Ramazan Öncesi Kuşatma ve Kısıtlamalar
Normal şartlarda her yıl Ramazan ayında Batı Şeria’dan yüz binlerce Filistinli ibadetlerini gerçekleştirmek üzere Kudüs’e akın ederken, işgal rejimi bu yıl engelleri en üst seviyeye çıkardı. Ekim 2023’ten bu yana uygulanan katı ambargolar nedeniyle, son iki yıldır Batı Şeria sakinlerinden sadece çok kısıtlı bir grubun Kudüs’e geçişine izin veriliyor. İşgal makamları, mübarek ay öncesinde Kudüs’teki Filistinlilere yönelik alıkoyma ve şehirden uzaklaştırma operasyonlarını da hızlandırdı.
Gençlere Yasak, Yerleşimcilere İzin
İşgal rejiminin kirli planı çerçevesinde, sadece Ocak ayında Eski Kudüs ve Batı Şeria kökenli 135’ten fazla kişi hakkında Aksa’dan uzaklaştırma kararı verildi; bu uygulama Şubat ayında da artarak sürdü. Çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce Filistinliye 6 aya varan sürelerle Mescid-i Aksa’ya giriş yasağı getirilirken, tezat bir şekilde işgal rejimin aşırı sağcı Bakan Itamar Ben-Gvir’in talimatıyla yerleşimcilerin cami avlusunda dini ritüeller gerçekleştirmesine ve dua etmesine imkan tanınıyor.
"Cemaat Sayısı Bilinçli Olarak Düşürülüyor"
Basına önemli açıklamalarda bulunan Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh İkrime Sabri, bu yıl Mescid-i Aksa’da saf tutacak Müslüman sayısının geçmiş yılların çok gerisinde kalacağını ifade etti. Sabri, işgal rejiminin Batı Şeria’dan gelecek olanlara hiçbir kolaylık sağlanmayacağını ilan etmesinin, kısıtlamaların daha da sertleşeceği anlamına geldiğini belirterek, onlarca gencin Ramazan ayı boyunca kutsal mabedinden koparılacağını dile getirdi.
2017 Sonrası Sinsice Uygulanan Plan
İşgalci sağcı hükümetin Mescid-i Aksa’yı bölme ve kontrol altına alma niyetinin yeni olmadığını hatırlatan Şeyh Sabri, 2017 yılında kapılara yerleştirilmek istenen metal dedektörlerin Filistin direnişiyle boşa çıkarılmasının ardından, işgal rejiminin daha sinsi ve aşamalı bir yöntem izlediğini belirtti. Kışkırtıcı baskınlar, şofar çalma girişimleri ve provokatif duaların, Aksa’nın tamamen ele geçirilmesine yönelik saldırgan bir planın parçası olduğu vurgulandı.
İşgalci rejim uygulamaları sadece Mescid-i Aksa ile de sınırlı değil. Kudüs'teki mahalleler özellikle de Aksa'ya yakın olanlar bunlardan nasibini alıyor.
Siyonist rejim makamları, şubat ayı başında Mescid-i Aksa'nın güneyindeki Silvan kasabasındaki El-Bustan Mahallesi'nde ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 14 ev için yıkım kararı çıkardı.
Aksa'nın kuzeyindeki Şeyh Cerrah Mahallesi'nde de çok sayıda aile, Ultra Ortodoks Yahudiler (Haredi) için 8 katlı bir dini okul (Yeşiva) ve konut inşaatları nedeniyle evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.
Bu konuda da değerlendirmede bulunan İkrime Sabri, "İşgalin Kudüs'e karşı aldığı her karar, Yahudileştirme sürecinin bir parçasıdır. Şeyh Cerrah, Aksa'nın kuzeyinde, Silvan da güneyinde. Bu iki mahalleye odaklanarak Aksa'nın kuşatılması ve kontrol altına alınması hedefleniyor." dedi.
İşgal rejimin uyguladığı "yıkım politikasının" ırkçı, adaletsiz, yasa dışı ile insanlık dışı ve İngiliz manda döneminden kalma bir politika olduğunu dile getiren Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri, Arap ve Müslüman ülkeleri liderleri ile halklarını, Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya karşı sorumluluklarını yerine getirmeye ve Filistinlilere yardım eli uzatmaya çağırdı.





