Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu, 28 Şubat darbe sürecine ilişkin yayımladığı yıl dönümü mesajında, bu müdahalenin perde arkasındaki güçlere ve toplumsal maliyetine dikkat çekti. Platform, 28 Şubat’ın bağımsız bir hareket olmadığını, aksine Amerika Birleşik Devletleri ve işgal destekli bir operasyon olarak Anadolu’nun bin yıllık köklü İslami kimliğini doğrudan hedef aldığını ifade etti.

Açıklamada, bu sürecin basit bir yönetim krizi olarak görülemeyeceği belirtilirken; milletin birikimlerinin ve milli kaynaklarının küresel tefecilere peşkeş çekildiği büyük çaplı bir yağma harekatı olduğu vurgulandı. Türkiye’nin iki neslinin geleceğinden çalındığına işaret eden platform, darbenin ekonomik ve sosyokültürel yıkımının derin izler bıraktığını dile getirdi.

Platformun açıklamasında özetle; 28 Şubat’ın Türkiye’nin manevi değerlerini tasfiye etmeyi amaçlayan, dış güdümlü bir mühendislik projesi olduğu gerçeği bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuldu.

Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu, 28 Şubat "postmodern" darbesinin 29'uncu yıl dönümünde basın açıklaması düzenledi.

Açıklama, Orhangazi Parkı’nda gerçekleştirildi. Programa milletvekilleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Platform adına basın açıklamasını, Furkan Arı okudu.

Arı, 28 Şubat’ın sadece bir kriz olmadığını, milletin kaynaklarını küresel tefecilere peşkeş çeken, Anadolu’nun bin yıllık İslami kimliğini hedef alan ve Türkiye’nin iki neslini çalan büyük çaplı bir yağma hareketi olduğunu vurguladı.
"28 Şubat, küresel odaklara bağlı milleti kuşatma harekâtıydı"

28 Şubat'ın, yalnızca tankların Sincan sokaklarında yürüdüğü bir günün adı olmadığını belirten Arı, "28 Şubat; kökü dışarıda, dalları ise bu toprakların ekmeğini yiyip suyunu içen ama gönlü ve cüzdanı küresel odaklara bağlı olan bir "ihanet koalisyonunun" millete kurduğu en kapsamlı kuşatma harekâtıdır. Bu darbenin nedenlerini anlamak için sadece kışlalara değil, dönemin faiz lobilerine, gazete manşetlerine ve holding binalarına bakmamız zaruridir. Dönemin Başbakanı merhum Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde kurulan 54. Hükümet, "Havuz Sistemi" ve "Milli Kaynaklar Paketi" ile bu milletin rızkını faiz baronlarından alıp asıl sahibine, yani işçiye, memura ve köylüye vermeye başlamıştı" dedi.

"28 Şubat darbesi, milletin kaynaklarını küresel tefecilere peşkeş çekmenin adıdır"

Milli ekonomi hamlesiyle şaha kalkan, Anadolu sermayesinin güçlenmesi, o güne kadar devletin kaynaklarını sömüren, küresel sermayenin yerli işbirlikçilerini rahatsız ettiğini söyleyen Arı, " Kendi güçlerinin zayıflayacağını, sömürü düzenlerinin bozulacağını gören bu yapılar; orduyu, yargıyı ve medyayı kışkırtarak milli iradeye karşı kirli bir savaş başlattılar. 28 Şubat darbesi; milletin cebinden çalınan milyarlarca doların, hortumlanan bankaların ve bu milletin geleceğinin küresel tefecilere peşkeş çekilmesinin adıdır" diye belirtti.

