Yılın başında ons başına 5.600 dolara kadar yükselen, ardından yaklaşık 4.000 dolara gerileyen altın, yılbaşından bu yana yüzde 7 değer kaybetti. Bu düşüş, Bitcoin ve gümüşte görülen kayıplardan daha sınırlı kaldı.
Bu gerileme, aralarında Bank of America, JPMorgan ve Deutsche Bank'ın da bulunduğu büyük finans kuruluşlarının, bu yıl için altın fiyatı tahminlerini yüzde 10 ila 25 arasında aşağı yönlü revize etmesine neden oldu. Bank of America, ons altın fiyatı tahminini yaklaşık 700 dolar düşürdü.
Buna rağmen, tahminlerini aşağı çeken küresel bankaların büyük bölümü, ABD'de faiz indirimleri beklentisi, artan kamu borcu, merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi ve altının değer saklama aracı olarak cazibesini koruması nedeniyle önümüzdeki yıllarda altın fiyatlarının yeniden güçlü yükselişler yaşayacağını öngörüyor.
Bu beklentiler, altının tarihsel performansıyla da destekleniyor. Son beş yılda altının ons fiyatı yaklaşık 1.890 dolardan 4.000 dolara çıkarak iki katından fazla arttı. 2000 yılından bu yana ise altın yaklaşık yüzde 1.300 değer kazanırken, aynı dönemde S&P 500 endeksi yaklaşık yüzde 450 yükseldi.
Rusya ters yönde hareket ediyor
Dünya genelindeki merkez bankaları yılın ilk beş ayında yaklaşık 300 ton altın satın alırken, Rusya bunun tam tersini yaptı.
Yıllık yaklaşık 300 ton üretimle dünyanın üçüncü büyük altın üreticisi olan Rusya, bu yılın ilk altı ayında bütçe açığını finanse edebilmek amacıyla rezervlerinden 1,4 milyon ons altın sattı. Satışların ons başına ortalama 4.900 dolar seviyesinden gerçekleştiği, toplam gelirinin ise yaklaşık 7 milyar dolar olduğu belirtildi.
Batı yaptırımları nedeniyle küresel piyasalara erişimi sınırlanan Moskova, sattığı altının büyük bölümünü uluslararası piyasalara değil, Rusya'daki yerel bankalara yönlendirdi. Böylece, yaptırımlar ve Ukrayna saldırıları nedeniyle petrol ve doğal gaz gelirlerinde yaşanan sert düşüşün büyüttüğü bütçe açığını finanse etmeyi hedefledi.
Rusya'nın halen yaklaşık 2.282 ton ile dünyanın beşinci büyük altın rezervine sahip olduğu belirtiliyor. Bu rezervlerin güncel piyasa değeri yaklaşık 293 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Ukrayna savaşının başladığı dönemde Rusya'nın rezervi yaklaşık 2.300 ton seviyesindeydi. Miktar hafif azalsa da, altın fiyatlarındaki yükseliş sayesinde rezervlerin piyasa değeri savaş öncesindeki yaklaşık 140 milyar dolardan iki katından fazla arttı.
Jeopolitik gerilimler enerji piyasalarını da etkiledi. Habere göre İran, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'nda yaklaşık 40 gemiyi hedef aldı. Bunlar arasında son dört haftada saldırıya uğrayan 11 petrol, doğal gaz ve gübre tankeri de bulunuyor. Bu gelişmeler yaklaşık 1,2 milyar varillik petrol akışının aksamasına yol açtı.
Buna rağmen ham petrol fiyatları varil başına 100 dolar seviyesinde dengelendi. Bu durum; Çin'de talebin zayıflaması, stratejik petrol rezervlerinden yapılan satışlar, üretimin artırılması ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin alternatif güzergâhlar üzerinden arzı sürdürebileceklerini açıklamaları sayesinde piyasalardaki endişelerin sınırlı kalmasına bağlandı.
Para politikası kısa vadede altın üzerinde baskı oluşturuyor
Bank of America emtia stratejisti Francisco Blanch, altının önümüzdeki 12 ay içinde ons başına 5.000 dolara ulaşabileceğini düşünüyor. Ancak bu yükselişten önce, para politikası beklentilerindeki hızlı değişim nedeniyle kısa vadede baskının sürebileceğini ifade ediyor.
Blanch, altının yakın vadede 4.000 doların altında kalabileceğini, ancak daha sonra yeniden yükseliş trendine gireceğini öngörüyor.
Alımlar 3.700 dolardan başlayabilir
Blanch'a göre mevcut fiyat gerilemesi, yükseliş trendinin sona erdiği anlamına gelmiyor; aksine yatırımcılar için önemli bir fırsat sunuyor.
Bu kapsamda şu ifadeleri kullandı:
"Altının önümüzdeki 12 ay içinde 5.000 dolar seviyesine ulaşacağına inanıyoruz. Bu geri çekilme, yükseliş trendini kaçıran yatırımcılar için önemli bir fırsat sunuyor."
Blanch, bu beklentisini özellikle ABD başta olmak üzere hükümetlerin daha fazla harcama yapan ve borçlanmaya dayalı mali politikalar izlemesine bağlıyor. Bunun uzun vadede altını destekleyeceğini ifade ediyor.
Merkez bankalarının da altın fiyatı 4.000 doların altına düştüğünde rezervlerini artıracağını belirten Blanch, 3.700-4.000 dolar aralığının resmi alımlar açısından uygun seviyeler olduğunu söyledi.
Altının 3.700 doların altına inme ihtimalini tamamen dışlamasa da, böyle bir durumda merkez bankaları ve yatırımcılardan gelecek güçlü alımların düşüşü sınırlayacağını düşünüyor.
Francisco Blanch, hisse senedi piyasalarının rekor seviyelerde işlem gördüğü ve küresel belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde altının yatırım portföylerinde tutulmasının stratejik önemini koruduğunu söyledi.
Blanch'a göre mevcut fiyat düşüşü, önceki yükseliş dalgasını kaçıran yatırımcılar için yeni bir alım fırsatı sunuyor. Küresel para politikalarındaki gelişmeler nedeniyle yatırım portföylerinin belirli bir bölümünde altına yer verilmesi gerektiğini belirtti.
Merkez bankalarının da yüksek belirsizlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Blanch, bu nedenle resmi rezervlerde altının önemini korumaya devam edeceğini vurguladı.
Jeopolitik gelişmeler altına olan talebi artırıyor
Blanch, ABD ile Çin arasındaki jeopolitik ayrışmanın altını destekleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi.
ABD'nin doların küresel rezerv para olma avantajına sahip olduğunu, buna karşılık Çin'in tam konvertibl olmayan bir para birimi kullandığını belirten Blanch, buna rağmen Çin'in verdiği dış ticaret fazlalarının zamanla altına yönlendirilebileceğini ifade etti.
Ayrıca küresel ticaret ve cari işlemler dengesindeki bozulmaların da yatırımcıları altın piyasasına yönlendirdiğini kaydeden Blanch, jeopolitik gelişmeler ile mali ve para politikalarının birlikte altını desteklediğini dile getirdi.





