HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ramanlı, eğitim sistemindeki yozlaşmaya, dijital medyanın çocuklar üzerindeki tahribatına ve Batı menşeli eğitim modelinin ifsat edici yönlerine dikkat çekti.
Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıların yürekleri dağladığını belirten Ramanlı, “Bu menfur saldırılarda katledilen öğretmen ve öğrencilerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabr-ı cemil diliyor; yaralılara acil şifalar temenni ediyoruz. Yaşanan bu acı hadiseler, okullarımızda giderek artan şiddet sorununu bütün yönleriyle ele alma ve çocuklarımızı güvenli eğitim ortamlarında yetiştirme sorumluluğumuzu bir kez daha acil ve yakıcı bir şekilde gündemimize taşımıştır.” dedi.
“Fıtrattan uzak seküler eğitim anlayışı sorgulanmalıdır”
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının münferit hadiseler olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Ramanlı, sorunun temelinde yatan yapısal nedenlere işaret etti.
Aile yapısındaki zayıflama, değer üretmede başarısız olan sisteme ve manevi eksikliğe dikkat çeken Ramanlı, "Bugün eğitim sistemi yalnızca sınav kazandıran değil; insan yetiştiren bir yapıya kavuşmak zorundadır. Bunun için öncelikle fıtrattan uzak seküler eğitim anlayışı sorgulanmalıdır. İnsanı sadece ekonomik üretim aracı gören, ruhunu, ahlakını ve manevi yönünü ihmal eden bir sistem; bilgi verir ama hikmet vermez, diploma verir ama şahsiyet kazandırmaz." ifadelerini kullandı.
“Öğretmeni değersizleştiren toplum, geleceğini değersizleştirir”
12 yıllık kesintisiz eğitim modelinin her çocuğu aynı kalıba sokan mekanik bir düzen ürettiğini belirten Ramanlı, “Her bireyin kabiliyeti farklıyken herkesi aynı sırada, aynı müfredatta, aynı hedefe mahkûm etmek ciddi bir israftır. Mesleki yönelimler erkene çekilmeli, kabiliyet temelli eğitim esas alınmalıdır. Eğitimin omurgası olan öğretmenlerin itibarı mutlaka iade edilmelidir. Öğretmeni değersizleştiren toplum, geleceğini değersizleştirir. Maaşıyla, sosyal haklarıyla, karar mekanizmalarındaki yeriyle ve toplum nezdindeki saygınlığıyla öğretmen yeniden hak ettiği konuma yükseltilmelidir.” şeklinde konuşu.
"Değerler eğitimi fen ilimleri kadar önemli görülmeli"
Eğitimde ekran bağımlılığı yerine kitap merkezli bir anlayışın esas alınması gerektiğini belirten Ramanlı, sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji araçtır; amaç değildir. Kitapla kurulan derin ilişki, ekranla kurulan yüzeysel temastan üstündür. Bu sebeple kitap esaslı eğitim yeniden merkeze alınmalı; okuma, düşünme, yazma ve muhakeme becerileri güçlendirilmelidir.
Bir başka temel mesele ise değerler eğitiminin yeterince öncelenmemesidir. Bilgili ama vicdansız nesiller yetiştirmenin topluma faydası yoktur. Adalet, merhamet, dürüstlük, hayâ, sorumluluk ve kul hakkı bilinci; matematik kadar, fen kadar önemli görülmelidir. Büyük İslam âlimi Üstad Bediüzzaman’ın sunduğu reçete bunu net olarak özetliyor: 'Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.”
"Okullar resmî ideolojinin propaganda alanı olmamalı"
Mevcut sistemin ideolojik dayatmalarına tepki gösteren Ramanlı, “Eğitim sistemi, tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen Kemalist ideolojik kalıplardan arındırılmalıdır. Okullar resmî ideolojinin propaganda alanı değil; hakikatin, özgür düşüncenin, köklü tarihsel anlayışın, inanç ve kültür temelli eğitimin öğretildiği mekânlar olmalıdır." dedi.
“‘Medya okuryazarlığı’ ve ‘Dijital okuryazarlık’ dersleri zorunlu olmalı”
Geleneksel ve sosyal medya araçlarının gençler üzerindeki yıkıcı etkisine de değinen Ramanlı, “Çocuklarımızın medya ve dijital dünyanın zararlı etkilerine karşı korunması için mutlaka daha ciddi tedbirler alınmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın müfredatında 'Medya okuryazarlığı' ve 'Dijital okuryazarlık' gibi bazı derslerin yer almasını önemli buluyoruz. Ancak bu derslerin seçmeli olması nedeniyle öğrencilerimizin bu alanda yeterli bilinç düzeyine ulaşamadığı görülmektedir. 'Medya okuryazarlığı' ve 'Dijital okuryazarlık' eğitimlerinin, bütün öğrencileri kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması ve zorunlu dersler arasında yer alması gerekir.” ifadelerini kullandı.
“Yapılacak her türlü yapıcı düzenlemenin destekçisi olmaya devam edeceğiz”
Sosyal medyaya yaş sınırlaması getirilmesi yönündeki yasal düzenlemenin Meclis gündemine gelmesini ise önemli bir adım olarak değerlendiren Ramanlı, “Çocuklarımızın medya ve dijital dünyanın zararlı etkilerinden korunması, sağlıklı ve bilinçli bireyler olarak yetişmesi için yapılacak her türlü yapıcı düzenlemenin takipçisi ve destekçisi olmaya devam edeceğiz.” dedi.
"Batı'nın ifsat edici eğitim sistemine neşter atılmalıdır"
Eğitim kurumlarında yaşanan şiddetin, Batılı eğitim sistemlerinin dünyaya yaydığı bir problem olduğuna dikkat çeken Ramanlı, şu ifadeleri kullandı: “Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının elbette farklı toplumsal sebepleri olabilir; ancak tekil örnekler büyük resmi görmemizi engellememelidir. Asıl problem, eğitim sisteminde Batılı değer yargılarını; inanç değerlerimizi ve kültürel kodlarımızı hesaba katmadan tepeden inmeci bir yöntemle dayatmaktır. İster sağ, ister sol, isterse de muhafazakâr ya da liberal olarak yorumlansın; mevcut sistem iyi insan yetiştirme amaçlı değil, aynı tornadan çıkmışçasına benzer bir zihin dünyasına sahip, kariyer odaklı düşünen bireyler yetiştirme amacıyla düzenlenmiştir. Batı’dan fonlanan kimi kurumların da ıslah amaçlı faaliyet yürüten yapı ve toplulukları hedef alması; medyatik araç ve tipleri kullanarak ifsadın önüne set olan bariyerleri itibarsızlaştırma çabası, bu faaliyetlerin önünü açmaktadır.”
“Eğitim programlarına ahlak eksenli yeni bir format kazandırılmalı”
İfsat sistemine ciddi bir neşter atılması gerektiğine vurgu yapan Ramanlı, “Eğitim programlarına ve kurumsal organizasyonlara inanç ve ahlak eksenli yeni bir format kazandırılması gerekmektedir. Yargı ve kolluk kurumlarının, muhalefet partilerinin tüm çekinceleri ve bürokratik engelleri bir tarafa bırakıp bu hayati konuda iş birliği yapması, ülkenin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır." dedi.





