Küresel döviz piyasasında yaşanan dönüşümler çerçevesinde, doların ihracatı ve ekonomik büyümeyi destekleyecek “doğal” seviyesine geri döndüğü yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Önceki yüksek seviyelerin ise bazı ülkelerin ABD pazarına ihracatlarını artırmak amacıyla gerçekleştirdiği müdahalelerden kaynaklandığı ifade ediliyor.
Yılbaşından bu yana dolar endeksi yüzde 1,5 geriledi. Geçen yıl kaydedilen yüzde 10’luk düşüşle birlikte endeks yaklaşık dört yılın en düşük seviyesine indi. Bu gerileme; ABD’nin ticaret politikaları, Fed’e yönelik siyasi baskılar ve 38 trilyon doları aşan kamu borcu gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor. Söz konusu gelişmeler, ABD varlıklarının görece cazibesini azaltan unsurlar arasında gösteriliyor.
Küresel yatırım bankalarının projeksiyonlarına göre dolar endeksinde yıl içinde yaklaşık yüzde 6’lık ek bir düşüş olasılığı bulunuyor. Böylece son iki yıldaki toplam potansiyel gerilemenin yüzde 16’ya yaklaşabileceği belirtiliyor. Bu tablo, yatırım ve dış ticaret stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor.
Mevcut düşüşlerin, doların yapısal bir çöküşü değil, önceki güçlü yükselişlerin ardından gelen teknik düzeltmeler olduğu yönünde analizler öne çıkıyor. ABD piyasalarının özellikle hisse senedi ve tahvil tarafında likidite ve düzenleme açısından hâlâ küresel ölçekte güçlü konumunu koruduğu, bu nedenle doların orta ve uzun vadede sistem içindeki rolünü sürdürdüğü değerlendiriliyor.
Yatırımcıların değerli metallere yönelimi
Dolar endeksindeki zayıflamanın nedenlerinden biri olarak, yatırımcıların bir bölümünün ABD varlıklarından çıkarak değerli metallere yönelmesi gösteriliyor. Yılbaşından bu yana altın ve gümüş fiyatlarında görülen güçlü artış, bu eğilimi destekliyor.
Öte yandan ABD ekonomisinin büyüme performansının yüzde 4,4 seviyesinde olması ve uzun vadeli Hazine tahvili getirilerinin yüzde 4,8’in üzerine çıkması, dolar varlıklarını tamamen cazibesiz kılmıyor. Ancak yatırımcıların portföy çeşitlendirmesi amacıyla alternatif enstrümanlara yöneldiği gözleniyor.
Altın ve güvenli liman para birimleri
Altın fiyatlarının yıl içinde 6.000 dolar seviyesine yaklaşabileceği yönünde beklentiler bulunuyor. Merkez bankalarının 2025 yılında 63 tonluk altın alımı gerçekleştirmesi, faiz indirim beklentileri ve ABD varlıklarından kısmi çıkışlar bu projeksiyonları destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
İsviçre frangı, Kanada doları ve Avustralya doları gibi güvenli liman para birimlerinin de değerli metallerle olan korelasyon nedeniyle yatırımcı ilgisini çekmeye devam ettiği belirtiliyor.
Destek seviyeleri ve değerleme
Altın için 4.400 dolar seviyesinin güçlü bir teknik destek oluşturduğu, mevcut enflasyon dinamikleri dikkate alındığında adil değer aralığının 6.000–7.000 dolar bandında şekillendiği yönünde analizler bulunuyor. Gümüşte ise ons başına 100–110 dolar aralığı orta vadeli değerleme bandı olarak öne çıkıyor.
Genel çerçevede doların kademeli zayıflaması, merkez bankası alımları ve küresel belirsizlikler; altın ve gümüşü hem bireysel hem kurumsal yatırımcılar açısından güvenli liman konumunda tutmaya devam ediyor.