"Anadolu’nun bin yıllık İslami kimliği "irtica" olarak gösterildi"

28 Şubat darbesinin, aynı zamanda bu coğrafyanın bin yıllık İslami kimliğine, ezanına ve mukaddesatına duyulan iflah olmaz bir öfkenin dışavurumu olduğunu ifade eden Arı, "Batı çalışma grubunun hazırladığı raporlar ve beşli çetenin desteklediği kararlar, milletimizin evlatlarını kendi öz yurdunda parya yapmayı hedeflemiştir. Nasıl ki sömürgeciler, sömürdükleri halkın dinini ve kültürünü "barbarlık" ve "gericilik" olarak yaftalamışsa, 28 Şubat darbesinin aktörleri de bu sömürgeci bakış açısıyla; bu toprakların bin yıllık İslami kimliğini ve Anadolu insanının yaşam biçimini "irtica" adı altında bir tehdit olarak görmüştür" şeklinde konuştu.

"28 Şubat darbesinin arkasında ABD ve israil’in güçlü desteği vardı"

Arı, "28 Şubat süreci asıl planın genelkurmay karargahlarında, yargı mensuplarının katıldığı brifinglerde ve istihbarat servislerinin hazırladığı gizli raporlarda, kamuoyuna kapalı o "karanlık koridorlarda" pişirildiği, Ankara’nın dehlizlerinde kurgulanmış kirli bir senaryodur. 28 Şubat darbesinin arkasında, güçlü ve bağımsız bir Türkiye’nin bölgesel bir güç haline gelmesinden rahatsızlık duyan ABD ve İsrail’in güçlü desteği vardır. Bu küresel efendiler, içerideki kalemşörleri, sendika görünümlü vesayet odaklarını ve medya patronlarını birer piyon gibi kullanarak halkın seçtiği hükümeti devirmişlerdir. 28 Şubat, yerli görünümlü ama zihniyeti ithal olan azgın bir azınlığın, Anadolu’nun inançlı insanlarına karşı yürüttüğü bir "iç sömürgecilik" harekâtıdır" dedi.

"28 Şubat’ın aktörleri küresel hegemonyanın Türkiye üzerindeki projelerine hizmet etmişlerdir"

28 Şubat’ta da halkın seçtiği hükümetin yerine; askeri ve bürokratik bir azınlık, MGK ve Batı Çalışma Grubu gibi yapılar aracılığıyla devletin gerçek sahibiymiş gibi davrandığını söyleyen Arı, "Halkın tercihleri "tehlikeli" sayılmış, milli irade bir kenara itilmiştir. Bu azınlık, gücünü milletten değil, okyanus ötesinden almıştır. Tıpkı sömürge ülkelerdeki yerli iş birlikçilerin, halkın çıkarlarını değil sömürgecilerin çıkarlarını savunması gibi; 28 Şubat’ın aktörleri de küresel hegemonyanın Türkiye üzerindeki projelerine hizmet etmişlerdir. Küresel odakların Türkiye'nin tam bağımsız bir güç olmasını engellemek için yürüttüğü bu operasyonun yerli taşeronluğunu üstlenmişlerdir" diye belirtti.

"28 Şubat Türkiye'nin iki neslini çalan büyük çaplı bir yağma ve talan hareketidir"

28 Şubat, sadece bir siyasi kriz değil; Türkiye’nin iktisadi olarak yirmi yılını ve iki neslini çalmış büyük çaplı bir yağma ve talan harekatı olduğunu vurgulayan Arı, "Ancak bu aziz millet; inancına "irtica" lekesi sürmeye kalkanlara ve rızkına el koyanlara karşı vakur duruşundan zerre taviz vermemiştir. Sizin "bin yıl sürecek" dediğiniz o zifiri karanlık, milletin sinesindeki sarsılmaz iradeyle dağılıp gitmiş, tarihin çöplüğüne gömülmüştür. Bugün bizler; o günün mağdurları ve o zulme şahitlik eden vicdan sahipleri olarak diyoruz ki: Ne Ankara’nın o karanlık dehlizlerinde kurulan tezgâhları ne halkını sömüren işbirlikçi sermayeyi ne de küresel efendilerinin önünde diz çöken darbecileri hafızamızdan sildik. Bu darbenin failleri, destekçileri ve tetikçi kalemşörleri; belki hukuk önünde hak ettikleri cezayı tam olarak almadılar ama necip milletimizin vicdanında ebediyen mahkûm ve rezil olmuşlardır" diye konuştu.

Kaynak: İLKHA