Şehadetinin 40'ıncı yılında Ali Şeriati

Şehadetinin 40'ıncı yılında Ali Şeriati

Sosyolog ve siyasi aktivist olan Dr. Ali Şeriati, 19 Haziran 1977 yılında İngiltere'de düzenlenen suikast sonucu şehit edilişinin 40'ıncı yıl dönümünde rahmetle anılıyor. Şeriati, İran İslam Devrimi içindeki rolü kadar günümüz İslam düşüncesine ve eleştirel teoriye yaptığı katkıyla da öne çıkan bir isim.

İslami düşüncenin 20'inci yüzyıldaki ihyâsı ve inşasında büyük katkıları olan Şeriati kısa, fakat bereketli bir ömür yaşadı. Şeriati, Kerbelâ faciasının mesajını taze tutmak için "Her gün aşûra, her yer Kerbelâ" diyerek İslami hareketlere heyecan ve canlılık getirmiş ve İslami hareketlerin ana sloganı olmuş, kitleleri zinde tutmuştur.

"İnkılabî Kimlik" açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve oluşturduğu ilgi sebebiyle, önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında ve özellikle de İran'da "devrimci İslam'ın babası" ve "İslam İnkılâbı'nın baş düşünürü" olarak anılıyor.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ hem İran toplumunda hem farklı İslam toplumlarında popüler ve etkin.

Şeriati sadece İran'ı değil pek çok İslami hareket ve düşünceyi etkilemiştir

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece inkılap öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslami hareket ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslami hareketlerin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

23 Kasım 1933 yılında İran'ın Sebzevar kentinde doğan Şeriati, İslami çalışmasının tamamını toplumun kuruluşunu açıklayacak teoriler geliştirmiş, temelde bir modern toplum eleştirisi olarak, hep esasa dair eleştirileri ve düşünceleri ortaya koymayı bir vazife bilmiştir.

Düşüncelerinin ana teması "Öze Dönüş"

Düşüncelerinin genel teması, "İslam'a ve öze dönüş" başlığı altında toplanan Şeriati, üniversite yıllarında okurken Musaddık İran başbakanlığı görevini yapıyordu. Bu dönem kısa sürmesine rağmen İran'da kayda değer İslami çalışmalar yapılmıştı. Şeriati de bu dönemde çok faal bir çalışma temposuna girmişti. Daha sonra Başbakan Musaddık'ın iktidarına bazı hile ve oyunlarla son verildi.  Ama Şeriati daha da sıkı bir çalışmanın, daha da çetin mücadelenin içine girdi. Ayetullah Talegani ve Mehdi Bazergan'ın başlattıkları, "Ulusal Direniş Cephesi"ne katılarak çalışmalarını burada sürdürdü. Ama rejim bu teşkilatın da ardına düştü ve 1957 yılında bu teşkilata karşı büyük bir karalama ve gözden düşürme baskınları düzenlediler. Bir yandan da teşkilatı büyük bir takip altına aldılar. Üyelerine bin bir türlü sıkıntı ve çileler çektirildi. Birçok Müslüman tutuklandı. İleri gelen birçok Müslüman'la beraber Şeriati ve babası da tutuklananlar arasında bulunuyordu. Bu tutuklama ve hapse atılma Şeriati'nin ilk tutuklanması ve ilk hapishane hayatıydı. O zaman henüz 24 yaşında bulunuyordu.

Şeriati bu tutukluluk dönemi içinde tam sekiz ay zindanda kaldı ve bu dönem içinde çeşitli işkence ve zulümlerle karşılaştı. Aslında sekiz aylık işkence dönemi sıkıntılar içinde tebliğ döneminin bir başlangıcını oluşturdu. Geri kalan 16 yıllık hayatı da yine aynı çile ve sıkıntılar içinde geçecekti. Daha sonra bu sekiz aylık işkence dönemi bitiminde hapisten çıkarak öğrenimine devam etti.

Şeriati, Fransız polisinin dikkatini çekiyor

Öğrenimine devam etmek amacıyla 1959 yılında Fransa'ya gider. Burada da çalışmalarını devam ettirir. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen Müslüman öğrencilerle görüşür, İslam vahdeti çerçevesinde Cezayirli, Tunuslu, Faslı ve diğer İslam ülkelerden gelen Müslümanlarla irtibata geçerek, bazı çalışmalar yapar. Bu çalışmaları Fransız polisinin dikkatini çeker ve Şeriati öldürülmek istenir. Kimin tarafından olduğu beli olmayan kişi veya kişiler tarafından yaralanarak haftalarca hastanede yatar.

