Türkiye’de rüzgar ve güneş enerjisi, 2025 yılında ilk kez elektrik üretiminin beşte birini aşarak yüzde 22 seviyesine ulaştı. Bu oranla Türkiye, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’daki 16 ülke arasında yüzde 20 eşiğini geçen tek ülke olarak lider konuma yerleşti.
Londra merkezli uluslararası düşünce kuruluşu Ember tarafından yayımlanan “Türkiye Elektrik Görünümü 2026” raporu, Türkiye’nin enerji üretiminde yenilenebilir kaynaklara yönelişinin hızlandığını ortaya koydu. Rapora göre, 2025’te rüzgar enerjisinde 1,9 gigavat ile tüm zamanların en yüksek kurulumuna ulaşıldı, güneş enerjisi üretimi ise güçlü bir artış gösterdi.
Avrupa sıralamasında orta seviyede
Türkiye, Avrupa’da elektrik talebi en yüksek 24 ülke arasında rüzgar enerjisinde 15’inci, güneş enerjisinde 14’üncü ve toplam yenilenebilir üretimde 16’ncı sırada yer aldı. Buna rağmen bölgesel ölçekte açık ara liderliğini korudu.
Rüzgar ve güneşin yükselişiyle doğal gazın elektrik üretimindeki payı yüzde 22’ye gerilerken, kömür yüzde 34 ile en büyük kaynak olmayı sürdürdü.
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise kuraklığın hidroelektrik üretimi üzerindeki etkisi oldu. Türkiye’nin en büyük barajları olan Atatürk, Keban ve Karakaya’da son 10 yıldaki üretimin, 1996-2005 dönemine göre yüzde 29 düştüğü belirtildi.
Bu kayıp, doğal gaz santralleriyle telafi edilirken Türkiye’ye yıllık ortalama 1,8 milyar dolarlık ek gaz ithalatı yükü getiriyor.
Batarya yatırımlarında Avrupa liderliği
Türkiye, enerji depolama alanında da önemli bir atılım gerçekleştirdi. 2022’de başlatılan depolamalı rüzgar ve güneş santrali modeliyle 33 gigavatlık batarya proje kapasitesine ulaşıldı. Bu kapasiteyle Türkiye, Avrupa’daki tüm ülkeleri geride bırakarak lider konuma yükseldi.
“Enerji dönüşümünde tarihi fırsat”
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerjisinde bölgesel liderliğini vurgulayarak, küresel fosil yakıt krizlerinin temiz enerjiye geçişi zorunlu kıldığını belirtti.
Alparslan, Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla hem enerji güvenliğini güçlendirebileceğini hem de COP31 sürecinde bölgesel bir öncü olma fırsatı yakalayabileceğini ifade etti.




