herkes için erişilebilirlik. Bu yaklaşım sayesinde dünya genelinde milyarlarca kalem satıldı ve BiC kalemi sürekliliğin sembolü haline geldi.
Kalemin ilhamı: Bir top
1930 yılında Macar mucit László Bíró, çocukların bir su birikintisinde top oynadığını gözlemledi. Top, ıslak zeminde iz bırakıyordu. Bu görüntü, yazı yazmak için dönen bir bilye fikrini doğurdu. Kimyager olan kardeşiyle birlikte bilyeli kalem denemelerine başladı.
Ancak küçük bir metal bilye üretmek çok hassas ve pahalıydı. En büyük sorun ise mürekkep sızıntısıydı.
Başlangıçta kalemler ilgi görmedi. Ta ki II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Hava Kuvvetleri ile yapılan anlaşmaya kadar. Kalemler İngiltere’de “Biro” adıyla satıldı.
Savaş sırasında kalem Fransa’ya ulaştı. Fransız girişimci Marcel Bich, üründen çok etkilendi ve Bíró kardeşlerden patent haklarını 2 milyon dolar karşılığında satın aldı. Sonraki yıllarını tasarımı geliştirmeye adadı.
Bich, aynı zamanda İsviçre saat endüstrisindeki hassas üretim teknolojilerine yatırım yapmıştı. Bu sayede kalemin bilyesini son derece yüksek hassasiyetle üretebildi. Ayrıca daha yoğun ve dayanıklı bir mürekkep geliştirdi.
1950 yılında Bic Cristal doğdu. Daha ucuz, daha dayanıklı ve daha güvenilirdi. O tarihten bu yana kalemde tasarım değişikliği yapılmadı. Kalemin tek amacı uzun yazmak.
Bir BiC kalemle 2 kilometre yazı yazılabilir, 986 sudoku çözülebilir, 506 kartpostal yazılabilir



