CNN'in haberine göre, Washington'un Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programına vereceği desteğin çerçevesini belirleyen anlaşma taslağı, iki taraf arasındaki müzakerelerin Ekim 2025'te tamamlanmasına rağmen hala Donald Trump'ın nihai imzasını bekliyor.
Anlaşma taslağı Trump'ın imzasını ve Kongre'ye gönderilmeyi bekliyor
Habere göre, "123 Anlaşması" olarak bilinen sivil nükleer iş birliği anlaşması ile nükleer güvence önlemlerine ilişkin bağlayıcı bir anlaşmayı içeren metin henüz yürürlüğe girmedi. Bunun nedeni, ABD Başkanı'nın anlaşmayı henüz imzalamamış olması ve Kongre'ye göndermemesi. ABD federal yasalarına göre Beyaz Saray, başkanın imzasının ardından anlaşmayı inceleme için Kongre'ye sunmak zorunda.
CNN, Beyaz Saray'ın anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin sorulara yanıt vermediğini, yalnızca ABD Enerji Bakanı Chris Wright'ın Ekim 2025'te yaptığı ve nükleer silahların yayılmasını önleme taahhütleri korunarak Suudi Arabistan ile sivil nükleer iş birliği konusunda anlaşmaya varıldığını duyurduğu açıklamaya atıfta bulunduğunu belirtti.
Suudi Arabistan'da ilk kez uranyum zenginleştirilmesine izin
Konuya yakın bir kaynak, Trump yönetiminin bu yılın başlarında anlaşmanın temel esaslarını bazı Kongre üyeleriyle paylaştığını söyledi.
Anlaşma, Riyad'ın belirli ölçüde Suudi Arabistan topraklarında uranyum zenginleştirmesine veya plütonyum yeniden işlemesine izin veren özel düzenlemeler içeriyor.
Kimliği açıklanmayan kaynak, bunun ABD'nin önceki nükleer iş birliği anlaşmalarıyla kıyaslandığında "emsalsiz" bir adım olduğunu söyledi.
CNN'e konuşan iki başka kaynak ise uranyum zenginleştirilmesine ilişkin maddede ABD tarafından getirilen bazı şartların bulunduğunu, ancak Riyad'a uygulanacak olası kısıtlamaların ayrıntılarının henüz netleşmediğini ifade etti.
Bununla birlikte CNN, "123 Anlaşması"nın tek başına Suudi Arabistan'a hassas nükleer teknoloji veya malzemenin otomatik olarak transfer edileceği anlamına gelmediğini vurguladı. Anlaşmanın yalnızca ABD hükümeti veya şirketlerinin sivil nükleer program kapsamında nükleer teknoloji ve malzeme transferi yapabilmesi için hukuki çerçeveyi oluşturduğu belirtildi.
Haberde ayrıca, gelecekte gerçekleştirilecek her türlü teknoloji veya nükleer malzeme transferinin uygulanmadan önce ayrı inceleme ve onay süreçlerinden geçeceği kaydedildi.
CNN, uranyum zenginleştirme ve plütonyum yeniden işlemenin nükleer silah yapımında kullanılan bölünebilir maddelerin üretimindeki iki temel yöntem olduğunu belirtti.
Haberde, sivil nükleer reaktöre sahip ülkelerin büyük bölümünün zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç duyduğu, ancak bunu kendi topraklarında üretmek yerine ABD veya Rusya gibi tedarikçilerden ithal ettiği ifade edildi. Bu uranyumun ise uluslararası denetim ve sıkı güvenlik güvenceleri altında mühürlü sevkiyatlarla teslim edildiği aktarıldı.
CNN'e göre, anlaşma taslağı Suudi Arabistan'ı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) daha geniş denetim ve doğrulama yetkileri veren Ek Protokol'ü kabul etmeye ve uygulamaya zorlamıyor.
Haberde, bu muafiyetin Trump yönetiminin geçen yıl Kongre'ye sunduğu bildirim ile ABD Dışişleri Bakanlığı'nın geçen mayıs ayında Kongre üyelerine gönderdiği ve CNN'in ulaştığı mektuba dayandığı ifade edildi.
Buna göre, anlaşmada öngörülen güvence mekanizması UAEA'nın Ek Protokolü yerine yalnızca Washington ile Riyad arasında yapılacak ikili bir anlaşmaya dayanacak.
Anlaşma nükleer teknoloji transferini garanti etmiyor
CNN, "123 Anlaşması"nın Suudi Arabistan'a hassas nükleer teknoloji ve malzeme transferini kesinleştirmediğini, gelecekte yapılacak her türlü teknoloji veya nükleer malzeme transferinin ayrıca değerlendirme ve izin süreçlerinden geçeceğini bildirdi.
Haberde son olarak, Suudi Arabistan'a ülke içinde belirli düzeyde uranyum zenginleştirme izni verilmesi ve UAEA Ek Protokolü'nü uygulama zorunluluğunun bulunmaması gibi unsurların, söz konusu anlaşmayı ABD'nin bugüne kadar diğer ülkelerle yaptığı tüm sivil nükleer iş birliği anlaşmalarından farklı kıldığı ifade edildi.