Üniversite doktoru ama köy ilkokulunda öğretmenlik yaptı

Şeriati, daha sonra Fransa'daki öğrenimini bitirerek Sosyoloji ve İslam Tarihi dallarında doktorasını verir. Doktor olarak İran'a döner. Ama İran'da onu yine sıkıntılar ve çileler beklemektedir. Onun tayinini üniversite doktoru olmasına rağmen bir köy ilkokuluna yaparlar.

Şeriati'nin büyük bir kitle ve takdire ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüş ve düşüncelerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de Şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutuklanması emrini vermesine neden oldu.

Yurt içinden ve yurt dışından gelen tepkiler üzerine Şah rejimi Şeriati'yi çeşitli şartlarla tahliye etti. Şartlardan bazılar; Şeriati kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak, özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Bununla beraber devletin istihbarat örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tuttu.

Hicret ettiği İngiltere'de şehit oldu

Şeriati bu şartlara karşı çıkarak İran'ı, İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar vererek 1977 yılının Mayıs ayında gizlice İran'dan ayrıldı ve Londra'ya hicret etti.  Bu hicretini kendisi şöyle tespit etmişti: "Hak ve İslam yolunda yeni bir dönem." Ne var ki şahlık rejimi O'nu orada da rahat bırakmadı. 19 Haziran 1977 yılında İngiltere'de SAVAK ajanlarınca esrarengiz bir şekilde şehit edildi. Şeriati, şehit edilirken 44 yaşındaydı.

Cenazesi Şam'a getirilip, Kerbela'nın mesajını nesillere aktaran Hz. Zeynep'in Türbesi yanına defnedildi.

Şeriati için bu sonuçtan daha yüksek bir sonuç ve mertebe olamazdı. Ama, Şahlık rejimi O'nu şehid edince hareketin ve düşüncelerinin de biteceğini sandı. Şeriati şehit edilince O'nun açtığı çığır, yetiştirdiği gençlik ve alevlendirdiği meşale daha da canlandı. Bir bakıma Ali Şeriati'nin şehadeti İslam İnkılabı'nın temelini oluşturdu. O'nun şehit kanıyla sulanan düşünce ve fikirleri artık hiç bir engel tanımamaya başladı. Ve peşinden İran Müslümanlarının kıyamı baş gösterdi. Her geçen gün artarak devam eden bu eylemler çok kısa zaman sonra zaferle noktalandı. Ve asırlardan beridir süregelen İran toplumu üzerindeki zulüm ve saltanat rejimi bir anda yerle bir oldu.

Eserlerinde emperyalizmin İslam toplumlarında oynadığı oyunlara dikkat çekti

Dr. Şeriati kısa süren hayatında İslam ümmetinin vahdeti ve öze dönüş üzerinde durarak,  her seferinde emperyalizmin İslam toplumlarında oynadığı oyunlara dikkat çekmeye çalıştı. Kendisinin hareket, dava ve düşünce adamı olarak İran toplumu üzerindeki büyük etkisi,  şahlık rejimini korkutmuş ve bunun önünün alınabilmesi için bizzat Şeriati'nin kendisini sıkıştırmaya ve rahat bırakmamaya kadar varmıştır.

Ali Şeriati; düşüncesi, fikirleri ve tespitleriyle; mezhep taassubu içinde olmayan kişiliğiyle dünya Müslümanlarının gönlünde farklı bir yere oturmuştur.

Mezheplerarası ihtilaflardan çok İslam ümmetinin vahdeti için çaba gösterdi

Şeriati her zaman için mezheplerarası ihtilaflardan çok İslam ümmetinin vahdeti için çaba göstermiştir. Eserlerinde ve konuşmalarında bu konuya dikkat çeken Şeriati; bağnaz, tutucu, bölgeci ve mezhepçi tavırların sahibi olmadı. Bu nedenledir ki, çağrısı evrensel olmuş, eserleri ve düşünceleri İranlı Müslümanları olduğu kadar farklı İslam toplumlarının da ilgisini çekmiştir. Eserleri birçok dille tercüme edilmiş ve bu tercümeler sayesinde fikir ve düşünceleri milyonlarca Müslüman'ın okumasına, anlamasına istifade etmesine neden olmuştur. Şimdiye kadar hiç bir fikir ve düşünce adamının eserleri bu denli ilgi uyandırmamış ve dış dünya tarafından böylesi kabul görmemiştir. (Osman İçli - İLKHA)

En Çok Okunanlar