PKK tarafından Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Yolaç Mahallesi'nde (Susa) 26 Haziran 1992 tarihinde camiye yapılan silahlı saldırı sonucu hunharca katledilen 10 cami yarenini şehadetinin 34'üncü yıldönümü münasebetiyle Susa-Der anma programı düzenledi.

2-347

Yolaç Mahallesindeki Susa Şehitliği'nde düzenlenen etkinlikte kabir ziyareti yapan katılımcılar, katliamın yaşandığı camiyi ziyaret etti. Program kapsamında şehidleri anma etkinliğine katılan misafirlere, mezarları başında şehitlerin hayatı teker teker anlatıldı, katliamının gerçekleştiği Susa Camiinde katliam günü ve gecesi cereyan eden olaylar aktarıldı.

"Şehid, bir davanın şahididir. Sizler de bu şehidlerin şahidisiniz"

İkindi namazının kılınmasının ardından program, Ammar Zeren'in Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Münir

Münir Şanlı

Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından şehid aileleri adına selamlama konuşması yapan Molla Münir Şanlı, şehadetin önemine vurgu yaparak "Şehid, bir davanın şahididir. Sizler de bu şehidlerin şahidisiniz. Bizim buraya gelişimiz değerlidir. Burası sadece bir mezarlık değildir; belki bir ziyaretgâh, belki bir türbe, belki de duaların kabul edildiği bir mekândır. Camide, Kur'an dersinde, Kur'an'ı öğrenme yolunda, cami yolunda şehid edilenlerin kanı mübarektir, mezarları birer ziyaret yeridir. Sizlerin de bu sıcakta uzak yerlerden eşinizi, çocuklarınızı alıp buraya gelmeniz Allah katında değerli olduğuna inanıyorum. Allah yaptığınız bütün hayırları kabul etsin ve karşılığını kat kat versin." dedi.

4-183

Özlem Ajans ilahi ses sanatçılarının susa katliamı üzerine bestelenen ezgileri seslendirmesiyle devam eden programda Susa şehidliğinde meftun bulunan 33 şehidin hayatları anlatıldı.

Siraç

Siraç Şanlı

Günün anlam ve önemine ilişkin Molla Siraç Şanlı bir konuşma yaptı. Konuşmasında şehadet kavramından bahsederken yetiştirilecek neslin şehadet aşığı bir bilinçle yetiştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

"Bu kervan, Uhud'a giden kervandır"

"Susa mektebini tanımamız gerekiyor" diyen Şanlı "Çünkü buraya yaptığımız ziyaret sıradan bir mezarlık ziyareti değildir. Burada ziyaret ettiğimiz yer, peygamberlerin mektebidir; Hazreti İbrahim, Nuh, Hud, Salih, Yahya, Yunus, Yusuf ve diğer peygamberlerin yoludur. Bu, zulme karşı adaletin, küfre karşı tevhidin mektebidir."

6-78

Şanlı "Bizler, Hazreti İbrahim'in nöbetini devraldık ve bu nöbeti devralırken onun gibi ateşlere atılacağımızı biliyorduk. Bu kervan, Uhud'a giden kervandır. Bizler Huneyn'e, Hayber'e giden kervanlarla yeniden yola koyulduk. Bunlar hamasi sloganlar değildir. Söylediklerimin şahitleri burada yatan şehitlerimizdir. Şehitlerimizi ve onların uğruna canlarıyla bedel ödediği davayı iyi bilmemiz gerekir. Buradaki şehitleri ziyarete geldiğimizde, her birimiz ziyaret ettiğimiz şehid gibi şehadete hazır olmalıyız. Nitekim onlar Uhud'a giden kervana katıldıklarında her şeyi göze aldıkları gibi, bizler de onların davasını omuzladığımızda her şeyi göze almalıyız." ifadelerini kullandı.

7-57

"Onların kalplerinde şehadet sevgisi, gönüllerinde ise büyük bir şehadet özlemi vardı"

Önceki nesillerin İslam davası için bedeller ödediği gibi günümüz Müslümanlarının da kanlarıyla ve canlarıyla bedel ödemeye hazır olmaları gerektiğini, aksine İslam davasının büyük musibetlere uğrayacağının altını çizen Şanlı, Susa Şehidliğinin sıradan gelip sadece Fatiha okunup dönülecek bir yer olmadığını ifade ederek buradaki ziyaretin Allah için yaşayan ve Allah yolunda kurban olmayı göze alan bir hayatı yeniden inşa etmek için olduğunu söyledi.

