Soykırımcı israil basınında yer alan haberlerde, işgal ordusunun Güney Lübnan’da derin bir çıkmaza sürüklendiği ve askerlerin Hizbullah’a ait insansız hava araçları korkusu nedeniyle gündüz saatlerinde hareket etmekten kaçındığı belirtildi.

Haaretz gazetesi, ordunun Lübnan cephesinde ilerleme sağlayamadığını ve yeni bir güvenlik düzeni dayatmakta başarısız olduğunu yazdı. Gazete, Hizbullah’ın çatışmanın temposunu belirlemeyi sürdürdüğünü aktardı.

Haberde askeri kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, Hizbullah’ın fiber optik sistemlerle yönlendirdiği “patlayıcı İHA’lar” israil ordusundaki yaralanmaların başlıca nedeni haline geldi. Ordunun bu araçları düşürmek için teknolojik ya da elektronik çözüm bulamadığı belirtildi.

Soruşturmalarda operasyonel disiplin eksikliği ve güvenlik talimatlarına uyulmamasının ağır yaralanmalara yol açtığı ifade edildi. Son olarak 401’inci Zırhlı Tugay Komutanı Albay Meir Biderman’ın ağır yaralandığı aktarıldı.

Ayrıca yedek paraşütçü subay Binbaşı Itamar Speyer’in Güney Lübnan’da Hizbullah mensuplarından biriyle yaşanan çatışmada öldüğü belirtildi. Speyer’in aktif görev döneminde elit “Maglan” biriminde görev yaptığı kaydedildi.

Gazete, “Savaşın yükünü taşımaya ve en ağır bedeli ödemeye devam eden çok ince bir asker tabakası var” ifadelerini kullandı.

Haaretz’in aktardığı bir başka olayda ise, Golani Tugayı takım komutanı Yüzbaşı Muoz Yisrael Rakanati’nin, 36’ncı Tümen Komutanı Tuğgeneral Yiftah Norkin’in Litani Nehri yakınındaki saha turunu güvence altına aldığı sırada Hizbullah’ın kamikaze İHA saldırısında öldüğü bildirildi.

Gazete, turun gündüz saatlerinde yapılmasının Hizbullah’ın oluşturduğu risklere rağmen gerçekleştirildiğini, oysa israil ordusunun bölgede hareketlerini artık İHA korkusu nedeniyle gece saatleriyle sınırladığını yazdı.

Yedek albay Hanoch Dauba, olayın yalnızca “yanlış zamanda yapılan bir saha turu” olmadığını belirterek, ordunun bölgede gerçek anlamda operasyonel kontrol sağlayamadığını söyledi.

Dauba, “Orada bir varlık ve altyapı yıkımı var ama bize ölümcül darbe aldığı söylenen düşman hala operasyonların temposunu ve savaşın koşullarını belirliyor” dedi.

Yedek Tümgeneral Tamir Hayman, “Hizbullah’ı dağıtma” hedefini imkansız olarak nitelendirerek, ordunun Lübnan’ı işgal edecek ya da Hizbullah’ı silahsızlandıracak kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Bunun özellikle ciddi insan gücü krizi nedeniyle mümkün olmadığını vurguladı.

Gazete ayrıca israil Genelkurmay Başkanı’nın ordu içindeki personel krizine ilişkin “on kırmızı bayrak” kaldırdığını yazdı.

Hanoch Dauba ise Güney Lübnan’daki mevcut durumu, 2000 yılı öncesindeki “güvenlik kuşağı” dönemine benzeterek, israil askerlerinin yeniden “atış poligonundaki ördekler” haline geldiğini söyledi.

Dauba, “Bu gerçeklik 1990’lardaki güvenlik kuşağı hissini yeniden hatırlatıyor. Bu bir zafer görüntüsü değil; aşınmanın, donukluğun ve liderliğin açıklamalarıyla sahadaki gerçeklik arasındaki derin uçurumun göstergesidir” dedi.

Üst düzey askeri liderliği de eleştiren Dauba, Gazze ve Lübnan’da iki buçuk yıllık çatışmaların ardından hala “temizlik operasyonları ve ev yıkımlarına” dayanılmasını “mesleki ve kurumsal bir utanç” olarak değerlendirdi.

Dauba ayrıca israil ordusunda “zehirli bir atmosfer” bulunduğunu, subayların profesyonel eleştirilerinin “zayıflık”, operasyonel temkinin ise “saldırgan ruh eksikliği” olarak görüldüğünü söyledi.

Açık siyasi ve askeri hedeflerin bulunmamasının sahadaki askerleri “başarısızlığa sürüklenen bir savaşın yakıtı” haline getirdiğini ifade eden Dauba, operasyonların faydasına ilişkin gerçek bir profesyonel tartışmanın israil medyasında neredeyse hiç yapılmadığını belirtti.

Muhabir: Mehmet Yaman