• DOLAR 5,8047
  • EURO 6,5184
  • ALTIN 237,800
  • ...

SİYASET GEMİSİ

Yerel seçimlerde CHP’den Bolu’da belediye başkanı seçilen Tanju Özcan’ın Kur’an’a el basıp yemin etmesi şaşkınlıkla karşılanmıştı.

Olayın CHP’nin laik Kemalist kimliğiyle nasıl bağdaştığını/bağdaştırıldığını bilemiyorum; ama “yeni başkan”ın gündeme gelmesinde çok etkili olduğu kesin.

Tabii bununla da yetinmedi “Yeni başkan” ve göreve başlamasından sonra Suriyeli mültecilere yiyecek verilmeyeceğini açıkladı.

İşte buna farklı tepkiler söz konusu oldu.

Faşistler, ulusalcılar, Kemalistler açıkça destek verdiler. Dindarlar, bazı solcular ve bazı liberaller karşı çıktılar.

Tanju Özcan, söylediklerinin arkasında durdu ve şunları söyledi: ''Tekrarlıyorum, ben başkan olduğum sürece yatağa aç giren vatandaşlarımız varken, Bolu'da Türk halkının vergilerinden oluşan bütçemizden, Suriyelilere bir tek kuruş yardım yapılmayacaktır.”

Aslında açıklamaya gerek bırakmayan problemli bir yaklaşım; ama biz yine de yorumlarımızı yazalım:

-Kemalistlerin kitabında zaten yardım diye bir şey yoktur. Eğer öyle bir şeye teşebbüs ediyorlarsa işin içinde ya reklam ya da rant vardır.

-Yardımların büyük kısmında belediyeler değil de devlet kuruluşları ve STK’lar etkilidir.

-Son yıllarda devreye konan sosyal projelerle düşük gelirlilere yönelik çok sayıda iyileştirme yardımı yapılmaktadır; ama sanırım Tanju Özcan’ın bundan haberi yoktur.

-Kimlik ve inancına bakmaksızın ihtiyaç sahiplerine yardım etmek insani ve ahlaki erdemlere sahip olmayı gerektirmektedir.

-Kutsal kitap üzerine yemin etme ritüeli İslam’da değil Hıristiyanlıkta vardır. Ama bunu görmezden bile gelsek, Özcan’ın söylediklerinin Kur’an’ın ruhuna aykırı olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz.

HİÇ KOMİK DEĞİL

Yerel seçimler bitti; ama usulsüzlük tartışmaları devam ediyor.

Oyların bir kısmı sayıldı ve aradaki fark yarı yarıya indi. Aslında sadece bu bile ciddi bir problem olduğunu gösteriyor.

Ama her nedense oyların tekrar sayılması tabiri caizse “bazılarına batıyor”.

Tolga Çevik adında işi gücü “belden aşağı espri yapmak” olan bir komedyen de bu sayım işini alaya alıp şunları söylemiş:

"Bence haklılar. Oylar tekrar sayılmalı, hatta Katarlılar saymalı, Suudiler onaylamalı, Suriyeliler alkışlamalı. Sonuçta İstanbul'da bizlerden fazla mülkleri var…"

“Ne alaka?” dediğinizi duyar gibiyim.

Yabancılara mülk satışı dünyanın her yerinde stratejik bir ekonomi hamlesidir ve bunu herkes bilir.

Ama Kemalist “Beyaz Türk” zihniyetin derdi başka!

Batılılar alsa sorun yok; ama Araplar alınca “adam” rahatsız oluyor. Ve hiç alakası yokken bu konuyu getirip seçime bağlıyor.

CHP’nin bırakın diğer partileri kendi içinde bile seçim konusunda sicili kabarık.

Muharrem İnce ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki genel başkanlık yarışında delegeler üzerinde oynanan oyunlar, tehdit ve şantaj iddiaları, usulüne uygun olmayan imza ve kayıtlar…

Bunları herkes biliyor.

Ama Tolga çevik yine de bildiğini okuyor.

Oylar tekrar sayılmasın ve tüm usulsüzlüklere rağmen başkanlık CHP’ye verilsin.

Sonrası mı?

Sonrasında bir süredir kültürel etkinlikler adı altında kesilen arpalıklar devam etsin.

Bu arada Tolga Çevik’e bu üslubuyla İlyas Salman’a yaklaştığını ve sözlerinin hiç komik olmadığını söylemek istiyorum.