• DOLAR 7.848
  • EURO 9.376
  • ALTIN 449.074
  • ...

Haddini bilmez bir Kemalist, cunta heveslisi bir ulusalcı, densiz bir CHP’li Efendimizin en aziz dostlarından birine, Mus’ab Bin Umeyr’e hayâsızca dil uzatıp Ebu Cehil zihniyetlilerin her asır ve ortamda varlıklarını sürdürebileceklerini gösterdi. Aydın geçinen bu cahil eğer İslam’ın tarihinden azıcık haberdar olsaydı dünyacı olmakla suçlayacak en son kişinin Mus’ab olduğunu görecek, belki de ateist olduğu halde vicdanı onu Mus’ab’ın hatırası karşısında saygıyla eğilmeye zorlayacaktı.

Kendi halkının dinine, kültürüne, tarihine yabancı bu zavallı adam Mus’ab Bin Umeyr’i dünya düşkünü olmakla suçlamış. Güya Mus’ab şatafatı, lüksü seven, pahalı giyinmeye ve zevkine düşkün biriymiş. Eğer günümüzde yaşasaymış ihale peşinde koşacakmış. Böyle zavallılara ne denebilir ki? Gece gündüz yabancıların tarihlerini okuyan, yabancı milletlerin kahramanlarıyla, onların fedakârlıklarıyla övünen bu tür adamlar, kendi halklarının büyük kahramanlarını ya tanımaz ya tanımak istemez ya da aşağılamaya çalışırlar; bunu da çağdaşlık adına yaparlar. Kültürel bağımlılığı, kültürel köleliği çağdaşlık sanırlar.

Oysa birazcık İslam tarihinden haberdar olsaydı Mus’ab’ın ne kadar büyük bir insan olduğunu, erdem ve kahramanlık merdivenlerinden zirveye doğru tırmanan bir onur abidesi olduğunu bilecek, anlayacaktı. O Mus’ab ki göklerdeki güneş gibiydi. Kahramanlığı, fedakârlığı, inanç ve değerlerine olan düşkünlüğü, erdem ve faziletleri karşısında düşmanlarının bile takdirini kazandığını fark edecekti.

Mus’ab gerçekten erdemden, vicdandan, adaletten, özgürlükten, ahlaktan birazcık nasibi olan herkes tarafından hayranlıkla takdir edilen büyük bir Allah dostu, Resulullah’ın en fedakâr yarenlerinden biridir. İmanı, dini, değerleri, davası için her şeyinden feragat eden büyük bir kahramandır.

O Mekke aristokrasisinin en gözde gençlerinden biriydi. Mekke sosyetesinin gözdesiydi. Sermayedar bir ailenin çocuğuydu. Yakışıklılığı, çekiciliği, şiirsel kabiliyeti, güzel konuşması ile dillere destandı. Ahlak, iman ve hayânın olmadığı, gayri meşru ilişkilerin hoşgörüyle karşılandığı cahiliye Mekke toplumunda adı genç kızların yüreğini titreten biriydi. En pahalı elbiseleri giyer, en pahalı yemekleri yer, herkes tarafından el üstünde tutulurdu.

İşte böyle bir adam olan Mus’ab imanı için her şeyden vazgeçti. Davası, inancı ve değerleri uğruna ayakları altında serili olan bu göz kamaştırıcı dünya nimetlerini elinin tersiyle iterek işkenceyi, açlığı, yoksulluğu, dışlanmayı, muhacereti seçti. Her şeyini kaybetti. Onu el üstünde tutan ailesi, dostları, arkadaşları, Mekke’nin kalburüstü sınıfı onu hain ilan ederek her türlü baskı ve zulmü reva gördüler. Öyle ki hayat ona zindan oldu. Öz yurdu ona dar edildi. Perişan bir şekilde yabancı diyarlara göç etmek zorunda kaldı. Toplumun en zengin sınıfına mensupken toplumun en yoksul kişileri arasına girdi.

Ama inancı, değerleri, davası,  insanlığın kurtuluşu uğruna katlandığı bu zorluk ve musibetlerden ötürü asla üzülmedi, karamsarlığa kapılmadı, pişman olmadı. Kendini, varlığını mazlum halkların özgürlük ve kurtuluşuna adadı. Zalim, zorba güçlerle, sömürgeci sermayedarlarla, müşrik putperestlerle son nefesine kadar savaştı. Savaş meydanlarında bir fırtına gibi esti. Yüce İslam’ın, aziz Peygamberin sancaktarı olma şerefine nail oldu. İnsanlığın yüce erdemlere ulaşabilmesi, karanlıklardan aydınlığa çıkabilmesi için yağmur gibi yağan acılara göğüs gerdi. Uhud’ta, savaş meydanında şehit olunca o kadar yoksuldu ki üzerinde doğru dürüst bir elbise bile yoktu. Bir kefene bile sahip değildi. Öyle ki o mübarek vücudunun yarısı otlarla örtüldü. Onun bu yoksulluğu, mazlumiyeti, fedakârlığı karşısında yüce peygamber bile gözyaşlarını tutamamış, ağlamıştı.

Onun hakkında, eğer bugün yaşasaydı ihale takipçiliği yapacaktı yakıştırmasında bulunan tarih cahili bu CHP’li ve onun gibiler ne yaparsalar yapsınlar insanlık tarihinin en büyük kahramanlarından olan Mus’ab Bin Umeyr’in sevgi ve muhabbetini bu halkın, Müslüman halkın gönlünden söküp atamayacaklardır.