Brüksel'de kritik zirve! NATO'nun geleceği meçhul

Brüksel'de kritik zirve!  NATO'nun geleceği meçhul

TAHİR ÖZSOY/ DOĞRUHABER

Son yılların en kritik NATO zirvesi dün Brüksel'de ittifakın yeni yapılan merkez karargâhında başladı. NATO Zirvesi öncesinde basına açıklamalarda bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, müttefiklerin “terörle mücadele” ve külfet paylaşımı konusunda önemli kararlar alacağını kaydetti. “Terörle mücadele” alanında Irak'taki eğitim misyonunun başlatılacağını anımsatan Stoltenberg, Afgan güvenlik güçlerine sağlanan fonlamanın sürdürülmesi yönünde de karar alınacağını ifade etti. Stoltenberg, "Daha önce görülmemiş güvenlik tehditleri ve müttefikler arasında görüş ayrılığının bulunduğu bir dönemde, NATO Zirvesi ittifakın görevini yerine getirmeye devam ettiğini gösterecek." diye konuştu. NATO Genel Sekreteri'nin ifade ettiği “daha önce görülmemiş müttefikler arasında görüş ayrılığı” ifadesi NATO için işlerin hiç de yolunda gitmediğinin işaretidir. ABD ile Avrupalı müttefikleri arasında savunma harcamaları konusunda yaşanan gerilimin gölgesinde başlayan zirve karşılıklı suçlamalara sahne oluyor.

Terör rejimi panikte
HÜDA PAR Genel İdare Kurulu(GİK) Üyesi Mehmet Emin Vural

“ABD, SÖMÜRDÜKLERİNİ PAYLAŞMAK İSTEMİYOR”

HÜDA PAR Genel İdare Kurulu(GİK) Üyesi Mehmet Emin Vural, konuyla ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, NATO'da yaşanan tartışmaların ABD'nin sömürülen ülkelerden elde ettiklerini paylaşmak istememesinden kaynaklandığını belirtti. “ABD, NATO vasıtasıyla küresel sömürü kazanımlarını paylaşmak istemiyor.” diyen Vural, “NATO vasıtasıyla sömürdüğü ülkelerden elde ettiklerini paylaşmak istemiyor. Bu nedenle NATO'nun geleceği AB ülkelerine dayattığı bu askeri masrafları ödeyin sözü NATO'yu meçhul bir geleceğe sürüklüyor. NATO; emperyalist ABD ve güdümündeki batının siyasi, askeri, ekonomik çıkarlarına hizmet eden bir yapılanmadır. Amaçları ve çıkarları doğrultusunda ülke yönetimlerinde darbeler, işgaller, savaşlar çıkarmak bu savaşlardan faydalanmaktır. Başat ülkeler sırasıyla ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'dır. Diğer üye ülkeler amaçlanan siyasetlere hizmet ederler. Halkı Müslüman olan bir ülke olarak Türkiye bu ülkelerdendir.” dedi.

“TÜRKİYE'NİN MUHALEFET ETMESİ BİR ANLAM İFADE ETMEZ”

NATO kararlarının oy birliği ile alınması nedeniyle Türkiye'nin muhalefet etmesinin bir anlam ifade etmediğini belirten Vural, “Libya ve Suriye'de yaşananlar bunun açık kanıtlarıdır. NATO'nun Libya'ya müdahale öncesinde, Sn. Erdoğan 'NATO'nun Libya'da ne işi var.', ‘Libya'yı petrol kuyularından ibaret göremezsiniz.' şeklindeki haklı muhalefetinin bir karşılığı olmamış, müdahale yapılmış ve Türkiye bu müdahaleye katılmak zorunda kalmıştı. Müdahale sonrası Libya'nın petrol, altın ve döviz rezervleri emperyalist batı tarafından çalınmış, yağmalanmış, borçlandırılmış olmakla birlikte çatışan tarafların hakemliğini de onlar yapmaktadırlar. Türkiye'ye kalan ise, Kıbrıs savaşında yanında yer alan Libya yönetimi ve halkını kaybetmek olmuştur.” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE'NİN NATO ÜYELİĞİ SORGULANMALIDIR”

