Küresel ölçekte altına yönelik beklentiler, karmaşık ekonomik ve jeopolitik koşullar nedeniyle çeşitlilik gösteriyor. Sarı metal artık yalnızca kriz dönemlerine bağlı geleneksel kalıplarla hareket etmiyor; para politikaları, tahvil getirileri ve yatırımcı davranışlarının iç içe geçtiği bir yapıdan etkileniyor.

Bu dönüşüm, fiyatlamada yeni bir aşamaya işaret ederken, makroekonomik değişkenlere karşı daha hassas bir yapı ortaya koyuyor.

Son tahminler, altının geleceğinin kademeli yükselişten kısa vadeli sert dalgalanmalara kadar uzanan farklı senaryolara açık olduğunu gösteriyor. Altın hala “güvenli liman” olarak görülse de bu rolü, faiz oranlarının yönü, doların gücü ve jeopolitik risk seviyesine bağlı hale gelmiş durumda. Son piyasa hareketleri, hem kurumsal yatırımcılar hem de bireysel yatırımcılar açısından altının değerine yönelik kapsamlı bir yeniden değerlendirmeye işaret ediyor.

Morgan Stanley beklentilerini düşürdü

Morgan Stanley, müşterilerine gönderdiği son notta altına ilişkin beklentilerini aşağı yönlü revize etti. Banka analistleri, 2026’nın ikinci yarısında altın fiyatının ons başına 5.200 dolara ulaşmasını bekliyor. Bu tahmin, önceki 5.700 dolarlık öngörüye göre daha düşük.

Analistler, “Altın konusunda hala iyimseriz ancak yükseliş potansiyeli önceye kıyasla daha sınırlı” değerlendirmesinde bulundu.

Enerji arzındaki şokların faiz indirimi beklentilerini zayıflattığını belirten analistler, bu nedenle altının bu dönemde güçlü bir güvenli liman performansı sergileyemediğini ifade etti. Altın fiyatı savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 8,5 geriledi.

Banka, buna rağmen ABD Merkez Bankası’nın bu yıl iki kez faiz indirimi yapmasını beklemeyi sürdürüyor.

Altını baskılayan faktörler

Piyasalarda altın fiyatlarının gerilemesinde birkaç temel unsur öne çıkıyor. Analistlere göre, ABD-İran gerilimine ilişkin algının yumuşaması ve müzakere ihtimalinin artması, güvenli liman talebini zayıflattı.

Buna ek olarak bazı merkez bankalarının rezerv satışları da fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Türkiye ve Rusya’nın son dönemde gerçekleştirdiği satışlar bu kapsamda dikkat çekti.

Kısa vadede yön belirsiz

Piyasa analizlerine göre kısa vadede altının yönü büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı olacak. Özellikle ABD ile İran arasındaki müzakerelerin seyri, fiyatlar üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.

ABD Merkez Bankası başkanlığı için adı geçen Kevin Warsh’ın sıkı para politikası yaklaşımı da faiz indirimi beklentilerini etkileyerek altın üzerinde baskı oluşturabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.

Orta vadede yükseliş beklentisi sürüyor

Kısa vadeli baskılara rağmen bazı uzmanlar, altının orta vadede yeniden yükselişe geçebileceğini öngörüyor. Küresel talebin devam etmesi ve bazı ülkelerin rezervlerini artırma eğilimi bu beklentiyi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Bazı tahminlere göre altın fiyatı ilerleyen dönemde yeniden 6.000 dolar seviyelerine yaklaşabilir. Ancak uzmanlar, piyasadaki dalgalanmaların süreceği ve fiyatların ekonomik ve siyasi gelişmelere duyarlı olmaya devam edeceği konusunda uyarıyor.

Muhabir: Mehmet Yaman