• DOLAR 6.751
  • EURO 7.653
  • ALTIN 372.549
  • ...

Adettendir; her kriz ve kaos döneminin verdiği ilahi bir ders, sonrasında da bir miras oluşur. Bunun son örneği, corona salgınıdır..

Bu ders ve miraslardan nasiplenme ve hisse alma işi; şansa değil, hazırlıklı olmaya bağlıdır. Maddi ve manevi, birikim olarak hazırlıklı olan kişi veya toplumlar; küfürde de olsalar, fikirlerini yayabilir; yıkımlardan faydalar devşirebilirler.

İnsanlık tarihi; bu kriz ve kaos dönemlerini çok yaşamıştır. Son yüzyılımızda da musibetler yaşadık.  Osmanlının yıkılışı, I. ve II. Dünya Savaşları, Modern Çağ’dan Dijital Çağa geçiş ve tabi ki salgın hastalıklar… bunların başlıcalarıdır.

İslam Alemi, Osmanlının yıkılışında, mirastan sıfır hisse ile çıktı. Dersini alabildi mi? Sanmıyorum...

Ümmeti yöneten lider ve rejimler yine kendi halkları ve değerleriyle savaştalar.

Osmanlının geniş coğrafyası, emperyalistler ve yerli işbirlikçileri arasında bölüştürüldü; yerliler öz yurdunda hissesiz kaldı.  

Sanayi ve teknolojik bakımdan da bu mirası sahiplenecek araçlarımız, o an için yoktu. Kaba kuvvet imkânlarına sahip olmayan ümmet; bilim ve sosyal birikim açısından da yeterli birikime sahip değildi.

Seküler emperyalizm; halkı Müslüman coğrafyalarda, artık seçimlerde bile ciddi bir yekûn oluşturacak bir laik kitle oluşturabildi.

*Son 200 yıldır; medrese ve mekteplerimiz, sahalarında ekol olacak şahsiyetler yetiştiremedi. Geylani, Said Halim Paşa, Abduh, Efganî; Nursî, el-Benna, Humeynî, Erbakan… gibi çığır açan şahsiyetlerin, “Emperyalizm ve Yerli İşbirlikçilerinin Çelik Çemberine hapsolan fikir ve çabalarını” hariç tutarsak; bir çıkış yapamamışız; yapmışsak da bizzat kendi tabanımızda kabullenememişiz; kabullenmişsek de manileri aşıp anlatamamışız.

  1. ve II. Dünya savaşları; Batı’nın hezimeti anlamına gelir. Dünyaya ve insanlık âlemine, maddi ve manevi verebilecekleri hiçbir değer ve maddi hisselerinin kalmadığını dünya halklarına ilan ettiler.

Dünya halklarına sundukları tüm yasa ve güzellikleri; kapitalizm, komünizm ve faşizm üzerinden anlattılar ki bu da zaten insanoğlunun hissesiz kalması anlamındaydı. Bunu da fiilen yaptılar; “Bir kişiye bin, bin kişiye bir pul” şeklinde bir paylaşıma gittiler.

Esasen şunu demek istediler; “Dünya Savaşları sonucundaki anlaşmalar, savaşa son verme anlaşmaları değil, ara verme eylemiydi.” Peşi sıra gelen savaşalar bunun göstergesiydi.

İslam âlemi ne yapı? Çakıldığı yerde kaldı.

Dijital çağ; İslam Âleminin aksak yürüdüğü bir çağ oldu. Her gelişen bilim ve teknik; insan zihnini, insan ruhunu doyumsuzluğa, boşluğa, psikolojik illetlere yöneltti. En zirve ülkelerde; mutluluk ve teselli yerine intiharlar arttı. Bu intihar oranları, uluslar arası bilimsel kayıtlarda vardır.

“Şarkı, ayağa kaldıran ruh ve kalp; Garb’ı ayağa kaldıracak olan felsefenin” iksirleri bizdeyken; ikisinde de çağın gerisinde kaldık.  Malezya ve Endonezya gibi denizaşırı ülkeler; oralara giden bir İslam ordusu olmadığı halde ruh ve kalp olarak İslam’a teslim oldular. Buraların devamı olan Uzakdoğu bu gönül erlerini bekliyor. Nerde…?

Corona Salgını; Batı’nın tüm değerlerini, bilim ve teknolojisiyle beraber yere sermiştir. Milyar dolarları harcadıkları silahların pabucunu dama atan tanımsız bir mikrop; Nemrut’un burnundan giren topal sivrisinek misali, insanoğlunun acziyetini bizzat kendi ağzıyla itiraf ettirmiştir.

Diyeceğim şu ki; şu salgın da elbet yakın bir gelecekte bitecek. İnsanoğlu anlatmaya çalıştığımız İslam’ın evrensel mesajına doğru bilerek veya bilmeyerek yol almakta. Çünkü İslam; “karşılıksız bir sevdadır; fedakârlıktır; iz’an ve irfandır. Paylaşmak; şefkat ve merhamet, mahlûkatın hakkı ve hukuku…”  gibi kavramlar, İslam’ın tanımında kendini bulmakta.

Yani; her şey bizi ve İslam’ı anlatıyor; bize rağmen!

Perişan halimiz, işgaller, BM’nin tanımladığı ama hep çiğnediği kavramlar; tabiat ve çaresiz hayvanlar; kâinatın varoluş tezleri; her an küfür ve zulmü yakalayacak, ‘yalnız suçlulara dokunmakla kalmayan Hakk’ın gazabı’ yani yer ve gökteki askerler, tanımsız en küçük mikroplar…” gibi miras ve derslerin tümü “Kainat Kitab-ı Kebiri’nde toplanmış bizi bekliyor.

Haydi…! İslamî devlet, STK, kurum, kişi; şeyh, alim ve hocalar… Yaralıyız ama emperyalizm de Haçlı’da da onulmaz ağır yaralar var!  Vallahi!

Önce kendimize, sonra insanlığa anlatacağız; sadece dünyanın kurtuluşu için değil, ahiret hayatımızın da kurtuluşu için wesselam!