Suriye'deki durumun da diğerlerinden farklı olmadığını belirten Vural, son olarak şunları kaydetti: “NATO'nun Suriye'de Türkiye'yi yalnız bıraktığı gerçeği ortadadır. Libya'da sivilleri koruma amaçlı oluşturulan ‘uçuşa yasak güvenli bölgeler' gibi Suriye'de de olmasını isteyen Türkiye'nin talebi dikkate alınmadı. Rejim ve muhalefet arasındaki savaşı bitirecek hiçbir ciddi önlem alınmadı. Zira Suriye'deki stratejileri farklıdır. Suriye'de petrol, altın vs. yoktur. Suriye üzerinden Şii- Sünni çatışmasını derinleştirmek, savaşan tarafları emperyalist güçler (ABD-RUSYA) yanında yer almaya zorlamak ve bu şekilde bütün bölgenin petrol, altın vs. kaynaklarını aralarında paylaşmaktır. Bu nedenle Suriye'deki savaş Sykes-Picot'dan bir asır sonra bölgenin yeniden dizaynı ile birlikte ekonomik kaynaklarını paylaşmak için ABD ve Rusya arasındaki danışıklı bir savaştır. Bu kirli savaşta ABD veya Rusya yanında duranlar güçlerine göre çıkar elde edebilir, gerisi figüran olmaktan öteye geçemeyeceklerdir. Dolayısıyla Türkiye'nin vetosunun kaldırılması üzerine israil'in Brüksel'de ofis açması şaşırılacak bir durum değildir, olmamalıdır. Türkiye'nin vetosu olsa ne olur, olmazsa ne olur. israil esas itibariyle çıkarlarına aykırı gördüğü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin hiçbir kararını uygulamamasına rağmen küresel emperyalist güçler tarafından korunmaya devam edilmektedir. Brüksel'de açılan bir ofis üzerine yapılacak bir siyasi söylem yerine halkı Müslüman olan bir ülke olan Türkiye'nin emperyalist güçlere hizmet eden NATO üyeliğine dikkat çekilmeli, üyeliği sorgulanmalıdır. Özellikle halkı Müslüman olan ülkelerdeki siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel sömürüde rol alan emperyalist bir kuruluş olan NATO'dan derhal çıkmalı şeklinde izlenecek bir siyaset ilkesel olarak İslami ve insanidir.”

Terör rejimi panikte
Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Babacan

“NATO'NUN VARLIĞI SORGULANIYOR”

Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Babacan, gazetemize yaptığı açıklamada, ABD'nin tek taraflı politikalarının NATO'nun geleceğini tehlikeye düşürdüğünü belirtti. ABD ile AB arasındaki gerilimin NATO'nun varlığını tartışmaya açtığını belirten Babacan, “Özellikle Trump'ın ABD başkanı seçilmesinden sonra öngörülemez politikalara sahip olan bir figür olması, beraberinde bunu politikalara yansıtması, hem bir yandan Ortadoğu politikaları üzerinde diğer müttefiklerini rahatsız edecek uygulamalara, hamlelere girmesi tek taraflı olarak, israil'in çıkarını korumak adına.. bunların hepsi üst üste birleşince NATO'nun kendi iç insicamı, iç güvenliği, iç algısı, ortaklaşma, işbirliği temalı bir savunma paktı olarak; NATO'yu acaba Trump'ın tek taraflı politikaları neticesinde işlevsiz kılıyor mu? NATO kendi içerisinde bunu sorguluyor, sorgulayacaktır da. Trump çünkü dediğim gibi tek taraflılık zaten ABD'nin dış politika tarihi içerisinde çeşitli zamanlarda müracaat ettiği bir şey, ama sonu hep kötü neticelenmiştir. Hem dünya açısından kötü neticelenmiştir, hem Ortadoğu açısından. Hem de bir yandan da aslında bu işbirliği paktlarının ne kadar kırılgan ne kadar aslında camdan olduğunu bize tekrar tekrar göstermiştir. Trump'ın tek taraflı politikaları özellikle pro-israil(israil için) evanjelik Yahudi Siyonist bloğun içerisinde yer alan ve bunlara hizmet eden politikası haliyle Avrupa ülkelerini kendi güvenlikleri ve kendi çıkarları doğrultusunda sorgulatacak, bu sorgulamayı da elan yaşadıklarını da görüyoruz. Hani buna dair bir şey biçmek zor. Ne kadar zaman. Ne olur, ne biter. NATO, zaten soğuk savaştan sonra kendisini ciddi revize etmekle uğraşan bir uluslararası kuruluş.” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE RASYONEL VE İHTİYATLI POLİTİKA GELİŞTİRMELİ”

Türkiye'nin NATO'daki varlığı ve yükümlülükleri hakkında da açıklamada bulunan Babacan, şunları kaydetti: “Türkiye rasyonel ve ihtiyatlı politika geliştirmeli NATO üyeleri karşısında. Bütün politikasını rasyonalite ve ihtiyatlılık üzerinden kurgulamalı. Yani biz 50- 60 yıllık bir geçmişe sahip bir bloğuz. Bir savunma paktıyız. Dolayısıyla ben Türkiye olarak tek taraflı bütün üzerime düşen yükümlülükleri yapacağım. Fakat NATO'da beraber çalıştığımız ülkeler daha 15 Temmuz darbesinde beni devirmeye çalışacaklar. Bu olmaz. Böyle bir küresel siyaset yönetimi ve devletlerarası ilişkiler yönetimi bu şekilde yürümez.”

 

En Çok Okunanlar