• DOLAR 32.6
  • EURO 34.88
  • ALTIN 2496.103
  • ...

Bu arada hep Filistin mi konuşmalı? Evet.

Yalnız Gazze mi demeli, Ramallah, Cenin, Batı şeria? Evet.

Sadece El Kassam, Ebu Ubeyde, Kudüs Seriyyeleri, İslami Cihad, Direniş, Yasin 105, tünel, patlamış tank, esirlerden mi söz etmeli? Evet.

Terör rejimi ve ortaklarının bitmek bilmeyen soykırımına rağmen sürekli “burası bizim vatanımız, asla terketmiyoruz” diyenlerden mi bahsetmeli? Evet.

Şu anda yerkürede bundan daha öncelikli bir mesele yoktur.

Bu konu dünyanın herhangi bir ülkesindeki seçimlerden de, politik, ekonomik mevzulardan daha önemli.

Ruslar, Ukrayna’da ciddi ciddi ilerliyorlarmış. Amerika Ukrayna’yı satacak diyorlardı. Satmış galiba. Bunlar kurgu veya algı filan olabilir. Fakat Filistin’in şu vaziyeti karşısında pek bir ehemmiyeti yok.

Hollanda’da ırkçı lider Wilders sandıktan birinci çıkmış. Bu, İtalya’dan sonra Avrupa’da yükselen aşırı sağın durdurulamaz yükselişini gösteriyor. Olabilir, çok uç isimler, yetkileri ele geçirebilirler. Fakat Filistin’deki işgal ve katliam yanında bu da son derece tali bir mesele..

Hele de şu ülkenin kimisi mide bulandıran, kimisi de sırf sinir uçlarıyla oynama amaçlı problemleri Filistin’in akan kanı yanında çok geride kalıyor.

Geçenlerde bir Karadeniz’linin videosu paylaşılmıştı: Bizim laz uşağu dünya gastronomi platformlarından Atlas Global’in, dünyada en sevilmeyen yüz yemek arasında kara lahana çorbasını yedinci sıraya koymasına çok kızmış ve bu yemeği siz nasıl yapıyorsunuz diye tepkisini dile getiriyordu.

Tamam herkesin derdi illa ki kendince olacak eyvallah da inanın katilin sadist rahatlığında Filistin’i karalahana çorbası kadar umursamayanların flulaştırdığı duyarsızlık da etkili değil mi?

Katliam bütün hızıyla devam ederken, işgal rejiminin sözde cumhurbaşkanının da katıldığı bir zirvede küresel iklim konuşanların kendilerince birtakım gerekçeleri olabilir.

Ancak, alnını secdeye koyduğunda, o beş vaktin birinde secdeye koyacakları alınları parçalanmış mazlumların hesabından korkanların başka bir iklimi olabilir mi?

Gece gündüz bombalanan evlerin altında her gün yüzlercesi şehadet şerbeti içen masum çocukları değil de neyi konuşalım? Yüzde kırkbeşlere yükseltilen faiz oranlarını mı?

Filistinlilerin mezarlığını dozerle kazıp yeni defnedilen ölüleri dışarı atacak kadar ekpekül küpekâdan tekepküp etmiş köpeklere kurban olası vahşilerin kahpeliğini konuşmayalım da şu memlekette üçbuçuk soysuzun cami duvarlarına bevletme teşebbüslerini mi konuşalım?  

Müslüman kardeşlerimizin öyle yalnız, öyle sahipsiz, öyle bir başına, kimsesiz, yardımsız, hamisiz, gün ortasında öyle hoyratça kıyılmış bedenleri üzerindeki ahı değil de yumurta fiyatlarının neden yüzyirmi lira olduğunu mu konuşalım?

Kimilerinin kaygısı tuttuğu takımı olabilir. Ancak Norveç’linin, İsveç’linin, İrlanda’lının, Texas’lının kaygısı Gazze’nin mazlumlarıyken, Gazze’ye üç  saatlik uzakta futbolun ıvırını zıvırını esas mesele yapmak ardır, biraz hicap, biraz insaf, biraz izan..

Tüm dünya meydanları, sokakları terketmemişken, biz bu gündemi nasıl ve hangi yüzle terkedelim?

Soğutmaya hayır.

Unutmaya hayır.

Normale dönmeye hayır.

Alışmaya hayır.

Dikkatleri kaçırmaya hayır.

Satırlarımız Filistin diyecek ki sadırlarımız “vücudumun bir parçası” desin.

Dillerimiz Filistin diyecek ki dıllerimiz(gönüllerimiz) “aynı binamızın tuğlası” desin.

Velhasıl birinci maddemiz yine Kudsü Şerif. Yine mazlumlar, yine Filistin.

Mevla, onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar.

Var mı ötesi..