Allah`ın adıyla…
Fransa`nın gereksiz uğraştırmaları, 'Hepimiz Ermeniyiz' tartışmaları, futboldaki istifalar, Suriye`deki katliamda artık sadece yüksek ölü sayısının ilginç gelirliği arasında yeni anayasa çalışmaları da arada kaynayıp gitti.

Soğuk havalar, karda patinaj çeken arabalar, 'donduk donacağız' yorumlarıyla; nerdeyse her şeyi bırakıp havaları konuşacağız. CHP`nin iç karışıklıkları da olmasa siyaset sütunları boş kalacak.

'2012 Yeni Anayasa Yılı'nın ilk ayı geçip giderken; çalışmalar, dostlar alışverişte görsün mantığıyla devam ediyor. Böyle giderse; Aralık ayında '2013, yeni anayasa yılı olacak' açıklamalarını da duyabiliriz.

Bu arada milli güvenlik dersi kaldırıldı. İçeriği kısmen başka derslerin içine yerleştirilecekse de okullarda bir rütbelinin, 'kralın denetçisi` gibi dolaşması önlendi. Hayra yorumlanacak gibi görünüyor, hayırlı olsun.

Peki, bu gerekli düzenleme neden bunca yıl bekletildi? Görünürde bir yanlışlık var, ama düzeltilmesi için yılların geçmesi bekleniyor. Bazıları için ise bekleme süresi hala bitmedi. Mesela yıllardır, birçok kesimden dile getirildiği halde sabah ayini gibi 'Andımız' törenleri devam ettiriliyor. Örtünme, yasaktı hala yasak. 334 haftadır, Sakarya`da bunun için basın açıklamaları yapılıyor. Ama onlara olumlu bir karşılık veren yok. Allah onlara sabır, sebat versin; yetkililere de göz, kulak…
Hükümet, kolları sıvayıp Anayasa için riskleri de göze alarak çalışacağına; sürekli ayrıntılarla uğraşıyor. Çürük temelin üstüne biraz oradan biraz buradan taşlar bulup koyuyorlar ama bina bir türlü düzene girmiyor. En azından tepkiler karşısında korkup vazgeçecekleri bir taslak bile gösterseler; o da bir adım sayılacak. Ama yok.

Okula yeni başlayan bir çocuk yazı yazamadığı için ne yapıyor? İkide bir kalemini açmak için çöp kutusuna gidiyor, kalemi sivrilte sivrilte bitiriyor. Sonra, ne yapsın kalem yok. Akşam anne babası sanıyor ki, yaza yaza bitirmiş kalemi. Gidip bir düzine daha kalem alıyorlar. Hükümet de zamanını meselenin etrafında dönmekle harcıyor, derken seçim geliyor. Millet bir umutla eskisinden daha fazla oy veriyor. Ama vaziyet değişmiyor. Herkes köklü bir anayasa değişikliği beklerken, yargı reformuyla, kişiye özel kanun değişiklikleriyle, kendi maaşlarıyla uğraşıyorlar. Bir dersin kaldırılması gibi basit bir müfredat değişikliğini bile koca bir devrim gibi sunuyorlar. Zavallı laikler de telaşlanıp duruyor.

Yanlış anlaşılmaması için bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Kur`an-ı Kerim rehberliği olmadan insanlar tarafından oluşturulan veya oluşturulacak; hiçbir yasa, anayasa, yönetmelik bir Müslümanın sevinebileceği veya ümit besleyebileceği bir metin olamaz. Müslümanların kabullenebileceği ve uygulanmasından kalben hoşnut olabileceği yasa bellidir.
Biz, namazımızı kimin emrine göre kılıyorsak; zekatımızı kimin emrettiği şekilde veriyorsak; hayatımızın her halini de ona göre şekillendirmek istek ve mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar etmiş oluruz ki; bunun dünya ve ahiretteki karşılığını, okuyucularımız Kur`an ayetinden bilirler.

Anayasa değişikliğinden murad olunan ise; 'recülu facir' eliyle bile olsa inancımızın önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Zaten içkinin yasaklandığı, fuhuşhanelerin kapatıldığı, kumarın oynatılmadığı bir anayasanın yapılmasını da kimse beklemiyor. Bu haliyle de ne kadar muhteşem özgürlükler verilirse verilsin; bir Müslümanın o metni hoş görmesi mümkün olamaz. Bunu hoş görmek 'bir yıl sen bizim tanrımıza, bir yıl biz senin tanrına…' anlayışından öte değildir.

Yalnız yıllardır beklenti içerisine sokulmuş milyonlarca insanı da artık oyalamaktan vazgeçmeleri gerekir. Yapacakları bir numaraları varsa milleti verem etmeden önce yapsınlar.

Bu uygun ortamda yapmayacaklarsa daha neyi bekliyorlar? Suriye ile savaşı mı; ABD`nin İran`a saldırmasını mı; yoksa bahar geldiğinde yapılacak karakol baskınlarını mı? Tehditler edilip duruyor zaten.

Selam ile…