• DOLAR 5,8080
  • EURO 6,6160
  • ALTIN 264,942
  • ...

İslam ümmeti tarihte iki defa büyük yenilgiye uğradı. Moğol istilası esnasında ve birinci dünya savaşı sonrası bu acı yenilgiyi tattı. Haçlı seferleri sırasında da kısmi yenilgiler aldı. Bu yenilgilerin hepsinin de ana nedeni dış düşmanın gücünden çok içteki ihtilaflar ve dağınıklıktı. Müslümanlar rehavete kapıldılar, iç ihtilaflara daldılar, birbirleriyle uğraştılar, İslam hukukunu ana referans almaktan vazgeçip sapma ve savrulmalara uğradılar, dünya sevgisine dalıp dini değer ve öğretilere sırtlarını döndüler. Bütün bunlar olunca güçleri zayıfladı, birlikleri dağıldı ve düşmanın istila ve saldırıları karşısında korumasız kaldılar.

Ama her defasında Müslümanlar toparlandı. Gafletlerinin farkına varıp ferasetli lider ve âlimlerinin önderliğinde tekrar yüzlerini İslam’a döndüler. Düşmanlarını yenilgiye uğrattılar. Moğol gibi yenilmezlik efsanesine bürünen istilacıları ya yok ettiler ya da içlerinde eritip Müslümanlaştırdılar. Moğolistan şu an bir İslam ülkesi.

Haçlı istilası ise büyük oranda başarısızlığa uğradı. Haçlılar toparlanıp birleşen İslam ümmetinden kahredici darbeler alıp geldikleri yere kaçıp gittiler.

Gelelim aldığımız son büyük darbeye… Birinci dünya savaşından sonraki ağır yenilgiye… Bu yenilgi sadece askeri olmadığı, siyasi, kültürel, ekonomik ve en önemlisi ahlaki boyuta sahip olduğu için biraz daha uzun sürdü. Bizden görünen hainler düşmanlarımızla işbirliği yapıp onların destekleriyle yönetimleri ele geçirince yenilgimiz daha da katmerleşti. Baltanın sapı ağaçtan olunca ormanın kendini koruması biraz daha zorlaşıyor.

Ama şu müjdeyi verebilirim: Bu yenilgi de son demlerini yaşıyor. İslam ümmeti bu yenilginin de üstesinden gelecek. Bunun farkında olan düşmanlarımız, içimizdeki hainlerin deşifre olduğunu ve artık dikiş tutturamadıklarını anlayınca yenilgimizi uzatmak için bizzat kendileri devreye girdiler. Doğrudan doğruya İslam dünyasını istilaya kalkıştılar.

Afganistan’ı, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Sudan’ı, Yemen’i, Somali’yi ve daha birçok İslam ülkesini müttefiklerinin ve işbirlikçi uşaklarının da yardımıyla ya işgal eden ya da iç savaşa sürükleyen Amerika şimdi gözünü İran’a dikmiş durumda. Önce ekonomik olarak İran’ı çökertmeye çalışan Amerika bunu başarırsa sıra işgal ve istilaya gelecek.  Tabi sonra Türkiye, Pakistan ve daha başkalarına sıra gelecek. Amerika’nın hayali bu…

Küçük lokmaları bile yutmakta zorlanan Amerika bu defa büyük lokmaya, yani İran’a talip. Ancak Allah’ın izniyle bu büyük lokma boğazında kalacak ve onu boğacak. Amerika Irak’ta, Afganistan’da, Yemen’de ve Suriye’de başarılı oldu mu ki İran’da başarılı olsun. Yirmi yıldan fazladır bütün gücüyle Afganistan’ı ele geçirmeye çalışıyor. Lakin devasa gücüne rağmen Taliban karşısında çaresiz… Irak, gün geçtikçe direniş cephesine daha da yaklaşıyor. Amerika’nın başı olan adam askeri karargâhlarına ve devasa gücüne rağmen Irak’a gizlice bir hırsız gibi gelip gitmek zorunda kalıyor. Suriye ve Yemen’de de aynı durum söz konusu.

Amerika’nın İslam dünyasındaki en büyük askeri karargâhı olan israil’in HAMAS, Hizbullah ve İslami Cihat karşısında aldığı darbeler ortada.

Belki bütün İslam âlemini saracak; büyük, yıkıcı bir savaş kapıda… Ama bu savaş Birinci Dünya Savaşı’ndaki gibi asla ümmetin yenilgisiyle sonuçlanmayacak. Bu savaş ümmetin son kırk yılda başlayan uyanışını daha da hızlandıracak ve ümmetin zaferiyle sonuçlanacak. Şafaktan önceki zifiri karanlık bizi yanıltmasın. Düşmanımızın agresifliği ve kudurmuşluğu; acziyet ve çaresizliğinin bir ifadesi.

Hiç üzülmeyin, karamsarlığa düşmeyin kardeşler! Umudunuzu diri tutun. Yirmi birinci asır kesinlikle İslam’ın asrı olacak. Bu karanlık dünyayı aydınlığa boğacak İslam’ın güneşi doğmak üzere. Diriliş, uyanış ve silkiniş günlerini daha da hızlandırmak için biraz daha fedakârlık ve gayret… Vahdet ve uhuvvet için biraz daha sabır, anlayış, hoşgörü ve merhamet…