Ekonomik düzenlemeleri içeren torba yasa görüşmeleri sırasında, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) muafiyetine dair mevzuatta çok önemli bir değişikliğe gidildi. Yıllardır süregelen ve pek çok aileyi mağdur eden "sürücü belgesi" şartı, belirli kriterleri taşıyan bireyler için artık bir engel olmaktan çıkıyor.
EHLİYET ENGELİNE ANAYASA MAHKEMESİ AYARI
Düzenlemenin yasalaşma sürecindeki en önemli itici güç, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) daha önce verdiği iptal kararı oldu. Yüksek Mahkeme, ortopedik engelli olmasına rağmen sağlık durumu el vermediği için sürücü belgesi alamayan kişilerin ÖTV muafiyetinden yararlanamamasını "eşitlik ilkesine" aykırı bulmuştu. Bu karar doğrultusunda harekete geçen Meclis, kanun teklifine eklenen yeni bir maddeyle hukuki boşluğu doldurdu. Artık fiziksel engeli nedeniyle direksiyon başına geçemeyeceği resmi raporlarla tescillenen vatandaşlar da bu haktan mahrum kalmayacak.
YÜZDE 40 ENGELLİ ORANI VE 10 YIL ŞARTI
Yeni sisteme göre, ÖTV'siz araç alabilmek için kişinin en az yüzde 40 ve üzerinde ortopedik engel oranına sahip olması gerekiyor. Yapılan değişiklikle birlikte, bu engelinden dolayı sürücü belgesi (ehliyet) alması mümkün olmayan bireyler, devletin sunduğu vergi avantajından faydalanarak kendi adlarına araç satın alabilecekler. Ancak suistimallerin önüne geçmek adına bir "süre" kısıtlaması da getirildi. Hak sahipleri, bu muafiyetten 10 yılda sadece bir kez yararlanabilecekler.
AİLELER VE BAKIMA MUHTAÇ BİREYLER İÇİN BÜYÜK KOLAYLIK
Bu düzenleme, özellikle ulaşım sorunu yaşayan ve hastane süreçleri yoğun olan engelli bireyler ile onların bakımını üstlenen aileleri için adeta bir can suyu niteliği taşıyor. Daha önce sadece "aracı bizzat kendisi kullanabilen" ortopedik engellilere tanınan bu hak, kapsamın genişletilmesiyle birlikte çok daha geniş bir kitleye hitap edecek. Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından, belirlenen şartları taşıyan vatandaşlar belirlenen fiyat limitleri dahilindeki taşıtları vergisiz olarak edinebilecekler. Uzmanlar, bu adımın sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını ciddi oranda artıracağını vurguluyor.