• DOLAR 9.615
  • EURO 11.238
  • ALTIN 554.27
  • ...

Türkiye'de Kürt meselesi devletin çözemediği, hassasiyetini koruyan iç meselelerinden biridir. Cumhuriyet tarihi boyunca siyasi iktidarlar değişmiş olsa da meseleye hep ulus devlet mantığıyla bakılmıştır. Fakat devlet açısından yarım kalan bir proje,  farklı yollarla devam etmiştir.

Son çeyrek asırda hem içerde hem dışarıda bu mesele üzerinde çok konuşuldu. Siyasi partiler, STK kar düşünce kuruluşları, akil insanlar, çözüm projeleri vs. Ama meselenin çözümü konusunda maalesef mesafe kat edilmedi.

Kürtler açısından meselenin şimdiye kadar çözülmemesinin iki ana nedeni vardır:

Birincisi: Kendilerini devletin asli sahipleri olarak görenler Kürt meselesini hiçbir zaman eşitlik temelinde çözme yolunu tercih etmediler. Bilakis bunlar her zaman Kürtlerin politik varlığının ‘beka sorunu’ olarak gördüler. Bu da meselenin iç dinamiklerle çözümünü engellediği gibi,  Kürt meselesini neredeyse sadece terör ve beka meselesine indirgemeye ve bu şekilde topluma lanse etmeye çalışıldı.

Bunlar bugün de hala aynı politik reflekslerle meseleye bakıyorlar. Tek parti döneminde Mazlum Kürt halkına uyguladıkları zulüm talan, toplu katliamlar zihinlerde halen tazeliğini koruyor.

İkincisi: Kürt meselesinin kaynağı, Kürtlerin birtakım ayrıcalıklar talep etmesi değil, resmi ideolojinin Kürtlerin varlığını ve haklı taleplerini inkâr etmesi oluşturmaktadır.

Sistemin bu meseleyi kendi içinde çözme basiretini göstermemesi daha da önemlisi, inkar, baskı ve yasaklarla sorundan kurtulma çabaları her defasında sorunu daha da derinleştirerek yeni doğumlara ebelik etti. Daha doğrusu sistem Kürtlere, demode olmuş Marksist bir felsefeyi deli gömleği gibi altın tepside sunarak onlara zorla giydirmeye çalıştı. Kürtlerin kurtarıcısı rolü psikolojisiyle böbürlenen ama özünde Kürtlükle hiç ilgisi olmayan, kuruluşundan şimdiye kadar en çok Mazlum Kürt halkına zarar veren malum yapı, Kendisi gibi düşünmeyen on binlerce Kürdü hunharca katlederek meseleyi kendi tekeline almaya çalıştı.

Kendini Kürtlerin yegane temsilcisi olarak konumlandıran illegal yapı, dar görüşü, sığ ideolojik kısırlığı ve kendisi gibi düşünmeyen Kürtlere karşı düşmanca tutumu nedeniyle yaklaşık 40 yıldır tüm Kürdistan coğrafyasında negatif işlev görüyor ve görmeye de devam edecektir. Bundan dolayı Kürt meselesinin çözüm adresi olamaz.

Bu yapının siyasi ayağı ise ideolojik olarak bitmiş bir felsefi arka planla kadrolarını kendisi gibi düşünmeyen Kürtlerle çatışma, farklı siyasi Kürdi yapıları sindirme-muhalefet ve intikam arenasına sürüklemektedir. Kürtlerin sözde siyasi temsilcisi olan bu yapı 6-8 Ekim tarihlerinde tüm Kürdistan coğrafyasını viraneye çevirmesi ve Kürt gençlerini öldürmesi hala hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Öte yandan kendini Cumhuriyetin sahipleri olarak  gören ama Yüz yıllık cumhuriyet tarihi boyunca Kürtleri kandıran, oyalayan, inkara ve imhaya dayalı siyaset tarzıyla Dersim de Geliyê Zilan’da ve Kürdistan'ın diğer farklı coğrafyalarında, Müslüman ve mazlum Kürt halkının kanını  dökme siciline sahip olan siyasi parti veya partiler, Kürt meselesinin çözümünü gündeme taşıması şaşılacak bir olay değildir.

