Suriye’de yaşanan son gelişmelerle birlikte bazı çevrelerin refleks halinde HÜDA PAR’ı hedef alması, asıl sorumluluğu örtme çabası olarak okunmalı. Oysa sahaya, tarihe ve somut gerçeklere bakıldığında tablo net. Kürt halkı bu noktaya HÜDA PAR’ın tercihleriyle değil, yıllardır silahı siyaset yerine koyan, masayı kurup yıkan, bedeli ise halka ödeten PKK çizgisinin kararlarıyla sürüklendi.

Bugün Suriye’de Kürt halkı mağduriyet yaşıyorsa, bunun sorumlusu HÜDA PAR mı? Yoksa yıllardır “Kobani” diyerek burada bile Kürt şehirlerini ateşe veren, hendek siyasetiyle binlerce Kürt gencini toprağa gömen, mahalleleri harabeye çeviren PKK çizgisi mi? Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de yakılan evlerin, yıkılan sokakların hesabı kime soruldu?

Aynı yapı, Suriye’de fiili güç elde eder etmez ilk kimi sürgün etti? Kendi gibi düşünmeyen Kürtleri. İlk baskıyı kime uyguladı? Kendi halkına. Muhalif Kürtler ya göçe zorlandı ya da susturuldu. Kürt kimliği adına yola çıkanlar, Kürt’ün iradesini ilk fırsatta ezdi.

ABD’nin petrol ve hapishane bekçiliği Kürt halkına ne kazandırdı?

Yıllarca Suriye’nin petrol sahaları YPG/SDG’nin kontrolündeydi. ABD’nin himayesinde, milyarlarca dolarlık bir ekonomik alan yönetildi. Peki bu kaynaklar Kürt halkına mı harcandı?

Neden Kobani’de çocuklar soğuktan donuyor? Neden altyapı yok, neden şehirler harabe? Neden elektrik yok, neden yakacak yok?

Eğer bu kaynaklar halk için kullanıldıysa, bugün yaşananlar neden? Kullanılmadıysa, o paralar nereye gitti?

“Savunmaya harcandı” deniliyorsa, o zaman şu soru sorulmalı: Madem bu kadar büyük bir askeri güç vardı, iki gün içinde neden geri çekildiniz?

ABD’nin yıllarca yığdığı ağır silahlar parayla mı alındı? Yoksa bedava verilen bu silahlar da bir pazarlığın parçası mıydı?

Kim kimi dolandırdı?

YPG/SDG’nin eski yöneticilerinden Ahmet Osman’ın itirafları ortada. Açıkça ne diyor?

“PKK, ABD’yi uzun yıllardır dolandırıyor. En kalabalık döneminde dahi sayısı 35 bini aşmayan örgüt, 80-90 bin kişilik maaş ödemeleri aldı. Bu dolandırıcılıkta ABD’lilerin de payı vardı. Özellikle Brett McGurk buradan ciddi kazanç elde etti. Onun sahaya inmesi sonrası Irak’a kaçak nakil koridorları kuruldu.”

Bu sözler muhaliflerin değil, içeriden gelen itirafların ifadesidir.

O halde soralım: Bu paralar kimin cebine gitti? Kimler zenginleşti? Kimler halkın sırtından “devrim” pazarladı?

Belediyeler, kaynaklar ve çürüyen şehirler

Türkiye’de de tablo farklı mıydı? Yıllarca belediyeleri yöneten aynı zihniyet, bırakın kenti kalkındırmayı, kışın yolları bile temizleyemedi. Kaynak vardı, bütçe vardı, imkan vardı. Peki sonuç ne oldu?

Hizmet yok ama ama propaganda hep var. Slogan çok, mağduriyet dili hiç eksik olmadı. Hem burada hem Suriye’de Kürt halkı mağdur edildi, sonra dönüp suçlu olarak başkaları işaret edildi.

Masa kurarken HÜDA PAR’a mı sordunuz ki yıkarken suçluyorsunuz

Bu siyasi çizgi, istediği zaman masa kurdu.

İstediği zaman o masayı devirdi.

Türkiye’de yürütülen ilk çözüm sürecinde kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapıldı, beklentiler yükseltildi ardından bu süreç, hendek siyasetiyle birlikte çukurlara gömüldü. Sur, Cizre, Nusaybin yıkılırken; binlerce Kürt genci hayatını kaybederken sorumluluk üstlenilmedi. Aksine, faturanın adresi olarak yine başkaları gösterildi.

Aradan yıllar geçti, ikinci bir süreç başlatıldı. Yine sistemle, merkezle kurulan temas artık gizlenmedi. Öyle ki, neredeyse ülkü ocaklarına haftalık ziyaret gerçekleştirecekler. Dün “faşist” denilen adresler, bugün “diyalog zemini” olarak sunuldu.

Ancak iş, kendilerinden olmayan Kürtlere gelince tablo tamamen değişti. Ne bir istişare yapıldı, ne bir kanaat soruldu, ne de “Bu millet ne düşünüyor?” denildi.

Bugün Suriye sahasında yaşananlar da bu çizginin devamıdır.

“Anlaştık” dediler, sonra vazgeçtiler. Sahada dengeler değişti, geri çekilmeler yaşandı, halk yine ortada kaldı. Bunun bedelini kim ödedi? Yine Kürt halkı.

Ama sorumluluk kime yüklendi? Yine başkalarına.

929111 Image1

Sosyal medyada “Kobani’de çocuklar soğuktan donuyor” diyerek HÜDA PAR’a saldırılar organize edilirken, DEM’li vekiller, Abdullah Öcalan’ın Devlet Bahçeli’ye özel dokuttuğu kilimi taşıdı.

Peki kimse sordu mu; HÜDA PAR Genel Başkanı, bir törende birçok siyasetçiyle birlikte Bahçeli’yle yan yana geldi sosyal medyada hakaret yağmuruna tutan vekiller, bugün nasıl oluyor da koşa koşa Öcalan’ın Bahçeli’ye dokutturduğu kilimi taşımaya gidiyor?

PKK çizgisine göre bu dünyada herkes ‘öz savunma’ verebilir; partiler verir, vatandaş verir hatta gerekirse uzaylılar bile verir… Ama konu kendilerine gelince mutlak bir dokunulmazlık başlar. On binlerce insanın hayatına mal olan kararlar, yakılan şehirler, sürülen Kürtler, buharlaşan milyarlarca dolar ve ortada bırakılan halk için tek bir samimi muhasebe dahi yapılmaz. Her felaketin sorumlusu mutlaka başkasıdır; kimi zaman devlet, kimi zaman bölgesel dengeler, kimi zaman “uluslararası komplolar”… Ama asla kendi tercihleri, kendi masaları, kendi silahları ve kendi hesapları değil.

Muhabir: Mehmet Yaman