Türkiye'nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini üçüncü bir ülkeye devredebileceği yönündeki iddialar, ABD'nin F-35 programına dönüş şartlarını yeniden tartışmaya açtı.
Washington'un Türkiye'den S-400 sistemlerini tamamen envanter dışına çıkarmasını istemesine karşın, Yunanistan'ın yıllardır envanterinde bulunan Rus yapımı S-300 hava savunma sistemleri konusunda benzer bir talepte bulunmaması "çifte standart" eleştirilerine neden oluyor.
1997'de S-300 sistemlerini satın alan taraf Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) oldu. Bu karar Türkiye'nin sert tepkisine ve Doğu Akdeniz'de ciddi bir krize yol açtı. Krizin büyümesi üzerine S-300'lerin Kıbrıs yerine Girit Adası'na konuşlandırılması konusunda uzlaşmaya varıldı. Böylece sistemler Yunanistan'ın kontrolüne geçti. 2007'de ise GKRY ile Yunanistan arasında imzalanan devletler arası anlaşmayla S-300'lerin mülkiyeti resmen Yunanistan'a devredildi.
ABD'nin neden yaptırım uygulamadığına dair bahanesi ise şöyle oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'ın S-300 ediniminin 1990'lı yıllarda, yani CAATSA'dan yaklaşık 20 yıl önce gerçekleştiğini, bu nedenle yaptırım kapsamına girmediğini açıkladı.
Yunanistan'ın Girit Adası'nda konuşlu S-300PMU-1 sistemlerini muhafaza etmesine rağmen F-35 savaş uçağı tedarik sürecinin devam ettiği, buna karşın Türkiye'nin S-400 nedeniyle F-35 programından çıkarıldığı hatırlatılıyor.
Yunanistan'ın envanterindeki S-300'ün F-35'i X-band atış kontrol radarında yaklaşık 20 kilometreden tespit edebildiği, S-400'ün ise bu mesafeyi yaklaşık 35 kilometreye çıkarabildiği belirtiliyor.
ABD yönetimi ise Türkiye'nin S-400 sistemi satın almasının, NATO sistemleri ve özellikle F-35'in güvenliği açısından risk oluşturduğu gerekçesiyle Ankara'yı F-35 programından çıkarmış ve CAATSA yaptırımlarını uygulamaya koymuştu.
S-400'ün özellikle uzun menzilli 40N6 füzesiyle erken ihbar ve kontrol uçakları (AWACS), havadan yakıt ikmal uçakları, elektronik harp platformları ile uzun menzilli mühimmat kullanan savaş uçaklarına karşı önemli bir caydırıcılık sağlıyor.
Bu değerlendirmelere göre, Türkiye'nin S-400 sistemlerinden tamamen vazgeçmesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uzun menzilli hava savunma kabiliyetinde önemli bir boşluk oluşabileceği ifade ediliyor.


