Bilim insanları, yüksek sıcaklık ve basınç altında kayaların çatlaması yerine esnemesi gerektiği bilinen manto katmanında kaydedilen bu alışılmadık sismik etkinliğin nedenini araştırmaya devam ediyor. Dünya genelinde depremlerin büyük bir kısmı, yeryüzüne nispeten yakın olan yer kabuğunda gerçekleşir.
Soğuk ve sert kayaların aniden parçalanmasıyla ortaya çıkan enerji, bölgedeki kentleri şiddetiyle sarsıyor. Ancak ABD'nin Utah ve Wyoming eyaletlerinde kilometrelerce derinlikte gerçekleşen deprem benzeri sismik hareketler, fizik kurallarının düşünüldüğünden çok daha karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor.
Geleneksel görüşe göre yüksek sıcaklık ve basıncın altında kalan manto bölgesinde kayalar ani kırılma yerine yavaşça deforme yaşanırdı; Ancak son bilimsel çalışmalarda ise bu bölgede sismik titreşimli depremlerin meydana geldiği doğrulandı.
Öte yandan bu sarsıntılar bir ölçüm hatası değil, Amerika kıtasının derinliklerinde bulunan gerçek bir sismik olgu olarak kendini gösterdi.

Söz konusu sismik hareketliliğin temeli, 24 Şubat 1979'da Utah eyaleti civarında ölçülen 3. 8 büyüklüğündeki depreme kadar uzanmaktadır. Uzmanların asıl endişe duyduğu konu, sarsıntının denizden yaklaşık 94 kilometre derinlikte, yer kabuğunun çok ötesinde yaşanmasıydı.
Uzun araştırmalar ve tartışmaların ardından, veriler güncel analiz teknikleri ile tekrar incelemesi ile anlaşıldı gibi yalnız bir olay değildi. Yapılan veri analizinin ardından incelemelerde 1979'dan itibaren muha sınırının derininde 9 ayrı manto depremi yaşandığı, Bunlardan 8'i en az 15 kilometre daha derinde yaşanırken, büyüklükleri hafif sallantılardan 2013'te Wyoming'de yaşanan 4.8'lik sarsıntıya kadar geniş bir yelpazede değişkenlik oluşturuyordu.

Bilim dünyasının konuya olan ilgisi, 10 Eylül 2025'te Utah'ın kuzeydoğusundaki Maeser yakınlarında meydana gelen 4.1 büyüklüğündeki yeni bir derin depremle tekrar alevlendi.
Bölgedeki yer kabuğu kalınlığının sadece 40 ila 45 kilometre olduğu bilinmesine rağmen, bu son sarsıntının yüzeyin yaklaşık 65 ila 70 kilometre derinliğinde gerçekleştiği saptandı.
Kıtasal manto depremlerinin tipik bir örneği olarak nitelendirilen bu olay, daha önceki derin sarsıntılarla da önemli benzerlikler taşıyordu. Örneğin, yüzeye yakın standart depremlerin aksine hiçbir öncü veya artçı sarsıntı üretmedi ve yaydığı dalgalarda alışılmadık derecede güçlü, yüksek frekanslı bir enerji gözlemlendi.
PEKİ, BU İMKANSIZ GİBİ GÖRÜNEN DEPREMLER NASIL MEYDANA GELİYOR?
Sismologlar, cevabın sarsıntıların konumunda gizli olduğuna inanıyor. Tespit edilen olayların tamamı, Kuzey Amerika'nın jeolojik çekirdeğinin bir parçasını oluşturan eski ve devasa bir kaya kütlesi olan Wyoming Kratonu'nun sınırında toplanıyor.
Manto tabakasındaki akışkan madde, milyonlarca yıl boyunca bu sert ve sabit yapının etrafında hareket ettikçe bölgede ciddi bir stres birikimi oluşuyor. İşin en şaşırtıcı yanı ise, bu depremlerin 700 ila 1.000 santigrat dereceyi aşan ve kayaların normal şartlarda sıvılaşıp esnemesi gereken cehennem sıcağı bir ortamda gerçekleşmesi.
Araştırmacılar bu durumu, belirli bir noktada ısının aniden kontrolden çıkıp birikmiş enerjiyi hızla serbest bırakması olarak bilinen 'termal kaçak' süreciyle açıklıyor.
Ayrıca manto içindeki sıvıların da bu derin yırtılmalara katkıda bulunabileceği düşünülüyor, ancak yeraltının bu karanlık ve sıcak dünyasındaki pek çok sır tam olarak aydınlatılabilmiş değil.