8-39

İslam davası uğruna bedel ödeyen şehidlerden ve yakınlarından örnekler veren Şanlı, şunları söyledi:

"Bu davanın sesinin buraya nasıl ulaştığını, hangi fedakârlıklarla bu topraklara geldiğini bilmemiz için birkaç örnek vermek istiyorum. Karacadağ'da şehit olanlar arasında on yaşında Müslüman çocuklar da vardı. Muhammed Emin ve Muhammed Halil Kadir Gecesi'nde Camide ibadet ediyor, geceyi ihya ediyorlardı. Muhammed Emin, Muhammed Halil'e, 'Ben senden önce şehit olayım.' diyordu. Eğer sen benden önce şehit olursan anneme ve aileme sahip çık, derdi. Onların kalplerinde şehadet sevgisi, gönüllerinde ise büyük bir şehadet özlemi vardı. Bu mübarek gecede o masum eller Hak kapısına kalktı ve bir daha geri dönmedi. Sabah olduğunda üzerlerindeki dünya elbiselerini çıkarıp ebedî âleme göçtüler. Muhammed Halil'in bedeninin yarısı parçalanmıştı. Allah'a yemin olsun ki annesi cenazesinin başına geldiğinde feryat etmedi, saçını başını yolmadı. Oğlunun bedeninden kalan parçaları kefene sarıp bağrına bastı, başını öptü ve 'Ey Rabbim! Bu kurbanımı kabul buyur.' dedi."

10-22

"Gerekirse yeniden kurban veririz ama bu toprakları kâfirlere ve zalimlere bırakmayız"

Şanlı "Karacadağ'da şehid Hamza başını kayanın üzerine koymuş, secde hâlindeyken zalimler gelip kafasına kurşun sıktılar ve beyni seccadesinin üzerine dağıldı. Şehidin babası oğlunun başına geldiğinde ağlamadı; tekbir getirdi ve 'Ya Rabbi! Sana hamdolsun ki evimden bir şehit çıktı.' dedi. Şehit Abdusselam işkence altında şehid edildiğinde dili, dudakları ve bedeni parçalandı. Fakat onun annesi 'Sen Kur'an'ın, dinin ve imanın şehidi olduğun için senin için ağlamıyorum.' dedi. Şehit annelerinden Remziye Hanım'a, 'Ne düşünüyorsunuz?' diye sorulduğunda 'Kardeşimi hatırladığım zaman üzülüyorum ama Muhammed'i ve dini hatırladığım zaman sabrediyorum.' demişti. Şehidlerin babası Mustafa Amca ise 'Belki yeniden şehid oluruz, kurban veririz; fakat bu toprağın işgal altına girmesine asla izin vermeyiz.' diyordu." şeklinde konuştu.

11-25

"Şehidleri ziyaret etmek, işte bu bilinci yeniden kazanmaktır" diyerek konuşmasını sürdüren Şanlı "Bizler de gerekirse yeniden şehit oluruz, yeniden kurban veririz; fakat bu davadan vazgeçmeyiz. Yirmi iki yıl sonra yeniden şehadet meydanına çıktık. Yasin'i, Hasan'ı, Hüseyin'i, Riyad'ı, Turan'ı, Cumali'yi ve Aytaç'ı kurban verdik. Düşmana şu mesajı verdik: Gerekirse yeniden kurban veririz ama bu toprakları kâfirlere ve zalimlere bırakmayız. Allah'a yemin olsun ki, Kur'an'ın sahipleri ve Kur'an davasına gönül verenler olduğu sürece Kur'an'ın nuru sönmeyecektir. Batman'ın, Diyarbakır'ın ve Silvan'ın sokaklarına bakın; her yerde şehidlerin kanı vardır. Bu kanlar boşuna dökülmedi. Bu kanlar şehadet aşkı ve adanmışlık uğruna döküldü. Allah kalplerimizden bu aşkı ve muhabbeti çıkarmasın. Allah bizi şehitlerin mirasına layık kılsın. Bu miras, peygamberlerin ve şehitlerin mirasıdır. Allah bize onların dinini, adaletini, ahlakını ve Kur'an'ın hayatını yaşamayı nasip etsin." temennisinde bulundu.

12-20

Kaynak: İLKHA