Dünya Sağlık Örgütü yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yayılan Ebola salgınının Orta Afrika’da yayılma riskinin “yüksek”, küresel düzeyde ise “düşük” olduğunu değerlendirdi ve hastalığın muhtemelen “yaklaşık iki ay önce” yayılmaya başladığını belirtti.

BM’ye bağlı kuruluş, pazar günü 100 milyondan fazla nüfusa sahip olan ve özellikle doğusundaki ulaşılması güç, silahlı grupların şiddeti altındaki eyaletlerde yayılan virüsün ülkedeki 17’nci salgın dalgasıyla mücadele için uluslararası çapta halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.

Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın şu ana kadar 139 kişinin ölümüne yol açmış olabileceğini ve yaklaşık 600 muhtemel vakaya neden olduğunu tahmin ediyor. Hastalığın küresel salgına dönüşme riskinin şu aşamada “düşük” olduğu belirtilse de salgının uzun sürebileceği ifade edildi.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Dünya Sağlık Örgütü, salgın riskini ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük olarak değerlendiriyor” dedi.

Konuyla ilgili tavsiyelerde bulunmakla görevli Acil Durum Komitesi ise mevcut Ebola salgınının “küresel pandemi acil durumu kriterlerini karşılamadığını” belirtti.

Brüksel’den açıklama yapan Avrupa Birliği Sözcüsü Eva Hrncirova da, Ebola virüsünün AB’de yayılma riskinin “çok düşük” olduğunu söyleyerek, Avrupalıların mevcut halk sağlığı önlemlerinin ötesinde ek tedbirler almasını gerektiren herhangi bir işaret bulunmadığını ifade etti.

Ebola, ölümcül olabilen kanamalı ateşe yol açıyor. Son 50 yılda Afrika’da 15 binden fazla kişinin ölümüne neden olan hastalık, Covid-19 veya kızamık gibi hastalıklara kıyasla daha düşük bulaşıcılığa sahip kabul ediliyor.

Şu ana kadar Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Ituri ve Kuzey Kivu bölgelerinde 51 vaka doğrulandı.

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın Bunia’daki acil durum sorumlusu Trish Newport, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Çok sayıda şüpheli vaka var. Yeterli yatağımız yok. Bu size mevcut durum hakkında fikir verir” dedi.

Uganda’da bir vaka ve bir ölüm kaydedildi ancak şu ana kadar yerel bir salgın odağı açıklanmadı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde virüse yakalanan bir Amerikalı tedavi için Almanya’ya nakledildi. Alman makamlarına göre hastalık belirtisi göstermeyen eşi ve üç çocuğu da Washington’un talebi üzerine aynı hastanede karantinaya alınacak.

ABD pazartesi günü, Afrika’daki etkilenen ülkelerden gelen yolcular için sınır sağlık kontrollerini sıkılaştırdığını duyururken, Bahreyn de salı akşamı bu ülkelerden gelen yolcuların girişini bir ay süreyle yasakladı.

DSÖ Acil Sağlık Uyarı ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdurrahman Mahmud, Acil Durum Komitesi’nin tavsiyeleri açıklanana kadar “Tüm temaslılar ve enfekte kişiler seyahat etmemeli” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü DSÖ’yü Ebola nedeniyle acil durum ilan etmekte “biraz geç kalmakla” eleştirdi.

DSÖ Genel Direktörü Tedros ise çarşamba günü buna yanıt olarak, “Uluslararası sağlık düzenlemeleri ve örgütün sorumlulukları konusunda yeterli bilgi olmayabilir. Biz diğer kurumların yerini almıyoruz, onları destekliyoruz. Bu nedenle yanlış anlama söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.

Şu ana kadar tespit edilen ilk Ebola vakası, 24 Nisan’da Ituri’nin Bunia kentindeki bir sağlık merkezine başvuran bir hemşire oldu. Ancak salgın odağı, yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Mongbwalu bölgesinde tespit edildi. Bu durum, hastalığın başka bölgelere yayılmadan önce burada dolaşımda olduğuna işaret ediyor.

DSÖ’ye salgın hakkında ilk bildirim 5 Mayıs’ta yapılırken, ilk Ebola vakası 15 Mayıs’ta doğrulandı ve iki gün sonra uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan edildi.

DSÖ’de viral kanamalı ateşler teknik sorumlusu Anais Legan gazetecilere yaptığı açıklamada, “Sorunun kapsamı göz önüne alındığında Ebola’nın yaklaşık iki ay önce yayılmaya başladığını düşünüyoruz. Ancak soruşturmalar hâlâ sürüyor” dedi.

Tedros, virüsün tespit edilmeden önce yayılmış olması nedeniyle vaka sayılarının artmaya devam etmesini beklediklerini söyledi.

DSÖ Başkanı ayrıca, tahmini vaka sayısının yüksekliği, salgının şehir merkezlerine yayılması, sağlık çalışanları arasındaki ölümler, nüfus hareketliliği ve henüz onaylanmış aşı ya da tedavisi bulunmayan Bundibugyo varyantının varlığı gibi nedenlerle “daha fazla yayılma ve ölüm riski konusunda ciddi endişe” bulunduğunu ifade etti.

Anais Legan ise “Önceliğimiz temaslı takibi, şüpheli ve doğrulanmış vakaların izole edilmesi ve tedavi edilmesi yoluyla bulaş zincirini kırmaktır” dedi.

Bunia yakınlarındaki Rwampara Hastanesi’nde sağlık personeli ve koruyucu ekipman ihtiyacının giderek arttığı belirtilirken, yerel bir gençlik derneği temsilcisi Salam Bamonoba, “Mezarları kazıyor ve ölüleri hiçbir eldiven ya da koruyucu ekipman olmadan kendi ellerimizle gömüyoruz” diye konuştu.

Ebola virüsü, fiziksel temas ve vücut sıvıları yoluyla bulaşan, ölümcül ve son derece tehlikeli bir hastalık olarak biliniyor. Mevcut salgın, ölüm oranı yüzde 40’a ulaşabilen Bundibugyo türünden kaynaklanıyor ve bu varyanta karşı onaylanmış bir aşı ya da tedavi bulunmuyor.

Bu nedenle salgını kontrol altına alma çalışmaları büyük ölçüde izolasyon önlemleri ve hızlı vaka tespitine dayanıyor. Geliştirilen yeni aşı ve tedavilerin ise yalnızca Ebola’nın Zaire türüne karşı etkili olduğu belirtiliyor. Uzmanlar komitesi salı günü yaptığı toplantıda, hızla yayılan ve endişe yaratan salgını kontrol altına almak amacıyla mevcut ve aday aşılarla tedavi seçeneklerini değerlendirdi.

Muhabir: Mehmet Yaman