Yapı güvenliği ve toplumsal bilinç üzerine çalışmalar yürüten Türkiye İMSAD, kapsamlı bir saha çalışmasına imza attı. Türkiye genelinde 7 bölgede binin üzerinde kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen 'Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci' araştırması, toplumun deprem algısını mercek altına aldı. Ortaya çıkan veriler ise duyulan korku ile eylemsizlik arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi. İşte o araştırmanın tüm ayrıntıları...
NÜFUSUN YÜZDE 71'İ TEHLİKE ALTINDA YAŞIYOR
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, coğrafi gerçeklere dikkat çekerek mevcut tabloyu özetledi. Ülke topraklarının yüzde 66'sının, nüfusun ise yüzde 71'inin orta ve yüksek riskli bölgelerde ikamet ettiğine işaret edildi. Risk tanımı genişletildiğinde bu oranın yüzde 90'lara ulaştığı belirtiliyor. Küçükoğlu, toplumun afet sonrası gösterdiği reaksiyonu överken, hazırlık sürecindeki eksikliği şu sözlerle vurguladı:
'Ülkemiz topraklarının yüzde 66'sı, nüfusumuzun ise yüzde 71'i orta ve yüksek riskli deprem bölgelerinde yaşıyor. Risk alanı tanımı genişletildiğinde bu oran yüzde 90'a kadar çıkıyor. Her büyük depremin ardından toplum olarak tüm dünyaya örnek bir dayanışma sergiliyoruz. Arama kurtarmada, yardımlaşmada ve yaraları sarmada çok büyük bir güç ortaya koyuyoruz. Bu tablo, korkuya teslim olmayan bir toplum olduğumuzu gösteriyor.'
HER 10 KİŞİDEN 6'SI 'YA DEPREM OLURSA' KORKUSUYLA YAŞIYOR
Uzmanlar, deprem korkusunun zamanla kanıksandığına ve gündemden düştüğüne dikkat çekiyor. Mücadelenin anlık reflekslerden ziyade kalıcı bir bilince dönüşmesi gerektiği vurgulanıyor. Küçükoğlu durumu, 'Veriler çok net: Türkiye depremi biliyor, depremden korkuyor ama yeterince depreme hazırlanmıyor' ifadesiyle özetledi.
Araştırma verilerine göre toplumun yaklaşık yüzde 60'ı deprem kaygısı taşıyor. Kadınlarda bu oran yüzde 67,7'ye kadar çıkıyor. Her 10 vatandaştan 6'sı gündelik yaşamında deprem endişesini zihninde canlı tutuyor. Katılımcıların yüzde 40,6'sı ise önümüzdeki beş yıl içinde yıkıcı bir deprem yaşanma ihtimalini yüksek görüyor.
EVLERDE DEPREM ÇANTASI BİLE YOK
Araştırmanın en dikkat çeken kısmı ise bireysel tedbirlerdeki yetersizlik oldu. Beklenen büyük riske rağmen hazırlıklar sözde kalıyor. Rakamlar durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor:
- Vatandaşların yüzde 73,1'inin evinde deprem çantası bulunmuyor.
- Acil toplanma alanlarının yerini bilmeyenlerin oranı yüzde 55,2.
- Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) sahipliği yüzde 41,6 seviyesinde kalıyor.
BİNALARINA GÜVENİYORLAR AMA TEST YAPTIRMIYORLAR
Evlerdeki eşyaların sabitlenmesi konusunda da tablo parlak değil. Katılımcıların yüzde 45,6'sı hiçbir eşyayı sabitlemediğini ifade ediyor. Daha çarpıcı olan veri ise bina güvenliğiyle ilgili. Vatandaşların yüzde 59,4'ü oturduğu binayı güvenli bulduğunu belirtirken, yüzde 74,5'i bugüne kadar binası için hiçbir risk tespiti yaptırmadığını söylüyor.
Katılımcıların yüzde 39,7'si kişisel çabaların sonucu değiştirmeyeceğine inanıyor. Vatandaşların kentsel dönüşüm desteklerini yeterince bilmediği ve doğru bilgiye ulaşmakta zorluk çektiği de rapora yansıyan diğer başlıklar arasında yer alıyor.





