• DOLAR 32.361
  • EURO 34.46
  • ALTIN 2438.652
  • ...

 Lahey'in kararı ne olursa olsun bundan sonra işgal rejimi daha fazla yalnız, iri şeytan daha fazla yalancı, terör çetesiyle sıkı fıkı olanlar daha fazla tiksindirici..

Artık dünyanın iki süper devleti var: Güney Afrika Cumhuriyeti ve Yemen.

İşgal rejimi dışındaki 208 devletin tamamı için artık rol model iki örnek; Güney Afrika Cumhuriyeti ve Yemen.

Yeryüzünün en zor sınavından yüksek not alarak geçmeyi hak eden iki başarılı Filistin mezunu..

ABD için mevzu her zamankinden daha mühim, öyle ki, içerde yaşadığı problemleri ancak çok kanlı bir savaşla ancak bastıracağını düşünüyor olacak ki terör ortağıyla 25 adet F35, 25 adet F15, 12 adet Apache helikopter ve sınırsız mühimmat gönderme konusunda anlaştılar.

Peki 25 eyaletin Texas’la beraber başkaldırmasının bu uçakların 25 tane oluşuyla alakası yok mu? İlla ki var.

Biden yönetimine karşı silahlanıp ortak karşı koymaktan bahsediyorlar.

Meselenin bir tarafında halkın vergilerinin sınırsız biçimde işgal rejimine aktarılması var, bir yanında Biden yönetiminin sınır güvenliği gibi bir dizi konuda kontrolü kaybetmenin eşiğine gelmesi var.

Ve ifşa olan Epstein pislikleri üzerine yaklaşan seçimler var.

Fakat Hamas’ın aldığı esirler ve tüneller konusunda zerre kadar başarı elde edemediği için de hiçbir ringde kendini ispatlayamayan bir kötü polis imajı var.

Sanki Bedir öncesi Müslümanlar sadece Ebu Süfyan’ın kervanını hayal ederken Allah-ü Teala’nın bütün azılı müşrik liderleriyle Mekke’nin ordusunu karşılarına çıkarıp onları hezimete uğratması gibi bir durum gelişiyor gibi.

Yalnız siyonist lanetten kurtulalım derken kocaman şeytan imparatorluğu adeta baş aşağı yuvarlanmış geliyor.

Artık ne Yemen’e engel olabiliyor. Ne Güney Afrika’yı durdurabiliyor.

Ve o ayet yeniden nazil oluyor:

“İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur.” (Al-i İmran 175)

Attıkları atom bombalarıyla 220 bin sivili öldürdükten sonra kendilerine boyun eğdirdikleri Japonya benzeri bir vaziyet yok ortada. Doğudan batıya tüm vicdanların sahiplendiği bir acı ve herkesin hak verdiği başarılı bir direniş var.   

Velhasıl 7 Ekim’den itibaren taşlar yerinden fena oynadı.

Bu melun hançerin İslam coğrafyasının kalbine saplandığı ve hemen ertesi günü de 750 bin Filistin’liyi yerinden yurdundan ettiği 15 Mayıs 1948 felaketinden yani Nekbe gününden beri ilk defa sular Birleşik Kralllığın ve Birleşik Devletlerin istediği gibi akmıyor. Rüzgar onların istediği gibi esmiyor.

Gazze’yi açlığa mahkum ederken aynı Nemrud’un dediğini ima ediyorlar: "Ben de diriltir ve öldürürüm." (Bakara 258)

“Bakın ben istersem açlıktan ölürler ve siz ey yakındakiler uzaktakiler! Hiçbir şey yapamazsınız” diyorlar.

Allah azze ve celle’ye bu kadar büyük bir meydan okumanın gerekçesi olarak da karşılığında kendilerini yok etmek gibi çok büyük bir kumar oynadıkları Hamas’ı görüyorlar. Baştan beri söyledikleri gibi “ya Hamas bitecek ya Biz” diyorlar.

Ve bitiyorlar, bitecekler.

Bunu hafife alanların, burun kıvıranların ve romantik bir düş sananların tarihteki benzer hadiseler için tavırları aynıdır: “Geçmişlerin masalları”.

Onların azabı da Tih çölünde şaşkınca dolaşırken bunu konfor zannetmeleri..

Mescid-i Aksa’nın etrafını mübarek kılan sahibi için mühlet devam ediyor etmesine de “Sabah yakın değil mi!”  (Hud 81)