AK Parti’nin TBMM’ye verdiği torba kanun teklifinin “Basın Ve İnternet Haber Siteleri” kısmındaki maddelere göre gazete, dergi ve internet siteleri Atatürk ilke ve inkilaplarına aykırı yayın yapamamaya devam edecek.
1994’ten beri uygulamada olan bu kısıtlamaya uymayan yayın organlarına kademeli olarak çeşitli yaptırımlar uygulanacak.
Toplumun geniş bir kesimi "Kemalist tahakküm kalksın, fikirler özgürce tartışılsın" derken, yeni düzenleme statükonun en katı halini yasal koruma kalkanına almayı hedefliyor.
Yasa tasarısının yasak kapsamı o kadar geniş tutuluyor ki, yakın tarihin en radikal toplumsal mühendislik projeleri hakkında akademik veya gazetecilik düzeyinde dahi sorgulama yapmak imkansız hale geleceği, tasarının yasalaşması durumunda Şapka Kanunu, Harf Devrimi ve kılık-kıyafet inkılabına yönelik eleştirel yaklaşımlar doğrudan suç kapsamına alınacağı bildiriliyor. Bununla da kalmayıp; hilafetin kaldırılması, tekke, zaviye ve dergahların kapatılması ile İslami kıyafetlere getirilen kısıtlamaların toplumsal etkilerini sorgulamak ya da laiklik ilkesinin uygulamalarını eleştirmek engellenecek.
Yeni tasarı sadece tarihsel olayları değil, güncel siyaset ve ekonomi politikalarını da tek bir potaya zorluyor. Örneğin Atatürk ilkeleri arasında yer alan "Devletçilik" ilkesi uyarınca, serbest piyasa ekonomisini savunmak, liberal devlet modellerini önermek ya da devletin ekonomideki ağırlığını eleştirmek de yasak kapsamına girmiş olacak. Öte yandan, resmi ideolojinin milliyetçilik anlayışına dair yapılacak her türlü yapısal eleştiri de doğrudan bu sansür mekanizmasına takılacak.
Medya sektörü ve hukukçular, bu düzenlemenin aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucu değerlerini ve fikriyatını yasa gücüyle dokunulmaz kılma çabası olduğunu belirtiyor.
Vatandaşlar tek tipçi ve dayatmacı zihniyetin tortularından kurtulmayı beklerken, bugün gelinen noktada en temel hak olan eleştiri hakkının bile ellerinden alınmasına tepki gösteriyor.






