• DOLAR 5.743
  • EURO 6.322
  • ALTIN 270.29
  • ...

Bismihi Teâlâ                                                                                             

   Aile; insanlıkla birlikte neşvünema bulan kurum… En kadim yapı… En köklü müessese… Onsuz ne nesil, ne soy-sop ne de hayat yaşanır… Böyle ciddi bir kuruluşun, sütunları ve dayanağı ziyadesiyle disiplin isteyen bir şey olduğu açıktır... Haddi, hudutları hadsizlere haydutlara terke koyabilir mi?.. mahremiyet alanı merhametsizlere bırakılabilir mi?.. temerküz kale herkülzadelerin insafına bırakılabilir mi?..

   Ecnebiler aile gibi bir nimeti tatmakta aciz kalmışlardır. Evliliği, aileyi özgürlüğün, haz almanın önünde devasa bir engel gördükleri için bu yapıyı tesis etmekte güçsüz kalmışlardır. Dolayısıyla aile saadetini tadamayan batı, yıllar boyu bu kaleye doğrudan saldırma cüretini göstermemiştir. Fakat şu var ki, modernizm, çağdaşlaşma, lüksizm adına dolaylama saldırılar karşısında umduklarına doğru yaklaşmaktadırlar. Merhum Aliya İzetbegoviç’in(Allah rahmet etsin) tam da yerinde tesbiti ile “Batı, hayatımızın bütün karelerine egemen oldu. Henüz yeterince nüfuz edemediği bir aile yapımız kaldı.” Dün böyleydi fakat bugünün dün gibi olduğunu söylemek güçken; ne oldu da o günden bugünlere geldik?!

BİR: Batı tüccar kılığıyla bir verip on almanın ya da dokuz verip bir almanın esnaflığıyla(!) hedeflediğine doğru yol kat ediyor.

İKİ: Ciddi bir reaksiyon, tutarlı bir tepki ile karşılaşmama rahatlığıyla cesaret depoluyor.

ÜÇ: Öngörüsü kör, hassasiyetleri ‘haz’a endeksli devlet kurumlarındaki bürokrasinin aymazlıklarıyla taraf topluyor.

  Eğer Birleşmiş Milletler kadın birimi, halkı Müslüman olan ülkelerin olduğu bir ortamda göz göre göre adeta brifing verircesine Kadınlar için en tehlikeli yer kendi evleridir.”  diyebiliyorsa, bana göre bu sözün bittiği yerdir. Bugün büyük mühendisliklere soyunan batı, itiraf etmek gerekir ki dünya sosyolojisi üzerine çok kafa yormaktadır. Ya da ihaleye verilmiş, kiraya verilmiş iradeler karşısında bu okumaları çok rahat yapabilmektedir.

  Bugün ailenin can simidi konumunda olan anne”, “Annelik rolü”, “anne statüsü” üzerinde ciddi projeler uygulamaya konuluyor. Başka deyişle aile kalesinin merkezinde olan annelik güç” merkezkaç pozisyonuna düşürülüyor. Tabii ki kendi fikri, kendine has projesi olmayanlar, başka ellerin fikri ve projelerinin müdavimleri olur.

  Nasıl olsa ‘akıl ve finansman odakları var’, ‘AB, BM her türlü olanağı sağlıyor’ , ‘Bu kadar zahmete ne gerek var.’ gibi düşünüşlere aklı kiraya vermek denir. Ne yazık ki söz konusu bakanlıkın icraat diye sunduğu faaliyetler kelimenin tam manasıyla fecaattir!.. Şimdi de yeni bir skandalla karşı karşıyayız:

   Bakanlık, AB delegasyonu ile birlikte çalışan kadınlara dönük 0-6 yaş grubu çocuklarına kreş, bakımevi masrafları için ödenek verecekmiş. Başta da dediğim gibi üst akıl dokuz verip, bütünün mayası olan o bir payı almanın ince hesaplarını yapıyor. Bizdeki beyinsizler de bunu lütuf olarak görsün!!!

  Kısacası küresel güçler hem sınırda hem içerde hem de aile kurumunda ciddi saldırılar yapmada her türlü hinliği, hınzırlığı yapmada ölçü tanımaz, sınır bilmez… Aile giderse toplum gider, toplum giderse memleket gider… Aile birliğine, başka namahremlerin çomaklarına ne zamana kadar seyirci kalacağız?!.

Hayat nizamı kitabın deyişiyle “Evlerinizi kıblegah edininiz…” (Yunus,87)

Kalın sağlıcakla…

Yazarın Diğer Yazıları