• DOLAR 5.848
  • EURO 6.521
  • ALTIN 278.07
  • ...

Gittikçe yükselen bir hızda tüm dünyayı etkisi altına alan küreselleşme, hayatımızda en çok sosyal medya aracılığıyla hissettiriyor kendisini. Tıpkı bir köyde olduğu gibi herkesin, dünyadaki herkesten, her yerden, meydana gelen her olaydan haberdar olmasından ötürü günümüz dünyasına ‘küresel köy` yakıştırması tam da uyuyor. Bu ortamda ‘köy meydanı` görevini üstlenen sosyal medya, hayatımıza yeni bir teşhircilik alanını da beraberinde getiriyor. ‘Sosyal medya teşhiri`.

Teşhirin hayat çıplaklığı formunda karşımıza çıktığı sosyal medyada birçok kişinin; görülme, beğenilme, ego tatmini ve onaylanma ihtiyacını geniş kitleler aracılığıyla giderme çabasını görüyoruz. Bunun yanı sıra herkesten daha fazla beğenilme arzusunda olan kişilerin ise bilerek veya bilmeyerek birçok hassasiyeti yitirdiğine şahit oluyoruz.

Yaşamın mahrem alanları da dâhil her saniyesini sosyal medyada yayınlamakta beis görmeyenler, beğeni sayısıyla sahte mutluluklar elde ediyorlar. Bir bayan neden daha anne karnındayken bebeğinin ultrason resmini yayınlasın ki? Ya da bir genç kız katalog mankeni edasıyla çektirdiği boy boy resimleriyle sosyal medya hesabını neden süslesin? Bir erkek eşinin en kıskanılacak resimlerini büyük bir gururla neden insanların beğenisine sunsun ki daha çok sakınması gerekirken? Ya da her gün yediği yemekleri günün menüsü havasında neden insanlara göstersin? Yüklediği fotoğrafların beğenilmesinden, gittiği mekânların sorulmasından, yazdığı sözlerin beğenilip paylaşılmasından teşhir ettiği hayatına imrenen insanlar olduğu çıkarımını yapanlar, bu marazi düşünceden aldıkları hazla teşhir seviyesini ileri boyuta taşıyorlar. Buradaki anlık hazzın yanı sıra belki de üzerinde durulması gereken ayrı bir problemle karşılaşıyoruz. Özellikle sosyal medya üzerinde “beğenilme” içgüdüsü ile hareket ederek en büyük sermayesi olan zamanını da bu anlık haz boşluğuna itmektedir. Birbiri ardına yapılacak paylaşımların derdine düşerken zamanını dolu ve verimli geçirememenin neticesiyle yaşadığının farkında olamamaktadır.

Bütün bu zırvaların vazgeçilmez ritüeller (ayin) halini aldığı İslam toplumunda büyük bir yozlaşmadan bahsetmek yerinde bir tespit olacaktır. Giyim kuşamla başlayıp, ahlak sınırlarını yerle yeksan eden bir yozlaşma… Dini hassasiyetlere sahip olmanın bile önüne geçemediği bu teşhir çılgınlığının, umarsızca çiğnenen ‘mahremiyet` sınırları karşılığında vadettiği ‘şöhret`in pek de matah bir şey olmadığı er ya da geç anlaşılacaktır. Hayatın mahrem alanlarına dair vitrine, tezgâha konulup insanların beğenisine sunulan ne varsa ‘teşhir ürünü` damgası yiyip kıymetini yitirmiştir ne yazık ki…