Kar payı ortaklığı (Mudaraba) en helal kazanç türlerindendir. Öyle ki bu vesileyle, hem ticari alanda tecrübe sahibi olup da sermayesi olmayanlar hem de sermayesi olup da ticari tecrübesi olmayanlar, gerçekleştirdikleri bu akitle kar elde etmiş olacaktır. Bunula ilgili detayları ve sahabelerin bu şekilde elde ettikleri bereketli kazançları bir önceki yazımda geniş bir şekilde ele almıştım. Ancak bu bereketli kazancı bazen farkında olmadan faize bulaştıracak adımlar içerisine girildiğine şahit olmaktayız. Bu tehlikeli durum bazen sermayemizi teslim ettiğimiz kişinin faize bulaşmış olmasıyla gerçekleşirken bazen de mudaraba yerine faiz akdi gerçekleştirerek meydana gelmektedir.

Evet, kardan bahsediyorum. Verdiğimiz sermayenin üzerine haftalık, aylık veya senelik eklenen karlardan… Öncelikle sermayenin çalıştırıldığı ticari alanın, tamamıyla faizden uzak durması gerekir. Dolayısıyla faizli bankalarla mudaraba akdi yapmak caiz değildir.

Kar payı ortaklığında sabit gelirin söz konusu olduğu her türlü ticaret iyi bir şekilde araştırılmalıdır. Mesela yirmi bin lirasını mudaraba akdiyle bir kimseye veren kişi her ay düzenli bir şekilde sabit kar elde ediyorsa büyük ihtimal bunda faiz vardır. Çünkü bir ticarette her ay belirli meblağda kazanç elde etmek imkansız gibidir. Mudaraba ortaklığında sermaye sahibi ile parayı çalıştıran, kendi aralarında anlaştıkları yüzdelik veya ondalık karla kazanç elde ederler. Bu kazanç da sermaye parasından değil de elde edilen kardan alınmalıdır.

Yukarıda geçen fıkhî hükme binaen;

- Bazı katılım bankalarının öncülük ettiği kar payı ortaklığı hesabında, sermaye sahibi aylık düzenli kazanç elde ediyorsa bunun detayını bütün şeffaflığıyla bankadan öğrenmelidir. Arada cüzi bir farkla dahi olsa aydan aya elde edilen karın oranı değişmelidir.

- Sabit kar ancak; parayı çalıştıranın gayrimenkul tarzı bir yeri satın alması veya ortak olmasıyla gerçekleşebilecek bir durumdur. Öyle ki çalıştıran kişi aldığı bu gayrimenkulü veya hissesini kiraya vermiş olacak ki bu kirayla sabit bir kazanç elde etsin. Yoksa bu şekildeki bir kazanç, daima içerisinde şüphe barındırmış olacaktır.

- Kar payının sabit olmasının bir diğer tehlikesi de şudur; sermayeyi çalıştıran kişi, olur da bazen fazla kazanç elde eder ve paranın asıl sahibini bu kazançtan mahrum bırakır. Ya da bazen zarar eder ve buna rağmen ortağına fazla para vererek kendisini mağdur eder.

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) rivayet ediyor: Gün gelecek insanlar elde ettiklerini (kazancı) sorgulamayacak. Acaba helalden mi yoksa haramdan mı? (Buharî) İşte bu asrın müslümanları olarak tam da o günü yaşıyoruz. Üç beş kuruş biriktirdik mi nasıl ve ne şekilde olduğuna bakmadan ne olduğu belirsiz ticari kurumlara başvuruyoruz.

Her aile için asıl olan evinin huzuru, çocuklarının geleceğidir. Haram rızkın girdiği evlerde huzurun bulunduğu görülmemiştir. Bedenini haram yollardan elde edilmiş yiyeceklerle büyüten, aynı yoldan elde edilmiş elbiselerle setreden bir çocuğun geleceği ne babaya nede anneye hayır verir.