Bunların amacı, Kürtlere şirin görünme mizanseni ile başını çektiği ittifakın seçim yatırımını yapmaktan başka bir şey değildir. Bu gibi yapılar şimdiye kadar Kürt meselesini derinleştirmekten başka bir pratikleri olmamıştır. Bu kesimlerin tarihsel süreç içinde Kürtlere karşı işledikleri toplu katliamlar, sürgünler vb.  temel politikalar hala hafızalarda tazeliğini korurken, bugün çıkıp Kürt meselesini gündeme getirmesi ve bunu bir kesim (kendi gibi düşünen siyasi bir parti) üzerinden yürütmek istemesi Tilki kurnazlığı ile yapılan politikalardan başka bir şey değildir. Bu da bu kesimlerin çözüme samimi ve gerçekçi yaklaşmamalarının bir sonucudur.

Son zamanlarda Kürt meselesinin soyut bir şekilde dillendirilmesi artık menfaatler karşılığında yürütülen özel günlük politikalar haline gelmiştir. Maalesef bu kesimler Tükiye'de istismar halini alan Kürt meselesini pazarlayarak hegemonyalarını yeniden rahatlıkla kurma çabaları peşindedirler. Meselenin çözümü politikalarının artan dozajının genellikle partilerin seçim dönemlerine denk gelmesi, Kürt halkının milli hassasiyetlerini araçsallaştırarak önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürt meselesini parti çıkarlarına alet edip oy devşirme hesabı ile yapılmaktadır. Açık söylemek gerekirse Meseleyi gündeme taşıyan malum parti Kürt meselesi rantı üzerinden önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı krizini aşmaya çalışmaktadır.

Kürt meselesinin çözümü için Kürtlükle ilgisi olmayan yapıları adres gösterenler, bilmelidirler ki muhatap A veya B partisi değil, meselenin asıl muhatabı bütün Kürt halkıdır. Devlet veya siyasi iktidar işin asıl muhatabı olan Kürt halkını kaale almadan atacağı her adım meseleyi çözemeyeceği gibi daha da derinleştirecektir. Müslüman Kürt halkının milli ve insanı duygularını istismar ederek, Kürt meselesi kartını hegemonyalarına alet etmek isteyen yapı ve partiler samimi değiller.

 

Netice itibariyle Cumhuriyet tarihi aşan, ancak Cumhuriyetle daha da derinleşen bu meseleyi görünmezden gelmek mümkün değildir. Meseleyi herhangi bir siyasi partiye veya örgütle endekslemek de doğru değildir. Sözde Kürtlerin temsilcisi gibi kendini konumlandıran siyasi parti kurum ve kuruluşlar güç kaybettikleri zaman Kürt meselesi ile damarlarına taze kan pompalamaya çalışıyorlar. Bazıları için de Kürt meselesi oldukça kullanışlı bir karttır. Bu kartla Kürt seçmenler üzerinden yürütülen mühendislikler Cumhurbaşkanlığı ittifaklar siyaseti şekillendirilmek isteniyor. Gelinen nokta da anlaşılan o ki mesele mazlum bir halkın haklarını savunmak değil, bu meseleyi siyasi çıkarlarına alet etmektir. Yani birileri yanlış hesaplarla yine Mazlum Kürt halkını, kandırmaya, siyasi çıkarlarına alet etmeğe ve Kürtler üzerinden emellerine ulaşma planları peşindedir. Ancak Kürtler, hiç kimsenin partneri değil çözümün asıl muhatabıdır.

Kürt meselesi partiler üstü bir meseledir ve hiç kimsenin tekelinde değildir. Bu durumda Kürtleri ve Kürt meselesini herkesin kendi mecrasında pragmatik politikalarına eklemlediği ve istismar ettiği bir sorun olmaktan çıkarmak lazım...

Mahmut Kılınç

Diğer Köşe Yazarları